15 Eylül, Saat; 21.08
'Gerçekten gidecek miyiz baba?'
Kocaman valizimi gözüme sokmak istercesine yanına kadar çekti. 'Tüm bu olanlar şakaya mı benziyor Ae Cha?'
Derin bir nefes aldım. Güzel geçirdiğim 10 günden sonra gitmek istemiyordum. Delicesine onunla eğlendiğim güzel günler...
'Ben gelmek istemiyorum.'
Sinirle soludu. Onu anlayabiliyordum. Yıllardır bu anı bekliyorduk ikimizde. Doğduğum andan beri belki de kızının konuşmasını ve duymasını en çok isteyen kişiydi. Her zor durumumda sanki onun da başına gelmiş gibi üzülürdü. O,bir babadan farklıydı. Bana hem anne hem de baba olmuştu.
Rezalet bir hayattan kurtarmıştı bizi.
Şimdi ise hayalini kurduğum yere gidemiyordum. Başımı her yastığa koyduğumda umutla iyileşmeyi düşlerdim.
Şimdi ise elime geçen bu fırsatı kolayca reddediyordum. Bu benim için de zordu.
Alışık olduğum hayattan ayrılacaktım. Yeni sulara yelken açacaktım. Jeon Jungkook'suz. O yoksa yapamazdım. Beceremezdim.
O benim elim, ayağımdı. Sol yerimdi o benim.
'Ne demek gelmek istemiyorum Ae Cha?!'
Valizi hızlıca bıraktı. Gözlerimin içine baktı. 'Bana bir neden söyle Ae Cha! Yıllardır iyileşmen için yapmadığım iş kalmamışken nasıl bunu reddedebilirsin? Sebebi Jungkook mu?'
Aşkım, babamın emeğinden büyüktü. Onun emeğini de gözden çıkaramazdım zira o benim için gece gündüz çalışmıştı. Asla durmamıştı. Aptal kızı için.
Kafama dank etti o an. Yıllarca bir aptal gibi annemin mezarına gitmeyerek her ikisinide üzmüştüm, aynı durumu yine yapıyordum işte. Gamsızlığım yüzünden iyileşmeye bile gidemiyordum.
Nefret ediyordum kendimden.
'Sana son bir şans veriyorum Ae Cha. Bu senin hayatının son kararı olacak. Ya benimle Kanada'ya tedavi olmak için gelirsin ya da belki de sonsuza kadar bile sürmeyecek aşkının yanında kalırsın. Seçim senin.'
O an Jungkook ile olan tüm anılarım gözlerimin önünden film şeridi gibi geçtiğinde ağlamamak için zor duruyordum.
Seçim yapmak istemiyordum. Ben sadece bu durumun ortasını bulup mutlu olmak istiyordum.
Kafamı öne doğru eğdim. Kararsızdım.
Zorbalık gördüğüm her günün saniyesinde yanımda Jungkook varken bunu sebebi engelimdi. Bu engelim olmasa Jungkook'ta yanımda olmayacaktı.
Hadi ama Ae Cha,biraz bencil olmalısın.
Kapının kilidini açtığımda valizle dışarı çıktım. Cevabım belliydi.
Ve işte tam da o an, Jungkook geldi. Nefes nefese kalmıştı. Bana doğru koşarak sarıldı. Sıkıca sardım bende onu.
Babam bizi izliyordu ama şu an pek önemli olduğu denilemezdi.
Kararımı değiştirmek istemiyordum. Lütfen...lütfen git Jungkook.
Göz göze geldiğimizde karşısında hüngür hüngür bir bebek gibi ağlamamak için kendimi tutuyordum. En iyi o biliyordu acılarımı. Gidersem bana darılmazdı değil mi?
'Kararımı verdim baba.'
İkisi de bana dikkat kesilerek bakmaya başladı.
'Jungkook ile kalacağım.'
Farkında değildim büyük bir hata yaptığımın,ancak böyleydi yaşantı. Hatalar yaparak öğrenilirdi. Tek fark benim hatalarımın sonucu kötü olurdu. Şimdi ki gibi.
Akılalmaz bir aptaldım.
Önce hayat bana bu engeli bahşetti. Gittiğim her yerde zorbalık gördüm. Ne tesadüftür ki hepsinde yanımda Jungkook vardı. Korudu beni herkesten. Kendisinden koruyamadı ama onun sayesinde asla bu konular için üzülmedim.
Sonra annem konusu vardı bir de. Asla mezarına gitmediğim annem. Ona da Jungkook sayesinde gitmiştim.
Kendime kırgındım, kendimi sevemezdim. Bunu da Jungkook sayesinde atlatmıştım.
Aşkı bilmezdim,Jungkook sayesinde öğrenmiştim.
Bana bir engel verilmişti ama yanımda hep o olmuştu.
Bir değnek vardı elimde. Bir ucunda bu saçma engelim, diğer yanda ise Jungkook. Hangisi ağır basarsa en çok o acı oldu benim için.
Aşık oldum,ona sevdiğimi bile söyleyemedim.
Zorbalık gördüm, onlara bağıramadım bile.
Ben çok şey yaşadım hiç birinde sesimi çıkaramadım.
Peki ya konuşup duyabilseydim Jungkook yine yanımda olacak mıydı?
Yine böyle elimden tutacak mıydı?
Hayır. Koca bir yabancı olacaktık birbirimiz için. Belki de sadece yanından öylesine geçtiğim bir sınıf arkadaşım olacaktı.
Babama son bir bakış attım işte o an. Gözlerinde yılların birikmişliğin acısı vardı.
Jungkook ise...her daim dik bir duruşu vardı şimdi ki gibi. İlk kelimemin inleme sesini olmasını sağlayan bir adam belki de bana kötü gelecekti ileride bilemiyorum.
Verdiğim karar için kararsızdım.
'Beni seçme Ae Cha.'
Ne dediğini anlamaz gibi ona bakmaya başladım. Bu duruma rağmen onu seçiyordum. Neden öyle diyordu?
'Bunu kendine yapma. Git ve iyileş. Sadece kendin için.'
Gözlerimden yaşlar akıyordu. Geçirdiğimiz günler boşuna mıydı yani? Peki ya o gece...
'Sözümüz ne olacak Jeon Jungkook? Hani beni bırakmayacaktın?'
Bedenini bana doğru ilerletti. Elimden tuttu ve gözlerimin içine baktı.
'Seni her gün arayacağım Ae Cha. Yeter ki iyileş.'
'Sen yanımda olmadan iyileşeceğimi düşünüyor musun peki?'
'Eminim. İyileşeceğinden eminim Ae Cha. Benim sevgim sen nerede olursan ol seni bulur.'
Bir dakika ne demek istiyordu o?
'Benden mi hoşlanıyorsun?'
Akan gözyaşlarımı sildi. 'Yaşadıklarımızı şaka mı sanıyorsun sen? Tabi ki senden hoşlanıyorum Ae Cha.'
Bunun yalandan söylenen öylesine bir cümle olduğunu bilmiyordum o gün. Senden hoşlanıyorum diyebilmek basit bir kelime değildi. Aşkla bakan gözlerinden seni seviyorum diyebilmeliydi önce.
'Bende seni seviyorum Jeon Jungkook.'
Yanağıma küçük bir öpücük kondurduğunda,tüm bu olaylarla birlikte gitmiştim. İyileşmeye.
Koca bir aptal gibi Jungkook'u seçmiştim ancak yine bir aptal gibi onun tarafından kandırılmıştım.
O Kanada'ya gittim. Ve belki de hatamın içinde tek bir doğru yapmıştım buraya kadar.
Sonrasını bilemeyecektim ama şimdilik sadece iyileşmek istiyordum.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Obstacle✔
Fiksi PenggemarHerkesin aksine onun etrafına örecek kalın duvarları yoktu,onun kelimeleri vardı yalnızca.
