Ruhum kendi köşesine çekilmiş bir biri ardını takip eden günleri boş gözlerle, öylece izliyordu. Öfkeliydim. Kendime, bu hayata öylesine büyük bir öfke duyuyordum ki...
Neden? Neden her şey yolunda gitmiyordu?
Neden bunca olay bunca dert hep bizi buluyordu?
İsyan etmemem gerektiğini biliyordum ama düşüncelerimi durduramıyordum. Bu gününde burnumdan gelmesinden korkuyordum. Zaten şiş karnımı saklamak çok zordu bir de boş kuruntularla daha çok geriliyordum.
"Çok güzel olmuşsun."
Eylül'ün hayran sesi yüzümü gülümsetirken aşağıdan Egemen "Geldiler!" diye bağırdı.
Zaten ağzımda atan kalbimin ritmi biraz daha hızlanırken öleceğim sandım. Günlerdir bu anı bekliyordum. Basit bir kız istemede bu denli heyecanlandıysam düğünümü düşünemiyordum. Karnım daha çok belirğinleşmeden evlenmek için acele ediyorduk. Hoş, Evrenin işine bile gelmişti bu olay.
"Korkuyorum Eylül." dedim endişemi birisiyle paylaşma isteğime yenilerek.
Kolumu sıvazlayarak "Hiç bir sorun çıkmayacak." dedi yüzündeki kocaman gülümsemesiyle.
Hamile olduğumu bir ona söylemiştim. Belki Gökhanda biliyordur ama bana bildiğini belli etmiyordur. Sonuçta Eylül benim için neyse Gökhanda Evren için öyleydi. Yinede bildiğini belli etmemesi hoşuma gidiyordu. İnanmak istiyordum her şeyin güzel olacağına. Buna ihtiyacım vardı.
Karnımı okşayarak "Her şey güzel olacak." diye mırıldandım.
"Ne yapıyorsun? Kapıyı senin açman gerekiyormuş. Açtırmadı annem kapıyı."
Egemenin sesiyle sıçradım. Hızla elimi karnımdan çekerken "Ne demek kapıyı açmadık? Kapıda mı bıraktınız ya?" dedim koşar adım merdivenlere doğru giderken.
Eylül ve Egemenin gülüşlerini duyuyordum fakat onlara laf yetiştirecek vaktim yoktu. Kız istemeye gelip kapıda kalan ilk damat olarak tarihe geçecekti Evren.
" Anne ya niye açmıyorsunuz kapıyı?" dedim nefes nefese son basamakları inerken.
Annem önüme geçerek "Neredesin sen? Aaa kız açar yavrum kapıyı. Dur! Önce nefesini bir düzene sok. Sanki arkandan atlı kovaladı. Hayret birşey." dedi yapmacık bir sinirle.
"Hevesli gibi... Tövbe tövbe!"
Bakışlarım babamı bulduğunda bu kız isteme olayının onu ne kadar gerdiğini fark ettim. Bir yandan annemle atamın düzelmesine ve eve gelmeme sevindiğini biliyordum ama bir yandanda evlenmeme üzüldüğü belliydi. Baba olmak ne zor şeydi. Ben bunları düşünürken zil bir kez daha çaldı.
Allah Aşkına kaç dakikadır bekliyorlardı?
Arkamdan gelen Eylül "Kapıyı açmayı düşünen var mı? Şimdi yokuz sanıp gidecekler." dedi.
"Çisem! Açacak mısın artık şu kapıyı?" kapının diğer ucundan gelen öfkeli ses Evrenden başkasına ait değildi.
Daha fazla beklemesinler diye hızla kapıyı açtım. Yüzümde endişeyle harmanlanmış bir gülümseme ile Evrene bakarken öfkeyle hızlı hızlı soluduğunu gördüm. Kızlar şirin şirin sırıtırken anne ve babasında samimi bir ifade vardı. Elinde çikolatayı tutan Gökhan ise gülmemek için üstün bir çaba sarf ediyor gibiydi.
"Hoşgeldiniz." dedim içeriye geçmeleri için kenarıya çekilirken.
Hepsi aynı anda "Hoşbulduk." derken bir koroyu andırıyorlardı. Bir bir içeriye girenlerken en son kapıdan giren kişi Evren olmuştu. Elindeki papatya demetini kollarıma bırakırken yüzünden anlam veremediğim bir gerginlik vardı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
DÜNYA YANSA
RomansaBir adam iki kişilik... Hem merhem hem yara... Bir kadın kırık,dökük baştan sona yıkım... Ölümün varlığını unutarak yaşadığım gerçeği yüzüme okkalı bir tokat olarak inerken mavinin en güzel tonuna baktım. Az önce benimle alay eden adam şimdi nefes...
