12

498 46 9
                                        


"Bir an gerçekten o küçük çocuklara, yaşlı insanlara da işkence edeceğini düşündüm Baekhyun " dedi Jongdae gözündeki yaşları silerken. Gülümsedim. Ben her şeyimi kaybetmiş biriydim. Geçmişimi, geleceğimi, ailemi, soyadımı hatta bir ara yaşama umudumu bile ama buna rağmen hiç bir zaman merhametimi masumiyetimi kaybetmedim. Onları kaybetmemek için çok çaba şart ettim. Evet kötüler cezasını bulmalı hemde en ağır şekilde fakat sırf onların yanında oldukları için heleki hiç bir şeyden haberi olmayan masum insanların canına zarar verecek değildim.

Şu an uçakla eve dönerken huzurluydum. Jongdae'yi zarar görmeden eve, babasına götürüyordum. O kansızların otel namına hiç bir şeyleri kalmamıştı. Onlar odalarına çıkarken elimdeki kumandaya yanlışlıkla basmıştım. Tamam peki yanlışlıkla olmayabilir ama basmıştım işte.

Odada kitli kalan çiftlerden bazıları birbilerine saldırmış hatta ölen vardı aralarında. Kimisi bunu taşıyamayıp intihar etmişti o içeri bıraktığım silahla ki benimde isteğim bu yöndeydi. Kimi gerçekten rakip diye gördüğü iş arkadaşıyla ilişkiye girmişti. Bu durum beni de şaşırtmıştı. Bunu beklemiyordum açıkçası. Bu yaşananların tümü kayıt altına alınıp tüm haber kanallarına postalandı. Nasıl olduğunu anlamadığım şekilde tüm kanallar kitlendi ve bu görüntüler yayıldı. Bunda benim parmagim yoktu ama Chanyeol için soz veremem çünkü gülümsemesi çok sinsiydi.

O gözleri bağlı masum insanları bir odaya götürmelerini söylemiştim. Elbetteki 29 yakışıklı korumalarıma söylediğim şeyler sadece masada oturanlar için büyük bir blöftü, bu adiliği yapmazdım. Onları bir süre yurt dışına gönderdim. Uzak durmaları en doğrusuydu. Heleki ülke karışmışken. Ve şimdide Jongdae ile koyu bir sohbete dalmış yemeğimizin gelmesini bekliyorduk.

Yanımda Chanyeol karşımda Jongdae ile sohbet ederken sebepsizce başım Yeolienin omzuna düşüyor. Orada kalsın istiyordum. Konuşmadan sadece öyle durup dinlenmek. " iyi misin " dedi avucunu yanağımda gezdirirken. Sen yanımdayken kötü olma ihtimalim yok demek istedim fakat tek yapabildiğim başımı kaldırıp yerimde daha dik oturup gülümsemek oldu. Belki de omzuna yaslanmamdan rahatsızdı ve bu şekilde beni kırmadan uyarmak istedi. Bu da bir ihtimaldi sonuçta.

Ben Jongdae ile sohbete dalmışken yemeklerimiz geldi ben yemeğe bakmadan elime çubukları alıp hala sohbet ediyordum. Birden hızla elimi kavradı Chanyeol ne olduğunu anlamadım. Gözlerine baktığımda alevler saçıyordu ve korumalardan birine bağırmak için ağzını aralamıştı, yemekte ne olduğuna baktığımda durumu anlamıştım.

" bu servisi kim hazırladı " diye bağırdı Chanyeol. Yemekte kabuklu deniz ürünü çorbası vardı. Ve sorun benim deniz ürünlerine alerjim olmasıydı. Bu öfkesinde haklıydı ben unutup farkında olmadan yediğim an hastaneye gitmem gerekliydi Koreye ulaşmamız en az 2 saat sonrayı bulacaktı. Elimdeki çubukları olduğu gibi önümdeki masaya koyup bekledim. Çünkü burada öfkeli biri varken benimde öfkelenmem yersiz olurdu. Bu sorumsuzluğun hesabını o soruyordu zaten.

" efendim servisler karışmış bay Kim için olan tabak Bay Park a verilmiş özür dilerim, özür dilerim " diyerek iki büklüm oldu önümde adam. Sesimi çıkarmadım. Çünkü benim konuşmam demek Chanyeolun şu an ki otoritesini zayıflatmam demekti. Umarım Yeol uzatmaz bu mevzuyu.

" bir daha asla! Asla ! Böyle bir hatayı... " dedi sözler zihnine sancı verirmiş gibi duraksadı. " al şunu " dedi tabağı göstererek " bir daha sakın! " dedi tehtid ederken. Yabancı biri olsam şu an korkudan titrerdim. Inanılmaz bir ses tonu vardı. Hükmedici. Otoriter.

Tabaklar alındı yenileri getirildi. Huzur sağlanınca mırıldandım. " Park babanın bunu bilmesine gerek yok değil mi Chanyeol " . Istemiyordum. Her şey sorunsuz olmuşken ufacık bir hata yüzünden huzursuz olmasını istemiyordum. Sert bakışlarını hata yapan kişiye yönlendirdi tekrar ardından bana baktı. Gözlerindeki alev söndü elini saçlarıma götürdü canı sıkkın şekilde mırıldandı " peki" .

Istemiyordum işte ellerini saçlarıma götürmesini istemiyordum. Ben çocuk değildim. Onun küçük kardeşi hiç değildim. Kalbim neden böyle inciniyor bu hareketinde anlamıyorum. Gülümsedim.

Eve vardığımızda Jongdae babasına koşup sarıldı. Öyle güzel bir manzaraydı ki durup sadece izledim. Kimseyi duymadan, görmeden. Birden birinin belimden tutup göğsüne beni çektiğini fark ettim. Dikkatimi dağıtmak istercesine. Başarılıydı dağılmıştı dikkatim. Şu an Yeolienin göğsünde bomboş bir zihinle sadece nefes alıp veriyordum. Neden o bana sarılınca tüm bildiklerimi unutuyordum. Neden şu an düşünmem gereken milyon tane başka konu varken ben onun belimdeki elini düşünüyordum. Aynı duş jelini kullandığımız halde o nasıl bu kadar güzel kokuyordu. Tanrım gülümsüyordu bana bakarken. Size gülüşü çok güzel demiş miydim?

Park babaya bütün olanları birde biz anlatmıştık. Zaten bildiği şeylerdi biz kendi heyecanımızı da katıp anlatınca o da dinlemek zorunda kalmıştı haliyle.

" yinede bir daha sizi böyle bir konuda görevlendirmek istemiyorum çocuklar" dedi Park baba. Her şey kusursuz olsa bile ici rahat değildi anlaşılan. Zaten başka bir görev istemiyordum. Bu sadece minnet borcu meselesiydi. Hallettim. Ve bitti.

Üniversitelerin açılmasına çok az bir zaman kalmıştı. Ben 18 olmuştum. Heyecanlıydım. Çünkü okula gidecektim. Dersler arkadaşlar belki aşklar... canım sıkıldı böyle derken. Bu durum Chanyeol içinde mı geçerliydi. Neden başka biri ve Chanyeol düşüncesi yanyana gelince canım sıkılıyordu ki. Belki de bunca zaman sadece yanımda onun oluşuydu. Onu paylaşma düşüncesine alışmamıştım. Bundandı. Kesinlikle bundan dolayı. Zamanla alışırım.

Günün yorgunluğunu atmak için duşa girdim. Çıktığımda Yeol de girdi. Ben günlüğümle ilgilenirken o çıktı. " neden duş jelimiz aynıyken sende farklı kokuyor Baek ? " dedi. Şaşırdım açıkçası. Bende böyle düşünüyordum çünkü. " kötü mü duruyor bende değiştireyim istersen " diyince atıldı birden " hayır hayır sende daha güzel kokuyor " dedi sandalyemin arkasında dururken. Birden boynumda burnunu hissettim. Olduğum yerde dondum. Haraket edemedim. Yutkunmak neydi unuttum. Elimdeki kalem nasıl olduğunu anlamadığım şekilde yere uçtu. Peşinden bende kendimi yere attım. Kalem bu önemli sonuçta neden yerde olsun değil mi?

Geçti yatağına oturdu saçlarını kurutmayla uğraştı. Hiç sevmez saçlarını kurutmayı. Masanın altından çıkıp önünde durdum. Bacaklarının arasında. Tanrım hep yaptığım şeyler neden son zamanlarda kalbimi yerinden sökmeye çalışıyor! Aldim havluyu saçlarını kurutmaya başladım ellerini hafif arkasına atıp bekledi öylece. Alışkanlık olmuştu bu durum. Benim kollarım iyileştikten sonra nedense bunu görev edinmiş gibi ben yapardım. O da parıldayan gözlerle hafif geriye attığı boynuyla yarım ağız gülüşüyle beni izlerdi.

Çok güzeldi!

" sende daha güzel kokuyor " tanrım neden bunu deme gereği duydum ki. Evet o daha güzel kokuyor fakat neden söyledim. Zihnim benden habersiz işler görüyor. Neredeyse kahkaha atacaktı. Kollarını belime dolayıp basını gövdeme yasladı. Ensesini kurutmaya başladım. Ağır ağır " katılmıyorum. Ayrıca okulda beni tanıdığını söyleyecek misin? Daha doğrusu Nightmare den olduğunu gizleyecek misin? " sesi biraz sorgular biraz da buruk gibiydi. Okulda da onun yanında olmami ister miydi? " bilmiyorum düşünmedim ". Gerçekten düşünmedim. Söylemek ve söylememek nasıl beni etkileyecek, Yeol hangisini ister bilemiyordum.

Bir dakika benim karar vermem gereken bir konuda neden onun tercihi önemliydi ki. Belki de onu daha fazla zorlamamak içindi. Bilemiyorum.

Yatağımda dönüp duruyordum. Uyuyamiyordum. Içimde garip bir yorgunluk vardı uyutmuyordu. Loş ışıklar etrafı görmemi sağlıyordu Chanyeol de uyuyamamıştı belliydi. Birden ayaklarını yataktan sarkıttı. Bir kaç saniye birşeyler düşünür gibiydi ayaklandı. Umarım dışarı çıkmaz çünkü giderse yalnız kalmak tamamen beni huzursuz edecekti. Bana doğru geldi yorgani hafif havalandırdı. Usulca, izin istemeden geldi girdi yatağa bir kolunu yastığımın altından geçirdi diğerini göğsümun üzerine attı hafif hafif saçlarımı okşamaya başladı. Nasıl olduğunu anlamadığım bir şekilde tamamen onun göğsüne sinmiş  yüz yüze bakar halde bulmuştum kendimi. O saçlarımla oynarken kalbimdeki yorgunluğun hafiflediğini fark ettim. Gözleri kapalıydı. Bende kapattım. Huzurluydum.


Gratefulness/ Minnet Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin