Öncelikle bu bölümü bana hep destek olan küçük yazarım @zeyneepmendes ithaf ediyorum 😘
Midem bulanıyor, bedenim titriyordu. Bu titreme ne korkudandı nede acıdan. Bu titreme gördüğüm canilik karşısında bedenimin verdiği en masumane tepkiydi.
Saçlarımı sıkıca kavrayan eller bakmak istemediğim küçük ekran tablete biraz daha eğdi kafamı. Duyduğum çığlıklar eşliğinde ekranda beliren Evrenin gülümsemesi... Ölmek istedim. Gördüğüm bunca şeyden sonra ölmek istiyordum. Yanında huzur bulduğum bir adamın bu denli bir vicdansız olmasını yüreğim kaldıramıyordu. Benim aksime Eylül gözünü bile kırpmadan izliyordu görüntüleri. Nazlı ve Ayçanın bağırış sesleride aşağıdan bulunduğumuz odaya ulaşıyordu. Keşke diyordu benliğim keşke Evrene bu kadar çabuk bağlanmasaydın. Keşke Doruğa yaptığı şeyden sonra onu affetmeseydim.
"Bak!Koynunda uyuduğun adama bak Çisem. Nasıl diri diri yakmış ağabeyimi."
Telefonun ucundaki adamın sözleri ile bir kez daha titredim. Savaş,Evren ve Gökhan...
Savaş'ı Evrenin can dostu olduğunu biliyordum. Evren bana onu çok anlatmıştı. Üç adam bir araya gelince üç ölüm meleğini andırıyordu.
Benim konuşmayacağımı anlayan adam "Hâlâ savunacak mısın o şerefsizi." dedi.
Ona şerefsiz deme diye haykırmak isteyen yanım avaz avaz bağırıyordu. Lakin ağzımdan tek kelime çıkmıyordu. Nutku tutulmak bu olsa gerek. Ama Eylül'ün ağladığını duyabiliyordum.
"Ender bey ne yapmamızı emredersiniz?" dedi hala saçlarımı sıkı sıkı tutan adam.
Öldür demek istedim. Ne olursun beni öldür. Yaralı kalbim daha fazla dayanamayacaktı yoksa.
"Çisem, birşey söylemeyecek misin?" dedi aynı adam. Yaşamam onun tek kelimesine bakıyordu.
" Evren birşey yaptıysa vardır bir sebebi." dedim içim kan ağlaya ağlaya.
Ahh Evren ahh... Kalbimde açtığın derin yaraları görsen ahh bir görsen.
"Öldürün şu sürdüğü! Ama benden size izin önce bir güzel eğlenin."
Telefonun kapanma sesiyle birlikte odayı saçlarımı çekiştiren adamın kahkahası doldurdu. İşte o zaman korkmaya başladım. Ama ölmekten değil. Böyle lanet bir adamın bana dokunacak olmasından. Evrenin beni bulduğunda yaşayacağı acıdan korktum. Benim can çekişen yüreğim sevdiğim adamın yüreğinin yanında bir hiçti.
"Çek ellerini üzerimden!" dedim öfkeyle.
Evrenden başka bir adamın saçlarıma dokunması yeterince midemi bulandırırken birde bedenime dokunacak olması...kusacaktım.
"Çok ayıp Çisem. Seninle ne kadar eğleneceğiz şimdi neden böyle yapıyorsun?" dedi saçlarımı sol omzuma bırakırken.
Çırpındım, ağladım, bağırdım. O ise sadece beni yüzündeki pis bir sırıtış izledi. Benimle birlikte Eylülde bağırıyor ve ağlıyordu. Üstelik nefes almaktada zorluk çekiyordu.
" Çıkarın şu karıyı. "dedi Eylül'ü tutan adama.
Eylül çıkmamak için direnirken bende üzerime doğru gelen adamdan kaçmak için çırpınıyordum. Şu durumda bile aklımdaki tek şey Evrendi. Çırpınmama bir son vermek adına yüzüme attığı tokatla yere düşerken acıyla inledim. Zaten hırpalanmış olan bedenimin yanı sıra birde dudağım patlamıştı.
"Rahat dur lan!"
Üzerime çıkan ve giydiğim gömleğin düğmelerini kopararak çıkaran adama güçsüz yumruklarımı indirdim. Ama bir işe yaramadı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
DÜNYA YANSA
RomanceBir adam iki kişilik... Hem merhem hem yara... Bir kadın kırık,dökük baştan sona yıkım... Ölümün varlığını unutarak yaşadığım gerçeği yüzüme okkalı bir tokat olarak inerken mavinin en güzel tonuna baktım. Az önce benimle alay eden adam şimdi nefes...
