Gökhan...
Girmem gereken çok önemli bir toplantı, ağabeyimin yapmamı istediği yığınla iş vardı fakat beynim Eylül dışında başka hiçbir şey düşünemiyordu. Dün gece yarısı yine kabus görmüştü ve birazda ateşi vardı. Ahh bu kadın bana ne yapmıştı böyle? Hayatımın merkezine oturmuştu resmen.
"Gökhan!"
Ağabeyimin gür sesi odayı doldururken benide düşüncelerimden kopardı.
Oturduğum yerden hızla kalkarken "Buyur ağabey." dedim.
"Hemen Eylül'ü ara." dedi öfkeyle.
Yine bir şeye sinirlenmişti belli oluyor ama bunun Eylülle ne ilgisi olduğunu anlayamamıştım.
"Bir sorun mu var ağabey?"
Evren ağabey elini saçları arasından geçirerek çekiştirdi. Bu sinir hayra alamet değildi. Ne zaman bu kadar öfkelense zarar vermeden sakinleşemiyordu.
"Dediğimi yap Gökhan! Eylül'e sor neredelermiş? Ne yapmışlar?"
Gözlerinde gördüğüm ifade hiç hoşuma gitmesede dediğini yaparak Eylül'ün numarasını tuşladım.
* * *
Çisem...
Eylül'ü zar zor ikna ettikten sonra çantamı almak için yatak odasına çıktım. Çok yüksek olmasada ateşi vardı. Çocuk gibi doktora gitmemek için tepinip duruyordu.
"Çisem telefonun çalıyor."
Eylül elinde telefonumla geldiğinde hala hazırlanmamış olduğunu gördüm. Bu kız cidden çok inattı.
"Sen hala..."
"Bırak şimdi beni. Doruk arıyor."
Hızla elinden telefonu alırken kalbimin ritmi hızlanmıştı. Hergün arıyor, olur olmadık bahaneler ileri sürerek onunla buluşmamı istiyordu. Bir gün Evren açacak şu telefonu diye ödüm kopuyordu. Aramız düzelmişken, her şey yolundayken Doruk yüzünden aramız bozulsun istemiyordum. Üstelik Doruk bir şekilde Evreni canileştiriyordu. Belki Evren hep böyle bir adamdı ve ben bunu görmeyince öyle birisi değilmiş gibi düşünüyordum. Siz bu yaptığıma her ne derseniz diyin ister aptallık ister cahillik isterseniz de bencillik... Belkide bir korkaktım ve ne olursa olsun aşk için gözlerimi bütün yaptıklarına kapatmıştım. Evet yanlış yapıyordum ama yapıyordum işte.
"Açma Çisem. " dedi Eylül elimdeki telefona bakıyordu.
Telefon saniyeler sonra çalmayı bıraktığında nefesimi dışarıya verdim. Bugün ilk iş gidip numaramı değiştirecektim.
"Bence artık Evrene söylemelisin." dedi benden bir tepki alamayınca.
"Nasıl söylerim? Evreni bilmiyormuş gibi konuşma Allah aşkına."
Düşünür gibi bekledikten sonra "Biliyorum ama Dorukta haddini aştı artık." dedi.
Bu sefer telefonuma mesaj geldi. İkimizde hızla elimdeki telefona bakarken artık ağlayacak duruma gelmiştim. Beni sevmediğini bunu sadece bir oyun olarak gördüğünü biliyordum. Çünkü Doruk her şeyi oyuna çevirmeyi seviyordu. Ellerim titreye titreye mesajlara girdim.
Gönderen:Doruk
"Amacım seni rahatsız etmek değil. Ama gerçekten çok önemli bir konu hakkında konuşmamız gerekiyor. Eskiden hep buluştuğumuz restoranta gel."
Benimle konuşabilecek kadar önemli bir konusu olmadığına emindim. Yalan söylüyor diyen iç sesime kulak verip "Hazırlan hastaneye gidiyoruz." dedim Eylül'e.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
DÜNYA YANSA
RomansaBir adam iki kişilik... Hem merhem hem yara... Bir kadın kırık,dökük baştan sona yıkım... Ölümün varlığını unutarak yaşadığım gerçeği yüzüme okkalı bir tokat olarak inerken mavinin en güzel tonuna baktım. Az önce benimle alay eden adam şimdi nefes...
