"Günlerdir hatta haftalardır bunu düşünüyorum. Nasıl söyleyeceğimi bilemiyorum" dediğinde dolan gözlerimi saklamak için başımı öne eğdim.
Ayrılık konuşmasını duymak istemiyordum.
"Anladım" dedim sözünü keserek. Gözleri tekrar beni bulduğunda kaşlar...
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
Eve geldiğimiz de herkes uyumuştu. Yol boyunca da hiçbir şey konuşmamıştık. Anıl, sadece "İyi geceler" demiş ve odasına girmişti.
Ondan sonra bende kendi odama girmiş ve yatağa oturarak boş boş camdan dışarıyı izlemiştim. Eve gelişimizin üzerinden saatler geçmişti. ve muhtemelen Anıl uyumuştu.Ama ben uyuyamıyordum. Son söyledikleri aklımdan çıkmamıştı. Hatta arabaya binmeden hemen önce 'İstersen nişanı da yapmayız' demişti. Tanışalı 6 ay olmuştu. Harika bir karaktere sahip olduğunu zaten biliyordum. Ama korkmam da normal değil miydi? Evlilik çok ciddi bir konuydu. Bir ömür birlikte olmaktan bahsediyorduk.
Ya hiçbir şey hayal ettiğimiz gibi olmazsa? Bu konunun Anıl ile alakası olmadığını tamamen kendimle alakalı olduğunu fark ettim. Şimdiye kadar hiç ciddi ciddi evlenmeyi düşünmemişken birden böyle bir şeyle karşı karşıya kalmak beni korkutmuştu. Ailemden ciddi anlamda hiç ayrılmamışken ayrılabilir miydim? Başka bir şehire bambaşka şartlara uyum sağlayabilir miydim?
Bunun cevabını ne şimdi, ne bir ay sonra ne de iki ay sonra verebilirdim. Ve ben Anıl'dan ayrılamazdım. Yataktan kalktım, kapıyı en az sesle açıp odadan çıkmıştım. Parmak ucumda yürüyerek Anıl'ın odasının önünde durdum. Gözlerimi kapatarak derin bir nefes çektim içime. Umarım pişman olmazdım. Kapıyı yavaşça açmış önce Anıl'a bakmıştım. Tahmin ettiğim gibi uyuyordu. Sessizce içeriye girip kapıyı ardımdan kapattım.
Yatağın hemen yanına geldiğimde Anıl'dan arta kalan yere oturmuştum. Dümdüz yatmış, bir elini göğsünün üzerinde diğer eli ise başının altında uyuyordu. Ona bakarken hayatımda hiç hissetmediğim şeyleri hissediyordum. Onunla konuşmak, vakit geçirmek dünyada ki en güzel şeydi. Ruhum rahatlıyordu. Ben Anıl'ı seviyordum ve onsuz bir hayat düşünemiyordum. Belki de biraz kendimden ödün vermeliydim. Nasıl uyandırsaydım? "Anıl" diye fısıldadım. Uyanmadı.
Yüzüne dokunmak için hareketlendiğimde birden uyanmış ve burun buruna gelmiştik. Nefes nefese kaldığında yutkundum. Kalbimin sesini duyuyordum. Birkaç saniye birbirimize bakmıştık. "Nergis" dedi Anıl, nefes alışverişi biraz olsun düzelmişti
Ben öylece ona bakarken Anıl kendini geri çekerek "Ne oldu?" diye sordu. "Şey" dedim. Aklım gitmişti. "Ney?" dedi, kafasını sallayarak. "Ben seni seviyorum" dedim. Gülümseyerek elini yanağıma koymuştu. "Bunun için mi geldin? Bende seni seviyorum" dedi.
Yanağımda ki elini tutarak kucağıma indirdim. "Bunun için gelmedim tabii ki" elini sıkıca tutmuştum. Gözlerimi tekrar bana merakla bakan gözlerine çevirdim. "Hani bana dedin ya sen benden emin değilsin diye" dediğimde sessiz kalmıştı. "Ben senden değil kendimden emin değilim. Ve hiçbir zaman da olamayacağım" kaşlarını çattı. "Yani?"
"Buna babam çok kızacak...Ama benim için bir ay, iki ay ya da daha uzun bir sürenin bir anlamı yok. O yüzden eğer sende istersen sabah gidip nikah için tarih alalım. En erkene ne zaman oluyorsa"