15.Bölüm

8.7K 565 66
                                        

Ölümün varlığını unutarak yaşadığım gerçeği yüzüme okkalı bir tokat olarak inerken mavinin en güzel tonuna baktım. Az önce benimle alay eden adam şimdi nefes almakta zorluk çekiyordu. Ölüm var bu dünyada diye haykıran benliğim dehşete düşmüştü. Etrafımıza toplanan korumaların bağırışları kulaklarıma uğultu halinde ulaşırken Evrenin hırıltılı nefeslerini çok belirgin bir şekilde duyabiliyordum.

"Evren! Evren, lütfen bana bu acıyı yaşatma." dedim kendim bile duyamayacağım bir şekilde.

Daha iki saat önce senin gibi bir adama anca nefret beslerim demiştim. Ama şimdi yüreğim yanıyordu. Şimdi titreyen ellerimde seni seviyorum lafını çok gördüğüm adamın kanı vardı. Oysa nefretten daha güçlü bir duygu hissediyordum ona karşı. Sadece kırgın ve kızgın olan yanıma, kibirime uyarak canını yakmak istemiştim. Şimdi ellerimin arasında can çekişen adama karşı hissettiğim en yoğun duygu sevgiden başka birşey olamazdı.

"Seni...sev..."dedi sık sık nefesleri arasında.

"Yorma kendini. Ne olursun dayan ne olursun beni bırakıp gitme."

Sol göğsünden akan koyu kırmızı sıvıyı biraz olsun azaltmak adına korumaların verdiği bez parçasını bastırırken hissettiğim ılık kan ile derin biri nefes aldım.

"Seviyorum...kollarında ölmeyi isteyecek...kadar."

Onun sözleriyle ölüyorum sandım. İstediği tek şey sevgi olan bir adama karşı taş duvar olan duruşumdan, çürümüş kalbimden utandım. Başka birisinin bana yaşattığı acının bedelini ona ödeten insanlığımdan nefret ettim. Söylediği ve yaptığı  bütün kötü şeyler sanki var olmamış gibi hafızamdan silinirken hatırladığım tek şey buz mavisi gülen gözleri ve iki yanağındaki gamzeleriydi.

Saniyeler sonra ambulansın sesi duyuldu. Kaç dakika orada öylece kalmıştık bilmiyorum ama bana bir asır gibi gelmişti. Evreni ambulansa bindirirlerken sessizce bir köşede izledim. Yarı açık yarı kapalı gözleri inatla kapanmamak için kendiyle savaş verirken hâlâ bana bakıyordu. Zar zor ikna ettiğim sağlık görevlileriyle birlikte ambulansa binerek Evrenin elini tuttum.

Sevgi herşeyin üstesinden gelirdi öyle değil mi?

Hissederdi varlığımı. Tutunacak bir dalı olurdu şu pis hayatın içerisinde. Hep dik duruşu ile gördüğüm adamın bu halini görmek canımı yakıyordu.

"Dayan." dedim fısıltı halinde"Benim için dayan. "

İnat eden mavi gözler yavaş yavaş kapanırken buz tutan kalbim tekledi. Tuttuğum eli daha sıkı kavradım. Bırakırsam bir daha tutamayacakmışım hissiyle dolup taşıyordum. Gözlerimi kapatarak başımı tuttuğum elini üzerine koydum.

" Lütfen, lütfen beni bırakma! Söz veriyorum uyandığın zaman herşey çok güzel olacak. Söz veriyorum sana istediğin zaman kahve yapacağım." dedim inler gibi.

Boğazımda oluşan düğüm ne ağlamama izin veriyordu nede nefes almama. İlk defa Egemen ve Eylülden başka acı çeken birisinin acısını iliklerime kadar hissediyordum.

Ambulans özel hastanenin önünde dururken ve Evreni hızla aşağıya indirirlerken kanlı ellerime baktım. Üzerime giydiğim renkli çicekli beyaz elbisem kan içerisinde kalmıştı. Bulanan midemde işleri zorlaştırıyordu. Ameliyathane kapısının önüne oturarak bağdaş kurdum. Zihnimde tek bir görüntü vardı. Evrenin vurulma anı. Gözlerim tekrar kanlı ellerime takıldığında başımı geriye atarak kafamı duvara yasladım. Kusacak gibi hissediyordum.

"Oğlum!" diye yakaran bir kadının sesiyle başımı kaldırıp gelenlere baktım.

Yaşlı bir kadın, iki genç kız ve yaşlı bir adam ameliyathane kapısının önüne geliyorlardı. Üç kadında ağlıyordu. Yaşlı adamın zaten ayakta duracak hali yok gibiydi. Yaşlı kadının mavi gözleri Evrenin gözlerinin kopyası gibiydi. Annesi dedi iç sesim. Bu kadın Evrenin annesiydi. Duyduğum feryatların ve korumaların onları bilgilendirme çabalarını sessizce izledim. Bakışlarım arada kanlı ellerimi buluyor sonra tekrar Evrenin ağlayan ailesine yöneliyordu. Kimsenin beni görecek hali yoktu. Bu durumda işime geliyordu. Ne diyecektim? Oğlunuz gözlerimin önünde vuruldu mu? Üzerimdeki ve ellerimde bu kan oğlumuzun diyemezdim bir anneye.

DÜNYA YANSABağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin