Acaba kimdi bu insanlar. Belki de yanımdan gelen geçen insanlar onun adamı.
En azından artık beni telefonda rahatsız edemeyecek. O açıdan rahatım, Huzur ve Erinç'e gelince, elbet bir gün karşıma çıkarlar.
Pijamamı giyip yatağa yattım. Tanem'le ilk öpüşmemizi düşünmeye başladım.
Düşünürken yüzümde anlamlandıramadığım bir gülümseme oluştu. Yanaklarım alev almışçasına yanmaya başladı.
Of çok sıcak oldu. Belki de ağustos ayında olduğumuz içindir ama, en iyisi gidip duş alayım. Hem serinlerim.
Yataktan kalkıp elimle kendimi yelpazeleyerek dolaba yöneldim ve temiz iç çamaşırı çıkarıp banyoya ilerledim.
Banyodaki dolaptan havlu çıkardım ve kenara koydum. Sonra kabine girip suyu açtım. Sıcak suyu açmadan kendimi direkt soğuk suyun altına attım.
Yarım saat kadar altında durduktan sonra suyu kapattım. Havluyu bedenime sardım ve kurulanıp kıyafetlerimi giyip odaya geçtim ve pencereyi açıp yatağa geçtim.
Rahatlamıştım.
Rahatlamamın etkisiyle hemen uykuya daldım.
Sabah uyandığımda gözümü açacak halim yoktu. Vücudum bile kasılmıştı.
Evet geçmiş olsun, hasta oldum, hem de yaz gününde.
Kapım tıklatıldı ama cevap vermeye mecalim yoktu.
Ses vermeyince kapım açıldı ve hayal meyal gördüğüm Tolga abim içeri girdi.
"Can! İyi misin? Sana ne oldu?" diye telaşla yanıma geldi ve elini alnıma koydu. "Yanıyorsun."
Hayal meyal beni kucağına aldığını hatırlıyorum.
Gözümü açtığımda bembeyaz bir tavanla karşılaştım. Çevreme bakındığımda hastanede olduğumu anladım. Kolumda bir serum vardı ve Tolga abim de yatağın yanındaki sandalyede başını kolunun üstüne dayamış uyuyakalmıştı.
Bir hemşire odaya girdi ve "uyanmışsın, bugün kendini nasıl hissediyorsun?" diye sordu. Sese de Tolga abim uyanmıştı.
"Uyanmışsın" dedi sevinerek, "kendini nasıl hissediyorsun?"
İkisine de hitaben "iyiyim" dedim. "Kaç saattir buradayım?"
Tolga abim "üç gün" dedi.
Gözlerim bir anda fal taşı gibi açıldı. "Ne!" dedim "o kadar oldu mu? Sanki daha biraz önce beni kucağına almıştın." dedim.
"Havale geçirmişsin, üç gündür uyuyorsun." dedi Tolga abim.
Hemşire "serum bitince gidebilirsiniz." dedi. Onu onayladık.
"Can, neden penceren açık yatıyorsun abicim. Bir de neden gecenin bir vakti soğuk suyla duş alıyorsun?!" deyip azarladı beni.
"Özür dilerim." dedim.
"Dileme" dedi anında, "sadece biraz daha dikkatli ol." dedi.
En azından artık kaşlarını çatmıyordu. Bu iyi bir şeydi.
Kendimi suçlu hissetmiştim. Başımı eğdim.
"Sana bir şey olursa ne yaparım bilmiyorum" dedi, elini omzuma koyarak.
"Galiba soğuk suyla duş almak iyi bir fikir değildi." dedim. "Hele de duştan sonra pencereyi açarak yatmak." diye devam ettim.
Tolga abim başını salladı ve, "serumun bitmiş, çıkalım mı?" diye sordu.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Üvey Babam
General FictionBu benim ilk kitabım. Yazım hatalarımın farkindayim ama ilk olduğu için o hatalar anı olarak kalsın istiyorum. ☺️ Not: klasik üvey baba,kız ilişkisi değildir. Not 2: bu uyarıyı yeniden koymak durumundayım... Sevgili okurlarım kitabımın başrolü erkek...