[26]

302 36 40
                                        

Steve, gözlerini karşısında oturan çocuk haricinde her yerde dolaştırırken Peter sesli bir nefes verdi. Tam yarım saattir hiçbir şey demeden oturuyorlardı ve artık bu Peter'ın canını sıkmaya başlamıştı.

Gün başladığından beri ortam her sessizliğe büründüğünde gördüğü kâbus aklına geliyor ve bu onu huzursuz ediyordu. Sadece kâbus olsa bu kadar rahatsız olur muydu emin değildi ama bunun ânılarından biri olduğunu düşüyordu.

"Steve artık konuşmaya başlamalısın."

Steve omuzlarını düşürüp sonunda gözlerini Peter'a çevirdiğinde kaçınılmaz sonun geldiğini anladı. Ona her şeyi anlatacaktı. Bunu yapmak zorundaydı. Ama istemiyordu. Araları bu kadar iyiyken bunu yıkmak istemiyordu.

"Seninle ilgili bazı şeyler hatırladım."

Peter nefesini tutarken oturduğu yerde dikleşti. Pekâlâ, galiba beklediğine değiyordu.

Kaşlarını kaldırarak devam etmesi gerektiğini belirttiğinde Steve masadaki bardağı sıkıca kavrayarak dudaklarını araladı.

"Anlatmadan önce... Bizi kontrol ettiklerini biliyorsun değil mi? Hiçbirini isteyerek yapmadık."

Peter hafifçe kaşlarını çatarken kafasını olumlu anlamda salladı. Biliyordu ama cidden konuşmaya böyle başlamak çok kötü bir hareketti. Peter gerilmeye başladığını belli etmemeye çalıştı.

Steve kafasını kaldırdı ve Peter'a baktı. Peter'ın ona hak vereceğini zaten biliyordu, herkes verirdi ama olayı anlattığında hak vereceğinden emin değildi. O an bunları düşünmek için bir fırsatı olacağını bile sanmıyordu. Aklında dolaşan tek şey Steve'in ailesinin katili olduğu olacaktı. Aralarının şimdiki gibi olacağını umarak anlatmaya başladı.

İlk başta Hydra'dan kaçmaya çalıştığı ilk ânı fazla detaya girmeden anlattı. Peter'ın kendini kötü biri olarak gördüğünü biliyordu o yüzden bu ânı onun için çok önemliydi.

Peter duyduğu şeyle ne tepki vereceğini bilemezken içindeki tuhaf hisse de bir anlam veremiyordu. Onların kurallarına uymadığını bilmek güzel hissettirmişti. Daha sonra Steve hiç duraksamadan devam etti ve ailesini öldürdüğünü anlattı. Arabanın kaza yapmasına sebep olduğunu, serumları aldığını ve Peter'ı da alarak Hydra'ya gittiğini anlattı.

Peter duyduğu şeylerle birlikte boğazına oturan yumruyla bir süre tek kelime edemedi. Kafasının içi kaos ortamıydı ve tam da Steve'in tahmin ettiği gibi Peter'ın aklına onun kontrol edildiği gelmemişti.

"Ne?" dedi Peter yavaşça oturduğu yerden kalkarken. "Sen..." Gözlerini saniyelik bir biçimde sımsıkı kapadı. "Sen ailemi öldürdüğünü mü söylüyorsun bana?"

İtiraz etmesini istedi. Bunun gerçekleşmemiş olmasını istedi ama Steve'in ağır hareketle kafasını sallaması tüm dünyasını başına yıkmıştı.

Dişlerini birbirine kenetledi. Zihni aynı şeyleri durmadan tekrar ediyordu. O senin aileni öldürdü. Seni Hydra'ya götüren kişi Steve'di.

Steve, Peter'ın çenesinin kasıldığını gördüğünde kendini büyük bir kavgaya hazırladı. "Ailemi öldürdün." Peter sayıklar gibi bu cümleyi art arda tekrar ederken nefes alışverişleri hızlanmıştı.

Aniden masaya sert bir yumruk attı. "Yani tüm bunların sorumlusu sensin!"
Steve tepki vermedi. Bunları duymayı bekliyordu ama bu kadar acıtacağını düşünmemişti. Peter sinirle güldüğü sırada kafasını iki yana salladı ve yüzünü buruştururken arkasını döndü.

Hızlı adımlarla kapıya ilerlediğinde Steve endişeyle yerinden fırlamıştı. "Peter!" Ama Peter onu dinlemedi. Öfke o kadar gözünü kör etmişti ki Hydra'nın peşlerinde olduğunu ve onları öldürmek istediğini unutarak kendisini dışarıya atmıştı.

Silence and SoundHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin