Aynı senaryo beynimin içerisinde defalarca oynuyor sonra beni yine aynı noktaya atıyordu. Bendim işte orada çırpınan kadın. Ama dışarıdan izleyende bendim.
"Çisem!" dedi Evren arkamdan koşarken.
Çıplak ayaklarımla meşe ağaçlarıyla dolu ormanın içerisinde koşarken bir kez bile olsun arkama bakmadım.
Kimden kaçıyordum?
Evrenden mi?
Ayaklarım beni ileriye doğru savururken beynim geriye dön diye bağırıyordu. Onu arkamda bırakamazdım. Göremesemde geldiğini duyuyordum.
Yeşil gözleri kanlanmış benliğim beni durdurmak için elini göğüs hizasında kaldırarak "Dur." dedi.
Ayaklarım bu komutu bekliyormuş gibi olduğu yere çivilenirken arkama baktım. Evren yoktu. Aksine her yerde gözleri kanlanmış ben vardı.
"Kaçamazsın kendinden."
"Dur!"
"Kaçamazsın!"
"Katilsin! "
"Onu sen öldürdün!"
Birbirine karışan ama her seferinde beni suçlayan seslerin nereden geldiğine bakmak için kendi etrafımda döndüm. Ama her seferinde karşımda bir ayna varmış gibi kendi yansımamla karşılaştım.
"Ben kimseyi öldürmedim."
Bağırışım karşısında yansımalarım yok olurken ellerimin ısınmasıyla bakışlarımı ellerime çevirdim. Ilık kan avuç içlerimden yere doğru damlıyor yede bir göl oluşturuyordu.
"Beni neden sevmedin?"
Evrenin sesini duymamla arkama döndüm. Gördüğüm görüntü beni dehşete düşürürken ileriye doğru atıldım. Yerde kanlar içerisinde gözleri kapalı cansız bir şekilde yatıyordu.
Tekrar aynı ses"Beni neden sevmedin? "dediğinde sıçrayarak uyandım.
Nefes nefese doğrulduğumda yanım boştu. Yaşlar gözlerimden akıyor sonra hızla yerini başka gözyaşlarına bırakıyordu. Evren giyinme odasının önünde gömleğinin düğmelerini bağlarken işini yarım bırakarak yanıma geldi.
" Şşş sadece bir kabustu güzelim."
Kollarımı boynuna doladım. Bir an gerçekten onu kaybettiğimi sanmıştım. Saçlarıma dokunan elleri gevşememe neden olurken kokusunu içime çektim. Burada benim yanımda sapa sağlamdı. Biraz olsun sakinleştikten sonra geriye doğru çekilerek yüzüne baktım. Yüzü kasılmıştı.
"İyi misin?" dedi hala saçlarıma dokunurken.
Kafamı aşağı yukarı salladıktan sonra "Nereye gidiyorsun?" dedim.
Daha hava bile aydınlanmamıştı. Kısa bir süre yüzümü inceledi. Derin bir nefes alarak "Ufak bir işim var. Ne işi diye sorma lütfen. Sonrada şirkete geçeceğim. Oradanda otele gidip personelle konuşmam gerekiyor."dedi.
Sesindeki sıkıntı kendini ele veriyordu. Ne işi olduğunu deli gibi merak ediyordum ama duyacağım cevap yüzünden sessiz kaldım.
" O zaman bugün yola çıkmıyoruz öyle mi? "
Aslında ikimiz gidecektik tatile ama Eylül peşimize takıldığı için baş başa tatil planımız yalan olmuştu. Bir yandanda iyi olmuştu. En azından aklım Eylülde kalmazdı.
"Ben akşam üzeri gelmeye çalışacağım. En kötü gece çıkarız yola."
"Dikkat et kendine." dedim gittiği yeri az buçuk tahmin ederken. Gitme diye koluna yapışmama ramah kalmıştı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
DÜNYA YANSA
RomantikBir adam iki kişilik... Hem merhem hem yara... Bir kadın kırık,dökük baştan sona yıkım... Ölümün varlığını unutarak yaşadığım gerçeği yüzüme okkalı bir tokat olarak inerken mavinin en güzel tonuna baktım. Az önce benimle alay eden adam şimdi nefes...
