mediadaki-Gökhan
AYŞE’DEN
Bazen hayat kaybettikten sonra yeniden kavuşmaktır. Yani artık öyle olduğunu düşünüyordum. Gökhan benim hayatımın vazgeçilmezi olmuştu. Aklım her an ondaydı. Kalbim zaten çok uzun zamandır onun ellerindeydi. Mutlu olmam da mutsuz olmam da artık ona bağlıydı. Çok zaman mutlu etti beni. Ama küçücük yaptığı hata ile her şey geri dönülmez hale gelmişti. O küçük gördüğü hata kocaman olup bizimle birlikte etrafımızda ki herkesi içine çekmişti. Bizden sekiz yılımızla beraber, bebeğimizi de çalmıştı. Ama artık Gökhan’a kızamıyordum. Kızmak istemiyordum açıkçası. Ben onunla yeniden evlenip mutlu olmak istiyordum. Çünkü hak ediyorduk. Ben bunca düşünce ile boğuşurken Gökhan çoktan ellerimden tutup beni kumsala götürmüştü. Çıplak ayaklarımızla serin suda yürürken sessizdik. Yani daha doğrusu sadece ben sessizdim. Gökhan gelecek planları yapıyordu. Bende ona katılmak istiyordum ama içimde kötü bir his vardı. Yine bir şey olacak gibiydi. Yani öyle hissediyorum. İstanbul’a hiç dönmeyi istemiyorum da.
‘’Hayatım iyi misin?’’ diyen Gökhan’a gülümseyerek döndüm.
‘’İ…iyiyim. Ne oldu ki?’’ dedim. Kumral saçlarıma sağ eli ile dokunup sol elini de belime koydu. Bana güzel gözleri ile bakıp ‘’Canın neye sıkılıyor? Deminden bu yana anlattığım hiçbir şeyi dinlemiyorsun.’’ Dediğinde benden cevap bekleyen gözlerine baktım. Bu gözlerden çok uzak kaldığım zamanları hatırladım. İntiharımı hatırladım. Hatırladığım her şey yüzünden titredim bir an. Gökhan şaşkınlıkla ‘’Neden titriyorsun? Hasta mısın yoksa?’’ deyip sağ elini ters çevirip alnıma koydu. Ben hala üşüyordum.
‘’Hiiii… Ateşin var senin. Allah, hemen eve gidiyoruz.’’ Dedi. Endişesine gülümsedim. Yalnız gidiyorum diyen adam beni bırakıp önde koşarak gidiyor ya ona şaşırıyorum. Hasta olan benim burada hey! Nereye gidiyor ya?
‘’Gökhan!’’ dememle yerinde sıçrayıp bana döndü. Ay elini de sağa çevirmiş elimi tutar gibi tutuyor. Önce bana baktı. Şimdi kendi eline baktı. Şimdi de kahkaha attı. Şapşal sevgilim ya!
‘’Aman ben senin elini tutuyorum sandım. Hay Allah akıl kalmadı.’’ Diyerek yeniden yanıma geldi. Bu kez de beni kucağına aldı.
‘’Hemen gidelim de seni iyileştirelim müstakbel karıcığım.’’ Dediğinde kıkırdadım.
‘’Çok tatlı olduğunu biliyorsun değil mi müstakbel kocacığım?’’ dediğimde züppe gülümsemesini yine takındı. Yok, ben bir daha bu adama iltifat etmem. Hemen şımarıyor.
Eve geldiğimizde Gökhan direk beni banyo küvetine koydu. Ve daha ben bir şey demeden soğuk suyu bedenime tutmaya başladı. Kıyafetlerimde bende ıslanmıştık.
‘’Ayyyy… Çok soğuk!’’ diye cırladığımda Gökhan endişe ile bana bakıp ‘’Neresi soğuk kızım? Ilık suyu tutuyorum. Of ya nerede hastalandın sen? Hep ince giyiniyorsun Ayşe. Bir daha böyle giyindiğini göreyim öldürürüm seni!’’ diye bağırdığında şampuan kutusu raftan aşağı düştü. Bende yerimde sıçradım. Dişlerim üşümekten birbirine değerken güçlükle ‘’Hala şu sesini biraz kısamadın Gökhan! Gür gür bağırma. Güzel şarkılarına sakla ses tellerini.’’ Dediğimde kıkırdadı. Yok, bu adam benden beter... Ben kendime manyak diyordum ama şimdi kendimi mumla arıyorum. Ne diyorum ya? Ateş beynime vurdu. Hararet yaptı bende belli. Gökhan musluğu kapatıp beni kucağına aldı. Aldı almasına ama bir saniye sonra ikimizde yere düşmüştük.
‘’Ahhhh!’’ diye ikimizde bağırdık. Ben niye bağırıyorum acaba? Çocuk altımda eziliyor ben bağırıyorum.
‘’Ayy Gökhan iyi misin?’’ dediğimde tek gözünü aralayıp bana baktı. Çok komik görünüyor ya. Saçlar dağılmış ahenkle dans ediyor. Kendi desen iki seksen yerde... Ah ah tam adamına vurulmuşum ben.
‘’Ah belim gitti. Vallahi sakat kalacağım.’’ Dediğinde korktum ya.
‘’Ay dur kalkayım ben.’’ Derken çıplak ayağım yere dağılmış olan şampuana değmesi ile yeniden Gökhan’ın üstüne düştüm. Alnımı da kafasına vurdum tam oldu. Beynimde şimşekler çakarken gözlerim iyice karardı.
GÖKHAN’DAN
Hay ben aklıma tüküreyim emi. Şampuanı düşürmem yetmedi bir de üstüne bastım. Belimde ağır bir ağrı varken Ayşe’nin kalkıp yeniden üzerime düşmesi tamamen öldürmüştü beni. Yetmedi bir de kafamız çarpışınca neye döndüğümü şaşırdım. Kafamda hücrelerim el ele tutuşup horon tepiyordu. Ama Ayşe göğsüme başını koyup hareket etmeyince korku ile ‘’Ayşe! Hayatım kalk hadi!’’ dedim. Ama hala ne hareket ediyordu ne de cevap veriyordu. Hemen kucağımdan onu tutup yanıma yatırdım. Kendimde bin bir zorlukla doğrulduğumda Ayşe’nin baygın olması tamamen korkmama neden oldu. Yanağına dokunup ‘’Ayşe!’’ diye bağırdım ama hala bir tepki vermiyordu. Bu kez düşmemeye dikkat edip onu kucağıma aldım. Yatak odasına geçip yatağa yatırdıktan sonra bir daha seslendim. Ayşe gözlerini açtığında ‘’Canım?’’ dedim. Ayşe birkaç saniye boyunca etrafı süzdü. Ama sonra ki sözleri benim kalpten gitmeme neden olmuştu.
‘’Sen kimsin? Burası neresi? ‘’
Ula abi hafıza kaybı yaşıyor. Endişe ile ‘’Aşkım benim Gökhan’’ dedim. Ayşe bir kendi üstüne baktı bir de bana. Bir daha kendine baktı ve ‘’Sapık! Hödük! Kimsin lan sen?’’ derken karnıma tekme atarak yatakta geriledi. Karnımda ki ağrı ile iki büklüm olup ‘’Aşkım ne yapıyorsun ya? Ah!’’ dedim. Ne olur biri şaka desin ya. Bakın yalvarıyorum.
‘’Canım müstakbel kocanım ben.’’ Dediğimde çoktan bir köşeye sinmiş ürkek gözlerle bana bakıyordu.
‘’Neresi burası? Annem nerede? ‘’ hayda abi nasıl kafamız tokuştuysa kız dokuz yıl öncesine gitti iyi mi? Daha ne maceralar bekliyor beni acaba? Hemen telefonumu elime alıp doktorumu aradım. O gelene kadar durumu nasıl idare edeceğim ya?
AYŞE’DEN
Gözlerimi araladığım da başımda Şam şeytanı oturuyordu. Her nereden geldi bende bilmiyorum. Tanımadığım bir evde yatakta, ıslak vaziyetteydim. Korku ile kalkmaya çalışırken yanlışlıkla karnına tekme attım. O hala kocanım falan gibi şeyler diyordu. Ama ben onu tanımıyordum ki. Ben evli bile değilim. Hatta on sekiz yaşında genç bir bayanım ben. Liseyi yeni bitirdim. Bu arada annem nerede?
ŞİMDİ OKUDUĞUN
TESADÜF
Teen FictionKendini beğenmiş bir zengin züppe, inatçı, çalışkan ve annesine bakan fakir bir genç kız.Aşk tesadüfleri severmiş. peki onların karşılaşması. hayatlarının en önemli zamanlarını yaşamak için bir başlangıçtı. Nefretle başlar her şey. Gökhan Ayşe den...
