"Günlerdir hatta haftalardır bunu düşünüyorum. Nasıl söyleyeceğimi bilemiyorum" dediğinde dolan gözlerimi saklamak için başımı öne eğdim.
Ayrılık konuşmasını duymak istemiyordum.
"Anladım" dedim sözünü keserek. Gözleri tekrar beni bulduğunda kaşlar...
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
Çekirdek kabukları önümüzde bir dağ oluşturduğunda iç çekerek Serra'ya baktım. Havanın güzelliğini fırsat bilerek bahçe de çay içmeye karar vermiştik. Çekirdek de Serra'nın dedikodularına eşlik ediyordu.
"Sence okumanın yaşı var mıdır?" diye sorduğumda Serra kaşlarını çatarak bana baktı. "Ne yaşından bahsediyorsun ya...Ben sınıfım da 40 yaşında olan adam biliyorum. Hem görmüyor musun insanlar 70 yaşında bile giriyor sınava. Bu okuma aşkı nereden bilmiyorum ama imreniyorum" dediğinde avucumda kalan çekirdeklere baktım.
"Hayırdır, yoksa sonunda şansını bir kez daha mı demeyeceksin?" Heyecanlı heyecanlı bana baktığında güldüm.
"İçime bir şey düştü. Bir acaba var. Bir tarafım belki de bu sefer olur diyor"
Elinde ki çekirdekleri tabağa bırakarak ellerini dizlerime koydu ve iyice bana döndü. "Olur tabii...Hem ben bu stres yönetimi için seni bölümden arkadaşlara yönlendiririm. Halledebileceğin bir şey"
Çenemi elime yaslayarak karşı eve baktım. Olabilir miydi gerçekten?
"Yarın okulu temizleyeceğiz" dediğimde Serra konuyu değiştirme hızıma ayak uydurmuştu. "Temizleriz"
🍃
Sınıf gök mavisi rengine boyanmıştı. Eskisinden çok daha iç açıcı olmuş çok daha güzel görünüyordu. Sıralar da zımpalanarak tekrar boyanmış ve yeni gibi olmuştu. Artık iş bize düşmüştü. Temizlik. Saçlarımı topuz yapmış üzerime temizlik için ayırdığım kıyafetlerimi giymiştim. Serra ise kendisine çok yakıştığını iddia ettiği ve ona göre olmadığını söylediğim şalvarı giyerek tam karşımda duruyordu. Saçlarını bir bandana ile toplamış temizlik için fazla enerjikti.
"Emine Ablalar diğer sınıfta. Biz burayı halledeceğiz. Camlar bende" dediğimde başını salladı ve eline masanın üzerinde duran bezi aldı.
"Bende şu dolapların filan tozunu alayım"
Hem camları siliyor hem de Serra'nın düğün için fikirlerini dinliyordum. Düğün yapsa mıydı yoksa yapmasa mıydı? Çok masraf olurdu. Ama yapmazsa da çok içinde kalırdı. Masrafsız yapmanın yolu yok muydu? Bunların hiçbirinin cevabı bende olmadığı gibi çok ilgi alanım da değildi.
Serra en sonunda burada ki işini bitirerek diğer sınıflara geçti. Tabii bunda benim sohbetimi beğenmemesi de etkiliydi. Düğün muhabbetini Emine Abla ile yaptığında daha güzel reaksiyonlar alacaktı.
"Benim yapabileceğim bir şey var mı?" Anıl Hoca'nın sesini duyduğumda kafamı sınıfın kapısına doğru çevirdim. "Sanmıyorum hocam zahmet etmeyin" dedim.
Ama o sınıfa girmiş hatta yanıma gelmişti. "Bende sileyim" dedi. Kaşlarımı çattım. "Ben siliyorum ya zaten"
"Bende diğer camı sileyim işte" dedi. "Siz bilirsiniz" dedim eline yeni bir bez verirken.
Üzerinde ki ceketi çıkardığında siyah bir tişört ile kalmıştı. Ben sessizce önüme dönerek cam silme işlemine devam ederken o benim gibi susmamıştı.
"Düşündünüz mü?"
"Neyi?"
"Sınavı"
Cevap vermediğimde konuşmaya devam etti. "Okurken bir yerden sonra babamdan para istemek hoşuma gitmiyordu" dedi. Bunu neden söylediğini bilmesem de dinlemeye devam ettim. "Bunun için kendime gelir kapısı aradım. Tabii derslerimi de aksatmamam gerekiyordu. Matematiği çok seviyordum. Zevkine soru bankası çözecek kadar çok. Bunun üzerine özel ders verdim. Üniversite sınavına hazırlananlara"
Camı silmeyi bırakmış onu izliyordum. Bunları anlatırken o camı silmeyi bırakmıyordu. "Yani sınav sistemine hakimim. Ve eğer istersen yardımcı olurum yani nasıl çalışman gerektiğine dair"
Camı silmiş ve birkaç adım geriye doğru giderek dikkatlice sildiği cama bakmıştı. Sanırım temizlenmiş olup olmadığından emin olmaya çalışıyordu.
"Hangi alandın sen?" diye sordu bana dönerek. "Eşit Ağırlık" dediğimde gülümsedi. "Tamam işte. Hallederiz"
Hallederiz?
"Matematik anlatayım mı? İstanbul da olsaydım yine özel ders veriyor olurdum ama buradan pek mümkün olmuyor. Online için internet alt yapısı da pek kuvvetli değil. Kısaca ihtiyacım var" dediğinde şaşkınlıkla ona bakıyordum.
Gerçekten ne anlatıyordu?
Ders vermeye mi ihtiyacı vardı?
Babama şuan ben sınava hazırlanacağım desem sevinçten havalara uçardı. Üstelik her şeyini, tüm gelirini benim önüme sererdi. Matematik dersine ihtiyacım olduğu kesindi. Bunun için ya bir dershane ya da özel ders düşünmeliydim. 23 yaşında gideceğim dershane kulağıma hoş gelmiyordu.
"Peki ücret?" diye sorduğumda sanki ona küfür etmişim gibi baktı bana. "Ne ücreti? Ben onun için istemiyorum. Ben sadece ders anlatmak istiyorum" dediğinde derin bir nefes verdim.
"Böyle bir şeyi hayatta kabul edemem"
"İlla bir karşılık mı olması gerekiyor?" diye sorduğunda başımı salladım. "Tamam bir böreğine anlaşırız" dediğinde birkaç saniye suratına ciddi mi diye baktım. Gayet ciddiydi.
"Siz emin misiniz?"
"Evet, geçen ki börek çok güzeldi"
Ben sessiz kaldığımda elinde ki bezi yerine bıraktı. "O zaman anlaştık. Yarın okul çıkışında başlarız"
Ve sınıftan çıktı. İlk defa böylesine şahit oluyordum. 🍃
"Nereye gidiyorsun?" diye soran anneme kısaca baktım. Elimde ki defter ve kalemi garip karşılamıştı muhtemelen.
"Börek yapman gereken konular var" dedim ayakkabımı giyerken. Annemin hiçbir şey anlamadığını ve merak ettiğini anlayabiliyordum ama şuan ona anlatacak vaktim yoktu.
Evden çıktığımda sokakta ki çocuklardan dersin yeni bitmiş olduğunu görmüş ve adımlarımı biraz hızlandırarak okula girmiştim.
Sınıfın önünde durdum. Hiç öğrenci kalmamıştı ve Anıl Hoca tahtaya bir şeyler yazmakla meşguldü. Öğretmenlik nasıl bir şeydi acaba? Varlığımı belirtmek için kapıya bir kez vurduğumda gözlerini bana çevirdi. "Hoşgeldin" dediğinde gülümseyerek sınıfın içine girmiştim.
"Siz müsaittiniz değil mi? Yani okul çıkışı gel deyince geldim ama" dediğimde başını salladı. Öğretmen masasına yaslanırken kollarını da göğsünde bağlamış bana bakıyordu.
"Şu 'siz' kelimesini kaldırabilir miyiz? Çok resmi hissediyorum. Hem arkadaş sayılırız artık" dediğinde başımı salladım. "Zaten ben size daha çok hocam derim" dediğimde gülümsedi.