12.Bölüm

8.6K 597 85
                                        

EYLÜL

Rüya gördüğünün farkında olurdun fakat içinde bulunduğun kabustan gözlerini açıpta bir türlü kurtulamazdın. Tamda şuanda o durumdaydım. Defalarca yaşamıştım çünkü bu anı. Defalarca aynı his ile kavrulmuş, aynı acıyla savaşmıştım. Sonuçsa hep aynıydı. Yenilgi...

Elimi karnıma koyarak onu hissetmeye çalıştım. Buradaydı işte! Kımıldanıyor, varlığını adeta haykırıyordu. Henüz 20 yaşındaydım ve deli divane aşıktım. Oysa sevilmediğimi iliklerime kadar hissediyor yinede sevgi dileniyordum.

"Cenk!" dedim yavaş yavaş merdivenleri çıkarken.

Her ne olursa olsun, Cenkle sarhoşken birlikte dahi olsam pişman değildim. Sevdiğim adamdan bir bebeğim olacaktı. Haa Cenk'e öfkeli değil miydim? Öfkeliydim ama bir aması vardı işte. Ben sarhoştum fakat o değildi. Bunu bilmek bile canımı yakarken hala ondan bir bebeğim olacak diye sevinmem ne büyük aptallıktı. Ama aşk akıllı adam işi değildi ki.

"Yukarıdayım, oyun odasına gel bebeğim."

Duyduğum ses kalbimin ritmini değiştirirken birde bebeğim demesi... Ahh aşk ne illet bir histi böyle. Oyun odasına girdiğimde Cenk'i her zamanki gibi oyun oynarken buldum. Biraz olsun sorumluluk sahibi bir adam olsaydı ne olurdu sanki? Çiseme haber verememiştim ama buraya Egemenle gelmiştim.

"Seninle konuşmam gereken bir konu var. Bırak şu oyunu hadi."

İçim içime sığmıyordu. O da bir bebeğimiz olacağı için mutlu olur muydu? Sorunun cevabı beni korkutsada ona hamile olduğumu söylemek zorundaydım.

"Dinliyorum." dedi gözlerini oyundan geçmeyerek.

"Hamileyim!"

Bakışları hızla beni bulurken gözlerinden geçen ifade hiçte mutlu gibi değildi. Birkaç saniye öyle kaldıktan sonra "Doğurmayı düşünmüyorsun herhalde. Daha 20 yaşındasın Eylül." dedi.

Bütün hayallerim saliseler içerisinde yıkılarak enkaza dönüştü.

"Onu aldırmamı mı istiyorsun?"

"Baba olmak istemiyorum."

Ne bekliyordum ki? Bir serserinin peşine takılmış oradan oraya sürükleniyordum. Oyun odasından çıkarak merdivenlere yöneldim.

"Bekle Eylül! İstemiyorum bu çocuğu. Delirdin mi sen? Bu yaşta anne baba mı olacağız? Biraz mantıklı düşün."

Gözyaşlarım aklamaya başlamış içimdeki fırtınayı dışarıya yansıtıyordu. Merdivenlerin başında durarak Cenk'e baktım. Nasıl olurda onu öldürme mi isterdi benden? Sadece benim değildi ki bu bebek. Sadece benim bir parçam değildi.

" Onu öldürmeyeceğim! "

Haykırışım ona ulaştığında sinirle üzerime doğru yürüdü. Bende kaçmak adına geriledim.

"Dikkat et!"

Ben daha ne olduğunu anlayamadan ayağım boşluğa gelmiş ve merdivenlerden yuvarlanmıştım.

Sıçrayarak uyandığımda gece yarısını geçiyordu. Elim hemen karnımı bulurken orada olmadığını biliyordum. Sanki Yarenle birlikte bütün kabudlarımda geri gelmişti. Çiseme Yaren geldi diyemiyor içinde bulunduğum lanet durumu bir türlü açıklayamıyordum. Nasıl söyleyebilirdim ki? Söylemem gerektiğinin farkındaydım ama bunu nasıl yapacağımı bilemiyordum. Sıkıntıyla nefesimi dışarıya vererek üzerimdeki çarşafı kenarıya ittim. Bu gece uyuyamayacağım ortadaydı. Yarın ilk iş gidip olan biten herşeyi Egemene anlatacak sonrada gelip Çiseme anlatacaktım. Odadan çıkarak aşağıya inerek direk mutfağa yöneldim. Su içecek sonrada bütün gece sabah Egemenle yapacağım konuşmayı planlayacaktım.

DÜNYA YANSABağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin