22.Bölüm

7.6K 455 94
                                        

"Hııı?" dedim anlamsızca.

Doğuruyor muyduk?

"Ne saçmalıyorsun Eylül?" dedi Evren ellerini belimden çekerken.

Eylül telaşla eşyalarını plaj çantasına yerleştirirken bir yandanda "Ömer aradı az önce doğuruyormuşuz. Aman doğuruyormuş. Ahh...Ömer değil Ceyda doğuruyormuş." dedi telaşla.

Ceyda! Ceyda doğuyor muydu! Aşktan uçan aklım yerine gelirken telaşla bende çantama yöneldim.

"Bir an Ömer doğuruyor sandım." dedi Gökhan gülerek.

Evrende onunla birlikte gülerken "Uçak bileti bakın hemen! Ayy bak nasıl gülüyorlar. Yahu hadisenize." dedim.

Evren ve Gökhanın bitmek tükenmek bilmeyen kötü şakaları eşliğinde geçen uçak yolculuğundan sonra nihayetinde hastaneye gelmiştik. Biz daha hastaneye gelmeden Ceyda bir Ömer dokuz doğurmuştu. Eda ve Kadir bir köşede Berkay başka bir köşede durmuş aramıza katılan prensesimizi görmek için bekliyorlardı. Sanırım Kadir ve Berkay yine tartışmışlardı. Hoş onların tartışmadığı bir zaman dilimi yoktu. Biri ak diyorsa diğeri kara diyordu her seferinde.

"Ömer nerede?" diyen Eylül beklemekten sıkılmış gibi görünüyordu.

Hayatta en nefret ettiği şey beklemek olan bir insan yaklaşık yarım saattir bekliyordu. Gökhanın kolunun altına girmiş sıkıntıdan kıvranıp duruyordu.

"Hala Ceydanın yanında."

Berkay geldiğimizden beri ilk defa konulmuştu. Sanırım aralarındaki sorun bu defa oldukça büyüktü. Bu konuyla ilgileneceğimi aklımın bir köşesine not ederek Evrene doğru yöneldim. Oda geldiğimizden beri sessizliğe gömülmüştü.

"Neyin var?" dedim yanına oturmadan hemen önce.

Mavi gözleri birkaç saniye üzerimde dolandıktan sonra gözlerini Ceydanın yattığı odaya dikti.

"Çok güzel olurdu." dedi benim anlayamadığım bir tınıtla.

"Ne çok güzel olurdu Evren?"

Sinirlenmeye başlamıştım ne dediğini anlamlandıramayarak. Biraz daha açık konuşamaz mıydı?

"Biz..." diyerek durakladı ve "Belki bizde böyle bir an yaşarız. Güzel olmaz mı Çisem? Bizimde bir kızımız olsa güzel olmaz mı?" dedi.

Sorduğu soru afallamama neden olurken benimde bakışlarım Ceydanın odasına kaydı. Aramızda oluşan sessizlik uzayıp giderken derin bir nefes aldım. Elbette güzel olurdu. Olurdu olmasına ama ben anne olabilir miydim? Kendi annesinden yoksun bir kadından ne kadar anne olunursa o kadar olurdu herhalde. Eksik...

"Olur." dedim hala kapıya bakarken.

Beyaz kapının arkasında yatan kadının Ceyda değilde ben olduğumu, heyecanla bebeğini ve karısını görmek için can atan kişininde Ömer değilde Evren olduğunu hayal ettim. Ortaya çıkan tablo nefes kesiciydi. Ama bunun yanı sıra korkutucuyduda.

Bir bebek... Bana muhtaç bir bebek fikri beni korkutuyordu. Çok büyük bir sorumluluktu.

"Geliyor, geliyor!" diyen Kadirle düşüncelerim yarıda kesilirken Evrenle birlikte ayaklandım.

Kısa boylu, esmer bir hemşirenin kucağında gelen bebek hepimizin yüzünde tebessüm oluşturmuştu.

"Bu...bu çok çirkin!"

Edanın yüzünü buruşturarak sarf ettiği kelimelere anında destek Kadirden geldi.

"Babasına benzemiş ayol bu." dedi.

DÜNYA YANSABağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin