2.BÖLÜM

15.7K 1K 198
                                        

Kırmızı alarm veren beynim kendince en iyi çözümü bularak kızlar konseyini toplama kararı almıştı. Fakat bu verdiğim karar beni bin pişman ederken kafamı masaya vurmamak için direniyordum. Konsey üyeleri Eylül, Eda, Ceyda ve Kadir...

İnsanı dinden imandan çıkaracak çeneye sahip dört deliden medet umacak kadar vahim bir durumdaydım!

Yahu Evren bana "Seni bekliyorum." demişti.

Nereye bekliyordu?

Niye bekliyordu?

Kafayı yememe ramah kala "Ayy yeter!" dedim.

Zaten mantıklı düşünemeyen beynim birde dırdır çekecek durumda değildi.

"Vallahi canım yetmez. Bu adam ki burnu yere düşse egilip almaz sana seni beklediğini söylemiş."

Kızlar hep birlikte Ceydayı onaylayarak kafalarını aşağı yukarı sakladıkları. Bunlar gelmeden önce aynı tepkileri vermek için mi sözleşmişlerdi?

"Bence bu adam sana aşık!"

Eylül sevinçle ortaya çok saçma bir fikir attığı sırada Kadir devreye girdi.

"Ayol bizim safı daha çok bekler."

"Bebeğim, alınma ama Kadir haklı. Yani adam illa seni seviyorum mu demeli sana." diyen Ceyda elinin birini şişkin karnına koymuş diğerini gözüme sokmak ister gibi sallaya sallaya konuşuyordu.

Doğumuna günler kalmıştı fakat evde hiç durmuyordu. Grup olarak sokakta doğurmasından korkuyorduk ki büyük ihtimalle sokakta doğuracaktı.

Beni yok sayarak hakaret ede ede kendi aralarında konuşmaya devam ediyorlardı. Onların aşk diye ortaya attıkları fikire ihtimal vermiyordum çünkü Evren gerizekalı bir adam değildi. Monoton ve hayattan zevk almadan yaşayan bir kadına aşık olacak kadar aklını kaçırdığına bir türlü inanmıyordum. Öte yandan beynimde bulanmıyor değildi. Bunca konuşma ve Evrenin kimseye göstermediği töleransı bana göstermesi beni ihtimal vermediğim düşünceye itiyordu.

Olabilir miydi?

Diyelimki oldu o zaman ne yapacaktım?

Bana olan ilgisini kaybetmek istemeyen bencil yanım ile ona haksızlık yapma diyen yanım savaş içerisindeydi. Ateş hattında kalmış gibi çaresiz hissediyordum. Evrene bir adım atarak kendime bir şans verebilir ve belkide mutlu olurdum. Yada ona bir adım atmaz Doruğun yarattığı enkaz halinde yaşardım. Fakat korktuğum şey kendimle birlikte Evrenide mutsuz etmekti. Tamam Doruk defteri kapanalı çok olmuştu ama kapanmayan yaralarım vardı.

Evren yeni yaralar açar mıydı?

Beni terk eder miydi?

Hep ben diye bencilce sorularım vardı. Bencilliğim en zayıf yönümdü ve sevmediğim bir insanı anında gözden çıkarabilirdim. Birisini sevmiyorsam hayatımda yeri yoktu yani. Öyle seviyor gibi yapamazdım.

"Ben ne yapacağım?" inler gibi konuşmamla hepsi susarak bana baktı.

Mutlu olmak istiyordum artık. Ama bu mutluluk eğer başkasına mutsuzluk olacaksa kendi mutluluğum için bunu yapamazdım.

DÜNYA YANSABağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin