Kapı, aynı anda zil, yumruk ve tekme sesleriyle çalıyordu. Sabahın erken saatinde kim ne isterdi ki kendi halinde yaşamaya çalışan Baekhyundan. Yatağında garip şekilde uyuyakalan beden kendini zor bela düzeltip oturdu, saate baktığında henüz 06.03tü. Derin bir of çekti açmazsam gider diye düşünüp gerisin geri yastıkla buluştu. Zaten gece boyu saçma sapan günlüğünü okuyarak geçirmiş neredeyse yarım saattir uykuya dalmıştı şu an kapıyı alacaklı gibi çalan kişiyle hiç uğraşamazdı.
Lânet olsun ki kapı bir saniye dahi susmuyordu. Yataktan sürüklenircesine çıktı. Bedeni zaten yorgundu belinden düşen pijamasını tuta tuta merdivenden inmeye başladı. Gelen kişiyi tahmin ederek adımlıyordu Baekhyun. Gelen Luhan ise bu şekilde kapıyı kırarcasına çalmazdı. Narin ve düşünceli biriydi o. Gelen Sehun olamazdı bu saatte kapıya dayanıp bu şekilde davranmazdı.
Elini kapı koluna atıp yavaşça indirmesiyle kapının ivedilikle itilmesi bir oldu. Küçük olan daha ne olduğunu bile anlamadan içeriye uçarcasına giren Jongin salona gitmişti bile. Sıralayacagı türlü hakaret ve küfürleri yutarak yüzüne pekte samimi olmayan bir gülüş yerleştirdi odaya adımlarken.
"Sabahın bilmem kaçında kapımı kırmanın mantıklı bir açıklaması vardır diye umuyorum Jongin." Gülümserken gözlerden alev çıkar mıydı. Çıkıyormuş onu anladı Jongin.
"Ben uyuyorsun, duymazsın diye öyle şey ettim" dedi Jongin mahcup sesiyle. Birazdan istecegi şey için mecburen alttan alıyordu. Yoksa umrunda bile değildi Baekhyun un uykusu. Ama bunu karşısındakinin bilmesine gerek yoktu değil mi.
"Jongin ne isteyeceksin" Baekhyun kendini ikili koltuğa bırakıp uzandı ayaklarını kendine çekip, mantıklı bir cevap bekliyordu. Lütfen mantıklı bir açıklama bulamasın da onu haşlayayım diye umuyordu.
"Mm şey. Ben düşündümde bir kaç gün burada yaşasam nasıl olur."
"Dayının evi dururken neden burası. Jongin yorma beni bak hala uykum varken sakinken anlat herşeyi hm?" Anlatmasını istiyordu ama anlatırken duyacagindan dahi emin değildi. Uykusu geliyordu yahu!. Gece uyumamış saçma sapan geçmiş hayatını düşünüyordu. Sanki düşünecek pek bir şey varmış gibi.
"Ben temelli koreye taşındım. Dayım biraz öfkeli siniri yatıştığı an karşısına çıkacağım." Zihninde sıraladığı cümleler tam olarak bunlar değildi ama olsundu. Bir şekilde kendini ifade etmişti. Normalde Baekhyun bu kadar sorgulamazdı diye düşündü niçin irdeliyordu ki.
"Sebep?" Dedi küçük olan tek düze bir sesle. Aslında öğrenmek istemiyordu ama Park babasını sinirlendirecek ne yapmış olabilir diye düşünmekten kendini alamadı.
"Babama haber vermeden ispanyadan kaçtım. Dans okulunu yaktım. Yaklaşık 3 haftadır dayımdan kaçıyorum. Çünkü ilk 4 gün beni bulamadıkları için kırmızı bültenle arama kararı çıkartmış." Dedi araya sevimli olacağını düşündüğü kahkahaları koyuyordu. Küçük olan koltukta diklenip gözlerini üzerinde gezdirdi. Kuzeni kesinlikle eceline susamıştı. Yoksa 3 hafta kimseye haber vermeden avare gibi dolanmak akıl işi değildi.
"Niçin böyle bir şey yapma gereği duydun peki sayın kuzenciğim. Hayır Park babayı benden iyi tanıdığın halde niçin kaçmak yerine gidip kendini affettirmek için uğraşmıyorsun. "
Jongin koltuktaki duruşunu düzeltti. Yüzüne hin bir gülüş yerleştirdi. "Aslında senin yanına gelmem de bir çeşit kendimi affettirip olanları unutturma yöntemim olacak küçük kuzenim. Çünkü seninle bir kaç gün yaşadıktan sonra korumaların dayıma burada olduğumu söyleyecek ve onca günün öfkesi gün gün yok olduktan sonra yanına gidip ben zaten buradaydım diyip unutturacagım tabi sende dayıma beni affetmesi icin birazcık kuzenlik görevini yapacaksın."
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Gratefulness/ Minnet
FanfictionMerhaba ben Park Beakhy.. ahh özür dilerim Byun Baekhyun. 7 yıllık evliliğim bitmiş olsa da henüz alışamadım. Her neyse. Şu an benim restoranımda eski eşim Park Chanyeol bir kadınla benim yaptığım yemeği yiyerek soft bir sohbet içerisinde. Kıskanıyo...
