9- GERÇEKLER

1.3K 181 43
                                    

Peker beni evine yerleştirip dışarı çıktı. Üvey babama iki çift lafı varmış.

Odasında otururken bir yandan da gözyaşlarıma hakim olamayıp ağlıyordum.

"Annem, beni niye bıraktın." konuşurken bile sesim kısık çıkıyordu ve titriyordu.

Peker sinirle odaya daldı.

"Bu adam bir gün elimde kalacak." diye sinirle kükredi.

"Ne oldu?" diye sordum.

"Eve gelen tüm misafirleri kovuyor şerefsiz. Beni de kovdu, ev artık onunmuş ve misafir istemiyormuş."

Başımı eğdim. Kabul etmek istemesem de artık evim yoktu ve yapayalnız kalmıştım. Peki ben şimdi nereye gideceğim, Peker'in evinde de kalamam.

"Onun adına senden özür dilerim Peker."

"Oğlum sen niye özür diliyorsun, şerefsizliği yapan üvey baban." dedi.

"Bahsetme ondan Peker, lütfen." dedim.

"Özür dilerim." Peker bana sarıldı ve birlikte koltuğa oturduk. Peker'in sarılmasıyla ağlamaya başladım.

"Şimdi bana ne olacak?"

"Ne demek ne olacak?" geri çekilmişti. "Tabiki okuluna devam edeceksin ve büyük adam olmaya bakacaksın Can."

"Anneme de söz verdim biliyor musun?" annemi hatırlayınca yine gözlerim doldu.

"Lütfen ağlama Can, annen seni böyle görmeyi istemezdi değil mi?"

"İstemezdi, ama elimde değil, bayağıdır hastaydı biliyor musun, keşke doktora götürseydim onu, en büyük pişmanlığım bu Peker."

"Anladım, ama biliyorsun yine de annen seni üzgün görmeyi istemezdi, böyle yaparak onu üzersin."

Küçük bir çocuk gibi avutulmak bir nebze de olsa iyi gelmişti.

"Bir daha ağlamak yok" dedi omuzlarımdan sarsarak, "hayatına devam edeceksin ve büyük adam olarak annenin ruhunu gururlandıracaksın."

"Gururlandıracağım" dedim gözlerim yeniden dolarken.

"Hadi ağlama artık, lütfen" Peker'e sarıldım, o da sarılmama karşılık verdi.

"Tamam ağlamayacağım." deyip elimden geldiği kadar tebessüm ettim.

"İstersen  dışarı çıkalım." dedi.

"Canım istemiyor."

"Diğerleriyle buluşalım kafan dağılır." dedi.

Onu başımla onayladım. Biraz kalabalık her zaman iyidir.

Birlikte çıktık. Peker diğerlerine haber vermişti. Hep oturduğumuz kafeye gittik.

Peker'le karşılıklı oturduk. Hep aklıma annem geliyor, onu hiçbir zaman unutmayacağım.

İkizler gelip iki yanıma oturdu. Seçil Buğra'nın yanına oturdu, İpek'le Gülcan'da Peker'in yanına oturdular.

Önce hepsi bana baş sağlığı diledi. Onlara teşekkür edip önüme döndüm.

Beni güldürmek için yapmadıklarını bırakmamışlardı, türlü şaklabanlıklar yapıp moralimi düzeltmeye çalışıyorlardı. Ama ben hiç havamda değildim.

"Efendim siparişlerinizi alabilir miyim?" diye bir garson yanımıza yaklaştı. Gülmesini tutmaya çalışıyor gibiydi.

"Tabi de komik olan ne? Üzerimize leke falan mı bulaşmış." dedi Tuğra üzerini kontrol ederek.

Üvey Babam Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin