29.Bölüm

6.6K 370 36
                                        

Yağmur damlaları yerde oluşan su birikintisine her düştüğünde dalgalar halinde yayılarak suya karışıyor, ardından yerini baska bir damlaya bırakıyordu. Evrende bana böyle karışmıştı. Ansızın, hızlıca... Hayatımın merkezinde duruyordu ve ben ona göre şekil alıyordum. Bu beni ister istemez korkutuyordu ama anlam veremediğim bir şekilde de hoşuma gidiyordu.

Seviyordum bu adamı ötesi mi var?

Seviyor ama yanmaktan ölesiye korkuyordum. Seviyor ama evlenmeyi göze alacak kadar kendime güvenmiyordum. Bir şeyler vardı yerine oturmayan. Sevgim dışında gelişen, can yakan şeyler. Mesela bir Evren vardı deli gibi korktuğum, acımasız bir Evren. Ahh bir başka Evren vardı nefesinde hayat bulduğum. Ve ben her iki adamıda yaşıyordum.

"Güzelim, neden bu kadar erken kalktın?"

Evren'in uykulu sesiyle pencereden dışarıya bakmayı bırakarak ona döndüm.

"Uyku tutmadı." dedim olduğum yerden bir adım ileriye gitmeden.

Bir kaç gün önce bana evlen benimle demişti, daha bir kaç gün önce şiddetli bir tartışma yaşamıştık ve onunla birlikte olmuştum. Bir kaç gün  içerisinde onca şey yaşamıştık ve yine aynı noktadayık. Birlikteydik...

"Yanıma gel." dedi uyumak istediğini belli eden bir tınıyla.

"Gidip mutfağa baksam daha iyi olur. Birazdan gelirler." dedim saçmalayarak.

Saat henüz yedi bile olmamıştı. Kaçmak için verdiğim çabayı anlayan Evren yattığı yerden kalkarak oturur pozisyona geldi.

"Benden kaçmaktan vazgeç Çisem."

Girmek istemediğim bir tartışmanın ortasına düşerken midemin allak bullak olmasıyla elimi ağzımı kapattım. Bir bu eksikti! Koşarak tuvalete giderken Evren'in yataktan kalktığını duymuştum. Tam hastalanacak günü bulmuştum. Klozetin kapağını açtığımda düşündüğüm tek şey kapıyı kilitlememiş olmamdı. Keşke kapıyı kilitlemeyi akıl etseydim. Zaten boş olan midemden tek çıkan şey acı suydu ve ağzımda bıraktığı tat daha çok midemi bulandırıyordu. Kahretsin!

Evren arkama geçmiş önüme düşen saçlarımı elleriyle tutarken "Dışarı çık lütfen." dedim.

Beni bu iğrenç halimle görmemeliydi. Ellerim titriyordu ve sinirlerim bozulmuştu. Gözyaşlarım yanaklarıma akmaya başlamıştı bile. Ne zaman kussam hep böyle oluyordu.

"Daha iyi misin?" dedi yüzümü yıkamama yardımcı olurken. Evet anlamında başımı aşağı yukarıya sallamakla yetindim. Tuvaletten çıkmama ve yatağın üzerine oturmama yardımcı olduktan sonra elbise dolabında kıyafetlerini çıkardı. Daha sonra benim için bir elbise çıkardığını gördüm.

"Ne yapıyorsun?"

"Hastaneye gidiyoruz. Neden hasta olduğunu söylemiyorsun?" sesindeki tını itiraz istemiyorum diye bağırıyordu.

"Hayır, hayır! Hastaneye gitmek istemiyorum." dedim derin derin nefes alırken.

Midemi üşümüş olmalıydım. Havlar birazcık soğumaya başlasın hemen hastalanırdım zaten. Bir kaç gün dinlenip, sıcak bir şeyler içtikten sonrada bir şeyim kalmazdı.

"Gidiyoruz dedim Çisem. Yüzün bembeyaz oldu."

"Evren lütfen. Gerçekten iyiyim."

Kısa bir sessizlikten sonra pes eden Evren yataktan çıkmamam şartıyla hastane fikrinden vazgeçmişti. Biliyordum ki bir daha böyle bir şey olursa kendimi acilde bulacaktım ve midem hala bulamıyordu. Bütün gece uyumamanında verdiği bir yorgunluk vardı üzerimde. Bir kaç saat uyusam kendimi daha iyi hissedecektim.

DÜNYA YANSABağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin