BÖLÜM ŞARKIMIZ ERCAN DEMİREL - ELVEDA DEME BANA
AYŞE’DEN
Düğün boyunca oynayıp kahkaha attık. Çok eğlenceliydi. Ama Gökhan da bir şeyler vardı. Çok sessizdi. Sürekli bana bakarken dalıp gidiyordu. Onun bu haline çok üzülüyordum. Eve gelince hemen odamıza gittik. Çok yorulmuştuk. Üstümüzü değiştirip yatağa uzandık. Gökhan la beraber tavana odaklanıp kalmıştık.
‘’yarın son’’dedim. Dönüp bana baktı.
‘’evet öyle. ‘’dedi. Bende dönüp ona baktım. Gözleri, onlara bakınca bana bir şeyler oluyordu. O kadar güzeldi ki. Dudaklarıma bakınca yanağım yine kızardı ama bakışlarımı ondan alamadım. Bana yaklaşıp dudaklarını dudaklarımla birleştirdi.
GÖKHAN’DAN
Neden ondan ayrılmak istemiyorum? Neden bakışlarımı ondan alamıyorum? Kalbimde bitmek bilmeyen bu sancı da neyin nesi? Ayşe sen bana ne yaptın? Öpmek istiyorum sadece seni. Dudaklarının sıcaklığını kalbimde hissetmek istiyorum. Son kez. Sana dokunmak varlığını hissetmek istiyorum. Beni itince gözlerine baktım. Ağlıyordu.
‘’Ayşe ben…’’derken elini dudaklarıma koyarak beni susturdu.
‘’ben yapamam’’deyip beni üstünden itip dışarı çıktı. Ne yapıyorum ben? Neden böyle hissediyorum? Beni sevmiyor ki o. Parayı seviyor. Yoksa tanımadığı bir adamla neden evlenmek istesin? Hem ben Berile aşığım. Ona ihanet edemem.
AYŞE’DEN
Nefes alamıyordum. Kalbim yerinden çıkacakmış gibi çarpıyordu. Seviyorum onu ama ben başkasıyla evlenmeliyim. Ona ümit veremem. Buna hakkım yok. Ona neden evlendiğimi söyleyemem. Ne diyecek bana kendini para için sattın mı? Bunu duyarsam ölürüm ben. Kendimden zaten iğreniyorum. Ama başka çaremde yoktu. Annem için yapmak zorundayım. Hayatımda en nefret ettiğim insan tipiyle evlenmek zorundayım. Bir züppeyle. Evet tanımıyorum. Ama parasıyla insanları satın alan, her istediğini yapan bir züppe olacağından şüphem yok. Kapının önüne betona oturdum. Sabah bu güzel yerden gidecektik. Ben yine yapayalnız kalacaktım.
GÖKHAN’DAN
Sabah uyandığımda Ayşe yanımda yoktu. Giyinip dışarı çıktım. Masada oturmuşlardı. Ayşe üstüne yeşil elbisesini geri giymişti. Beni görünce gözlerini benden kaçırdı. Bende gidip yanlarına oturdum. Kahvaltımız bitince ayaklandık. Hasan emmi ile Hatice teyzenin elini öptüm. Uzun uzun sarıldık. Ayşe hiç durmadan ağlıyordu. Kısa sürede bu insanlara alışmıştık. Ailemiz gibi olmuşlardı. Hatice teyze yanıma gelip beni bir köşeye çekti.
‘’bak oğlum ben seni çok sevdim. Ayşe kızımı da öyle. Sık sık gelin olur mu? Bizim beyle birbirimizden başka kimsemiz yok. Siz bizim hiç olmayan evlatlarımız oldunuz. Ayşe kızıma iyi bak oğlum. Hiç üzme onu. Melek gibi kız o.’’
‘’merak etme teyzem’’dedim ama içim içimi yiyordu. Ben şimdi ne yapacaktım? Ayşe ikisine de ağlayarak sarılıp arabaya koşup bindi. Bende veda edip arabaya binip çalıştırıp oradan uzaklaştım. Orman yoluna yine girince yağmur yağmaya başladı. Demin den beri ağlayan Ayşe heyecanla bana döndü.
‘’arabayı durdur Gökhan lütfen’’ deyince durdum. Arabadan inip ormana koştu. Bende inip peşinden koştum.
AYŞE’DEN
Yağmur damlası her vücuduma dokunduğunda özgür hissediyorum kendimi. Daha iyi daha mutlu. Kollarımı iki yana açıp yüzümü gökyüzüne kaldırarak dönmeye başladım. Kalbimin atışıyla yağmur sesinin güzel melodisini dinledim.
GÖKHAN’DAN
O kadar büyüleyici duruyordu ki. Hatice teyzenin dediği gibi tıpkı bir melek gibi. Ona dokunan yağmur damlasını bile kıskandım. Ne güzel gülümsüyordu. Hayat doluydu cennet gözleri. Ona her baktığımda bir yarım sanki onda kalıyordu. Bir bilsem içimdeki yerini. Bir anlasam. Kalbim ortadan ikiye ayrılmış gibi. Hangi yöne gideceğimi bilmiyorum. Bir yanım çek git diyor. Onu üzme diyor. Diğer yanım kal oğlum. O üzülecek olsa da bu yolun sonu mutsuzlukla dolu olacaksa bile kal onunla diyor. Ne yapacağım bilmiyorum. İçimde ki ona duyduğum nefreti de silip atamıyorum. Ayşe bu kadar güzel olmak zorunda mıydın? Kalbin bu kadar muhteşem olmak zorunda mıydı? Hapsetme beni kendine. Gitmemi sağla ne olur? Kalırsam seni üzeceğim. Sana zarar vereceğim. Adı üstünde ben bir züppeyim. Eğlence peşinde koşan, başkasını seven ve onunla evlenemediği için sana kin besleyen bir züppe…
Yanına yürüdüm. Yanlarına açtığı kolunu tutup yüzünü bana çevirdim.
‘’git de bana Ayşe. Senden uzak durmamı iste. Beni bir daha görürsen benden kaç. Bakma bana. Seninle bir haftalık bir masal yaşamış olalım sadece. Beni bir daha görmek istemediğini söyle lütfen.’’dedim. İçim parçalanıyordu. Kırılacaktı. Benim yanımda hep üzülecekti. Ben onu değil başkasından kendimden bile koruyamayacaktım.
‘’git, Gökhan git’’dedi yağmurla karışan gözyaşıyla. Alnımı alnına yaslayıp nefesini hissetmek istedim. Kalbinin atışını yeniden dinlemek. Son kez dudaklarına bir buse kondurdum. Gidecektim. Fransa ya Berilin yanına gidecektim.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
TESADÜF
Fiksi RemajaKendini beğenmiş bir zengin züppe, inatçı, çalışkan ve annesine bakan fakir bir genç kız.Aşk tesadüfleri severmiş. peki onların karşılaşması. hayatlarının en önemli zamanlarını yaşamak için bir başlangıçtı. Nefretle başlar her şey. Gökhan Ayşe den...
