7.BÖLÜM

9.8K 815 29
                                        

"Hiçbir vücut ısısı değiştirmiyorsa mevsim normallerini
Sevmek de yok artık,
Sevmek yok artık
Hiç kimseyi!
Sen yaz saati uygulaması, ben kış saati
Ortak bi takvimimiz bile olmadı!
Seni bir saat ileri almışlar, beni bir saat geri
Bu zamanlar yoksa bize düşman mı?

Bilemem
Aklın kimde kalır?"

Dinlediğimiz şarkıya eşlik ederken birbirimize baktık. İkimizinde gözünden yaşlar süzülüyor, acılarımız gözlerimizde hayat buluyor saliseler içerisinde yok oluyordu. Ne o bana bir kez Cenk demişti ne de ben ona Evrenden bahsetmiştim. Ne konuşacaktık ki?

İkimizde hep yanlışın peşine düşmüştük. Bile bile ateşe yürümüştük. Şimdi konuşsak ne değişecekti? Bugün değil. Yarın belki konuşur, ağlar sonra hiçbişey olmamış gibi yüreğimizdeki yaralarla yaşamaya devam ederdik. Ben yüreğimdeki yara ile yaşamaya alışkındımda omuzlarımdaki vicdan azabıyla ne yapacaktım bilmiyordum. Korktuğum başıma gelmiş ve kendi mutsuzluğumun içerisine Evrenide çekmiştim. Oysa istediğim tek şey mutlu olmaktı.

"Nasıl olurda hep aynı noktaya geliriz? Nasıl olurda hep daha derine patıyoruz Çisem?" dedi sigarasından derin bir nefes çekerken.

"Bilmiyorum." dedim bende sigaramdan derin bir nefes alırken.

İkimizde üzerimizi değiştirmemiş eve nasıl geldiysek öyle oturuyorduk. Güzel gece elbiseleri,hafif dağılmış saçlar ve tamamen bozulmuş makyajlar...

Keşke elbiselerimiz yerine kaderlerimiz güzel olsaydı. Keşke hep keşke demek zorunda kalmasaydık.

"Yüreğim yangın yeri..." dedi elinin tersiyle gözyaşını silerken.

"Bir yüreğim kaldı mı bilmiyorum." dedim dürüst davranarak.

Yüreği olan hangi insan bir başkasının yüreğini yakardı. Evrenin bakışları gitmiyordu gözlerimin önünden. Ya o söyledikleri?

"Bir insana beni neden sevmiyorsun diye sorulmaz öyle değil mi?" demişti bana. Ben kendime defalarca bu soruyu sormuştum Doruk beni terk ettiğinden. Beni neden sevmedi diye ağlamıştım. Oysa biliyordum sevmeyen bir insana neden sevmediğin diye sorulmazdı.

"Bende yüreğim kül olsun istiyorum. Yok olsun ki hissetmeyeyim artık acıyı."

"Ama ben hissediyorum."

* * *

Sabaha karşı daldığımız uykudan kapının kırılmak istercesine çalınmasıyla uyanmıştık.

"Alacaklı mı?" dedi Eylül yarı kapalı gözlerini ovuşturarak kapıya ilerlerken.

Bir borcumuz olduğunu sanmıyordum. Eda, Ceyda, Kadir üçlüsü gelmişti bütük ihtimalle. Kafamı yastığı gömerek "Kimse balkondan sallandıracağım! Böyle kapımı çalınır." dedim boğuk çıkan sesimle.

Müthiş bir baş ağrısı çekiyordum. Kim içince unutulur dediyse halt etmiş. Zira başımı koparmak dışında birde hissettiğim... Ahh hissettiğim neydi sahi? Lanet olası bir karmaşa. Ne olurdu sanki hislerimden emin olabilseydim. Ne olurdu bu kadar korkak olmasaydım. Gözlerimi açar açmaz hucum eden düşünceler ile tekrar uykuya dalamayacağımı anlayarak kafamı yastıktan kaldırdım.

DÜNYA YANSAHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin