51. bölüm-Özledim

1.7K 86 1
                                        

BÖLÜM ŞARKISI GÖKHAN ÖZEN- SENİ ÖZLEDİM

SEKİZ YIL SONRA

GÖKHAN’DAN

Nereye gitsem bilmiyorum. Ne yapsam. Bu hayatta yaşamak çok zor geliyor artık.  Ayşe olmadan yaşadığım tam sekiz yıl. Yoruldum. Hep geride kalmaktan... Yalnız kalmaktan nefret ediyorum. Ben kendimle savaşırken odamın kapısından Koray girdi. Masadan az uzaklaşıp ayağa kalktım.

‘’hadi oğlum yemeğe gidelim. Öldüm açlıktan.’’ Deyince başımı sallayıp ceketimi alarak onu takip ettim. Lokantaya gelince siparişleri verdik. Ben hep dalıp gidiyorum. Koray'ın seslenmesi ile ona döndüm.

‘’oğlum yeter artık. Kendine gel. Kaç yıl oldu lan. Ama sen hala geçmişte kaldın. Unut artık onu. Yeniden hayatına başla.’’ Deyince sinirle önümde ki sudan bir yudum aldım.

‘’neyi unutayım abi?Söylesene neyi unutayım? Sevdiğim kadın ellerimin arasından kayıp gitti. Ben nasıl unutayım. ‘’ dedim. Gözlerimden süzülen yaşı ani hareketle sildim.

‘’yeter Gökhan. Tam sekiz yıl oldu. Ve sen sekiz yıldır ölü gibisin.’’ Deyince yumruğumu masaya vurup kalktım.

‘’yeter Koray. Unutamayacağımı biliyorsun. Ve artık hepiniz kesin şunu. Sen, Masal, Mina, babam, annem. Herkes bana Ayşe'yi unut diyor. Ama unutmayacağım. Duydunuz mu beni. Asla ama asla onu unutmayacağım’’deyip hızla lokantadan çıkıp aracıma bindim. Dayanamıyorum artık. Nefes alamıyorum. Evimi bile değiştiremedim. Her yerde, her şeyde Ayşe var. Yastığımda, evimin her köşesinde kokusu... Gülüşü. Ben onu nasıl unuturum…

Ben aşk acemisiyim. Her şeyi elime yüzüme bulaştırdım. Şimdi bu dünyada âşık olduğum tek kadın nerede bilmiyorum. Her yeri aradım ama yok.  Kaç yıldır ayrılığın bende bıraktığı hüzün hiç gitmedi. Tam sekiz yıldır kendimden nefret ederek yaşıyorum.  Dikiz aynasında ki gözlerime baktığımda gözlerim yine dolmuştu. Zaten ağlamadığım hiçbir günüm olmadı ki. Düşüncelerim arasında birden önüme bir kız çıkması ile aniden fren yapıp durdum. Kumral saçlı kız yüzünü göstermeden giderken kalbim ağzımda atıyordu. Arabadan hızla inip kızın peşinden koşmaya başladım.

‘’Ayşe!’’diye bağırdığımda kız durmayıp koşar adım yürüyordu. Hızla koşup kızın kollarına yapıştım. Gözlerimden yaşlar süzülürken ‘’Ayşe?’’deyip kızın yüzünü kendime çevirdim. Ama o an yaşadığım hayal kırıklığı ile elimi çekip hiçbir şey demeden yolun ortasında durmaya devam ettim. Etrafımdan geçen arabalar korna çalıp duruyorlardı. Ama ben adım atamıyordum. Hala deli gibi Ayşe’yi özlüyordum. Hala herkesi o sanıp kolundan çekeleyip duruyordum. Şu berbat hayatımda yapayalnız bir başıma kalmıştım. Yavaş adımlarla arabama yürüyüp bindim. Hızla aracımı sürerken çıldırmak üzereydim.

Evime geldiğimde güçlükle kapıdan içeri girdim. Boş ev canımı o kadar çok yakıyor ki. Bu evde o kadar çok üşüyorum ki. Yukarı çıkıp kendimi banyoya attım.  Yüzümü yıkayıp kendime gelmeye çalışırken hıçkıra hıçkıra ağlıyordum. Dağılmıştım. Ne aynadaki yüzüm gülüyordu ne de ben. Yoktu. Tam sekiz yıl olmuştu gideli. Ama ben hala sekiz yıl önce dağılmış bendim. Hiç toparlanamamıştım. Hayat akıyor derler ya evet hayat akıyor. Ama benim içimde ki acı beni bırakıp gitmiyor. Bekledim hep gelir diye gelmedi. Herkesin dediği gibi dönmedi. Kalbimi kırık, yorgun, karanlıklar içinde bıraktı. Ne arayıp iyiyim dedi ne de nasılsın dedi. Kayıplara karıştı tıpkı ruhum gibi. Üzülüyorum, yaptıklarıma, hatalarıma sadece üzülüyorum. Evden dağınık halimle çıkarken kabanıma daha sıkı sarıldım. Nereye gidiyorum bilmiyordum, her zamanki gibi. Karanlık sokaklarda ilerlerken yine berbat halimdeydim. Artık acı falan hissetmez oldum. Gerçekten, artık hiçbir şey hissetmiyorum. Bazen sadece bir şey oluyor kafama vuruyor her şey. O gün olanlar beynimde yankılanıyor. İşte o an öleceğim sanıyorum. İşte o zaman acının alasını çekiyorum. Bir de bazen özlem çöküyor içime. Aslında bazen nine bakmayın. Ben köpek gibi acı çekiyorum. Köpek gibi özlüyorum. Ama çok çaresizim. Her yeri aradım. Şu dünyada bakmadığım yer kaldı mı bilmiyorum. Ama yok! Yok! Yok! Nereye gittiyse kendini çok iyi saklamıştı. Sürekli sitem ediyorum. Çünkü onu, sevdiğim kadını, kadınımı çok özledim. Ne yapacağımı bilmiyorum. Lanet olsun! Bilmiyorum!

İnsanlar kahkaha atıyorlar, sevgililer sarılıyor, koşuyorlar. Herkes bir şeyle meşgul... Ve ben hala sekiz yıl öncesinde takılı kaldım. Hayatın okyanusunda dalgalanıp duruyorum. Hem de bilinçsizce, yorgunca. Ölmek istiyorum onu da beceremiyorum. Aynaya her baktığımda yüzüme dokunup beni sevdiği anlar geliyor aklıma. Sırf bu yüzden dokunduğu, sevdiği tenime kıyamıyorum. Elimden gelse bende kalan kokusu gitmesin diye banyo yapmayacağım. Ne saçma değil mi? Her şey gibi kendi gibi tenimdeki kokusu çoktan beni terk etti. Sadece evimde var. Evimin içinde kokusu, gülüşü, sesi var.

Bakmayın bana öyle. Hak ettin demeyin. Bende biliyorum. Eşek gibi hak ettim. Ama bu hasrete artık dayanamıyorum. Yeter artık be yeter! Düşünceli, işe yaramaz halimle birine çarptım. Ne yaptığımı bilmeden yere yuvarlandım. Adamlar bana bağırıp karnıma tekme atarken konuşmuyordum. Mutluydum çünkü. Acılarıma dayanamadığım için ölmek istiyordum. Birinin beni öldürmesi bana verilen en büyük hediyeydi.  Bir süre sonra gözlerimi karanlığa kapadım.

Gözlerimi araladığımda hastanedeydim.  Etrafıma sorgularcasına bakarken benden bıkmış usanmış Koray’ı gördüm. Bana bıkkınca bakan Koray’’ Yeter oğlum ya! Artık yeter! Kaç oldu lan seni hastanelerden topluyorum. Korkuyorum lan! İt gibi korkuyorum. Bir gün bir yerde yıkılıp kalacaksın!’’diye haykırdığında dolan gözlerimle sağ tarafıma başımı çevirdim. Pencereden dışarıya baktığımda yağmur yağıyordu. Onu yağmurun altında öpüp veda ettiğim zaman aklıma geldi.

‘’Bana git de Ayşe!’’

‘’Git Gökhan git!’’ demişti. Onu öpüp son kez kokusunu içime çekip arabaya binmiştim. O da binince evine bırakmıştım. O anım bile güzeldi. En azından yanımdaydı. Ama şimdi yok! Hıçkırarak ağlamaya başladığımda Koray sağ elini sol omzuma koydu. Onunda gözleri dolmuştur yine. Buna eminim çünkü o da Ayşe gittiğinden bu yana hem kızgın hem de öfkeli. O da beni suçluyor ama bir şey demiyor. Diyemiyor.

‘’Artık hayata dön Gökhan. Bunu kendine de, ailene de, bana da yapma kardeşim. Lütfen artık kendine gel.’’dediğinde çaresizce ‘’Çok özledim.’’Dedim.

‘’Çok özledim. Abi ben özlemimden öleceğim. Artık dayanamıyorum. Çıldırmak üzereyim.’’dedim. Koray uzunca bir nefes alıp ‘’Bende kardeşim. Bende onu çok özledim. O hepimizin hayatının bir parçasıydı. O gittikten sonra eksik kaldık.’’ Dedi. Aynen de öyle o gidince herkes eksik kaldı ama ben yok oldum.

Hastaneden çıkmıştık. Evde koltuğa uzanmış televizyona bakıyordum. Haberlerde her kaza haberini görmemde içim yanıyordu. Ve yine kendime defalarca lanet ediyordum. Benim suçumdu. Hem de her şey.  Önceleri görmemiştim, duymamıştım. Onsuzluk nasıl bir şeydir bilmiyordum. Eğer bilseydim, o gün onu öyle dışarı savurmazdım. Ona tokat atmazdım. O sözleri söylemezdim. Şimdi onu kaybettim ve onsuzluk nasılmış çok iyi biliyorum. Yanımda ki yuvarlak masadan camı kırık çerçeveyi elime aldım. Ve yine o gün bu çerçevenin nasıl yere düşüp kırıldığını hatırladım. O an çerçeve bile onu kaybettiğimi hissetmişti.  Ayşe’nin önüne denk gelen bizi ayıran kırık cama dokundum. Tam da Ayşe’nin yüzünü paramparça etmişti. Gözlerimden süzülen yaşlar cama damlarken ‘’Bilemedim be her şeyim. Ben sana bize kıyma derken benim bize kıydığımı bilemedim.’’Deyip hıçkırarak ağlamaya devam ettim. Gülen yüzüne baktıkça canım daha da yanıyordu. Kim bilir şimdi nasıldı? Neredeydi? Ne yapıyordu? Çerçeveyi sehpaya bırakıp yavaşça ayağa kalktım. Mutfaktan kendime su alıp salona geçtiğimde kulağıma gelen tanıdık sesle kalbim hızlanmaya başladı. İçimde öyle alevler yanıyordu ki yakıyordu beni. Nemli gözlerim televizyonun ekranına dönerken gördüğüm yüzle ellerimden bardağı yere düşürdüm. Hızla televizyonun karşısına geçip sesini daha da açtım. Bulmuştum, kadınımı bulmuştum.

‘’Elana hanım Venedik’te yapılacak olan ‘’ Anılar’’ adlı serginizin sizin için çok önemli olduğu söyleniyor. Nedeni nedir?’’

Yeşil gözleri dolarken âşık olduğum gülüşünü sergileyip ‘’Evet, sekiz yıldır bu sergim için özel olarak hazırlanıyordum. Ve anılar adlı olmasının nedeni benim tanıdığım bir kadının anılarından oluşması.’’dedi. Gözlerimden yaşlar akarken ‘’Buldum seni her şeyim.’’dedim. Magazin programı biterken heyecanla telefonumu alıp Koray’ı aradım.

‘’Efendim?’’

‘’Koray! Buldum abi. Ayşe’yi buldum.’’dedim. Koray heyecanla ‘’Neredeymiş?’’dedi. Mutlulukla gülümseyip ‘’Venedik’te ‘’dedim. Bekle beni her şeyim sana geliyorum!

 YORUMLAR GELSİN LÜTFEN :D

TESADÜFBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin