ÖNEMLİ
ARKADAŞLAR ÖNCELİKLE BELİRTEYİM ÇOK YAKINDA HER ŞEY DEĞİŞCEK. VE YİNE HEM EĞLENCELİ HEM DE HÜZÜNLÜ BÖLÜMLER GELECEK. BELKİ ÜZÜNTÜLÜ BÖLÜMLER ÇOK OLDU DEYİP SIKILABİLİRSİNİZ DİYE DİYORUM. HAYAT HER ZAMAN TOS PEMBE OLMAZ. O NEDENDEN DOLAYI ONLARI HEM ÜZÜNTÜ HEM DE EĞLENCELİ BÖLÜMLER BEKLİYOR. ÇOK DEĞİL ÜÇ, DÖRT BÖLÜM SONRA HAYATLARI DEĞİŞECEK.
BİR DE AKŞAMA DOĞRU YENİ BİR BÖLÜM DAHA GELECEK :D
GÖKHAN'DAN
Gözlerimi açtığımda hastanenin benim için hazırladığı odadaydım. Koray endişe ile başıma geldiğinde başımda ki ağrı yüzünden yüzümü buruşturuyordum.
''İyi misin?''dediğinde susuyordum. Konuşmak istemiyordum.
''Anladım, iyi değilsin. '' dedi sıkıntı ile. Bende sıkıntı ile nefes verip
''Ayşe nasıl?''dedim. Koray sıkıntı ile nefes verip'' Hala aynı''dedi. Gözlerimi üzüntü ile yumup geri açtım. Elimde olduğunu fark ettiğim serumu çıkartırken Koray ''Oğlum dursana ne yapıyorsun?''Dedi. Onu umursamazca ''Karımın yanına gidiyorum.''dedim. Odadan güçlükle çıkıp Ayşe'nin olduğu yere geldim. Ayaklarım benden bağımsız hareket ediyordu. Camın önüne geldiğimde içeride Hüsna annem vardı. Ve Hüsna annemin sesi benimde kulaklarımı dolduruyordu.
YAZARDAN
Hüsna Hanım kızının böyle yatmasına dayanamıyordu. Yıllardır o kadar şey yaşamışlardı ki. Kızı bu hayatta onun tek destekçisi olmuştur. Kimsenin başaramayacağı şeyleri başarmıştır. Okulunu bitirse de gerektiği gibi üniversite sınavlarına, çalıştığı için hazırlanamamıştır. Her şeyi annesinin iyi olması için yapmıştır. Hüsna Hanım kızının günlerce çalışıp çok yorulduğunu hep biliyordur. Kızına yardım etmek istese de edememiştir. Ve kızı bu kadar çok yorulmasına rağmen asla dinlenmezdi. Ama şimdi kızının bir daha uyanamayacak olma ihtimali bu yaşlı kadını kahretmektedir. Güzel gözlerini açmasını ve o güzel gözlerinden öpmeyi çok istemektedir. Yaşlı kadının ağlamaktan gücü kalmamıştır. Kızının küçük ellerini elleri arasına almıştır. Kızı ne kadar büyümüş olsa da onun gözünde hala küçücüktür. Kızının beyaz ellerine şefkat dolu öpücüğünü bırakıp ağlamasının ardından içinden geçenleri söylemeye başlar.
''Güzel kızım, bebeğim, uyan annem. Uyan kızım ne olur! Bak yaşlı annenin kalbi seni böyle görmeye dayanmıyor. Hadi kızım aç o güzel yeşil gözlerini. Aç da evimize gidelim. Bak Ninende seni özlüyor. Gelme dedim yaşlı kadına ama geldi. Dışarıda oturmuş sana dua ediyor annem. Hadi kızım bu kadar insanı üzme uyan!''deyip kızının eline alnını koyup ağlamasına devam eder. Ama kızı kapalı gözlerinden akıttığı birkaç damla haricin de tepki vermemektedir. Hüsna Hanım dışarı çıktığında Koray içeri girer. Yavaş ama sert adımlarla canından çok sevdiği, kardeşim dediği kızın ellerine sarılır. Oturduğu sandalyede bedeni yorgun duruyordur. İç çekip ''Ayşe, hadi uyan ağabeyciğim. Bak hepimiz uyanmanı istiyoruz. Seni çok özledik Ayşe. Gülüşünü, sesini, her şeyini çok özledik. Biliyorum, bebeğinin gittiğini hissediyorsun. Bu yüzden uyanmıyorsun. Ama yapma abisi, böyle yapma. Üzme bizi. Seni böyle görmeye hiç birimiz dayanamıyoruz. Hadi kardeşim kalk artık. Kalk ta yine tatile gidelim. Yine Gökhan'ın başını yarda bizde gülelim. Hadi canımın içi. Sen yok kıyamam dersen ben seve seve aptalın kafasını yararım. Yeminle bak yaparım.''dedi. Gözlerinde ki yaşlar daha fazla dayanamayıp süzülürken koşar adımla sandalyeden kalkıp odadan çıktı. Hepsi tek tek girip konuşurken en son sıra Gökhan'daydı. O da uzun süre konuştu. Özür diledi. Onu ne kadar çok sevdiğini söyledi. Ama Ayşe hiçbir tepki vermiyordu. Çünkü o duysa da onları duymazdan gelip kızı Nehir ile rüyasında mutlu bir hayat yaşıyordu.
****
Kızı yedi yaşında olmuştu. Ve ilkokul günüydü. Okulunun önünde heyecanla kızının çıkmasını bekliyordu. Okulun dağılması için zil çaldığında Ayşe heyecanla kapıdan çıkan çocuklara bakıyordu. Güzel kızını koşarak kendisine geldiğini görünce ellerini iki yana açıp kızını kucakladı. Kızının pembe yanağından uzunca öperken kokusunu içine çekti. Bu kokuyu ömrü boyunca saklamak istiyordu.
****
Ayşe rüyasında gördüğü hayatın içinde yaşamaya devam ediyordu. Artık gerçek onun için neydi bilmiyordu.
GÖKHAN'DAN
O kadar güzel gülerdi ki. O gülüşünü görmeyi hiçbir şeye değişmezdim. Hayat bulurdum onunla. Şimdi ise bitkinim. Onsuz nasıl ayakta duracağımı hiç bilmiyorum. Sesini özledim. Saçlarını okşamayı, taramayı, beline sarılmayı özledim. Ama o bunları bilse de uyanmayı reddediyor. Rüyasında ne görüyorsa, bu dünyaya o rüyasını tercih ediyor. Gözlerimden yanağımı yakan yaşlar süzülürken koşar adımla hastanenin bahçesine kendimi attım. Derin derin nefes almaya çalışırken elim göğsümdeydi. Kalbim yerinden çıkmak istercesine hızlı atıyordu ve canım çok acıyordu. Ben hıçkırıklara boğulmuş ağlarken bir ağaca sırtımı dayayıp yere çöktüm. Başımı ağaca yaslayıp kara bulutlu gökyüzüne baktım. Gücüm artık hiç yoktu. Uyansın istiyordum, ama uyanırsa ne yapacağımı da bilmiyordum. Korkularımla yüzleşmeye hazır değildim. Ya benden nefret ederse diyerek kendimi sorgulamaktan bıktım. Koşarak yanıma gelen Koray tüm dikkatimi üstüne çekti. Ayağa hızla kalkıp onun nefes nefese söyleyeceklerini bekledim.
''Ayşe! Ayşe !''dediğinde endişe ile ''Ne oldu?''dedim. Koray yeniden yutkunup ''Tepki verdi.''dediğinde ayaklarım kendinden bağımsız koşmaya başladı. Koşabildiğimden daha hızlı koşuyordum. Çünkü ona ulaşmam lazımdı. Belki de uyanıyordu. Bana dönüyordu cennet gözlüm. Hızla yoğun bakımın önüne geldiğim de bir kalabalık vardı. Kalbim daha da hızlanırken adımlarım yavaşlamıştı. İçim sızlıyordu. Camın önüne geldiğimde doktorlar başında bir şeyler yapıyorlardı. Camın önünden çekilip açık kapıya yaklaştım. Hemşire şok cihazını doktora verirken kalbim paramparça oluyordu. Ne yaptıklarını anlamıyordum. Hani tepki vermişti? Hani uyanıyordu? Ama neden hala aşk dolu gözleri kapalı? Annemlerin ağlama sesi kulağımı doldururken şok verilen bedeni hareket ediyordu. Ben donmuş sadece olanları seyrediyordum. Hiçbir şey diyemiyordum. Çünkü hiçbir şey yapamayan aciz bir adamdım. Doktor cihazları bıraktıktan sonra saatine baktı. Sıkkın bir ifade ile hemşirelere ve asistanlarına dönüp ''Ölüm saati 10.59'' dedi. İşte o an nefes almam güçleşirken gözlerim büyümüştü. Ama hala olduğum yerde durmuştum. Beyaz çarşafı güzel yüzüne kapattıklarında ayaklarım yeniden beni cennet gözlüme doğru sürükledi. Herkesi başından ittikten sonra çarşafı titreyen ellerimle açtım. Hayır! Hayır, beni bırakıp gidemez. Benim onsuz nefes alamayacağımı bilir. Bana bunu yapmaz. Bana böyle bir cezayı asla vermez. Çünkü kıyamaz bana. Sesim tedirgin ''Ayşe?''dedim. Güzel yanağına dokunurken sol yanağına da uzun öpücüğümü bıraktım. Hala sıcaktı. Hala yanağında kan vardı. Ölmedi o! Ölemez! Beni bırakamaz!
''Ölmedin sen. Gidemezsin .''dedim. Hıçkırarak ağlamaya devam ederken gözlerimden süzülen damlalar yanağına dökülüyordu. Kokusunu içime çekerken tüm dünyayı sarsacak kadar ''HAYIRRRRRRR!''diye haykırmaya başladım. Ve deli gibi aynı sözleri tekrarlayıp ağlıyordum.
''Gidemezsin... Gidemezsin... Beni bırakmazsın... Uyan her şeyim... Uyan... Bunu bana yapma...''
Ama hiçbir tepki vermiyordu. Gitmişti, bırakmıştı beni. Çünkü ben onun güzel kalbini yaralamıştım. Ve bu yüzden artık bana dönmek istemiyordu. Gözlerimden yaşlar süzülüp onun soğuk bedenine damlıyordu.
Artık dünyam kararmıştı. Çünkü dünyamı aydınlatan güneşimdi o. Benim güneşim, sıcacıktı, apaydınlıktı. Ama şimdi dünyam buz tutmuştu. Karanlığa gömülmüştü. Bende bir ömür bu soğuk, karanlık yerde hapsolmuştum.
''Gitme Ayşe... Gitme SENİ SEVİYORUM... ÇOK SEVİYORUM... SEN BENİM NEFESİMSİN!''
ŞİMDİ OKUDUĞUN
TESADÜF
Fiksi RemajaKendini beğenmiş bir zengin züppe, inatçı, çalışkan ve annesine bakan fakir bir genç kız.Aşk tesadüfleri severmiş. peki onların karşılaşması. hayatlarının en önemli zamanlarını yaşamak için bir başlangıçtı. Nefretle başlar her şey. Gökhan Ayşe den...
