gerçekler

328 17 0
                                        

Beni eve bırakan kişi kerem di çünkü koray gelmemişti. Eve girer girmez odama çıktım. Kendimi yatağa bırakıp gözlerimi kapadım. Uykum vardı.
Yarın okul yoktu belki ama uyumak istiyordum bugün öğrendiklerim bana ağır gelmişti.

Bir şeyi hayal etmeye çalıştım. Gözlerimi kapattım ve şuan annemi görmeyi hayal ettim. Onun yanımda olduğunu düşündüm ama olmuyordu. Bende uykuya kapadım gözlerimi.

Uyandığımda sabaha geliyordu ama hava kapalıydı. Aşağıya inip bahçeye çıktım hava çok kötüydü fena halde esiyordu. Ellerimi kollarımda gezdirdim benim tenim soğuk değildi. DNA 'm bile uyuşmuyordu onunla.

Olduğum yerde durup ormanı izledim. Arkamdan biri sırtıma hırka örtmesiyle irkildim. Panikle arkamı döndüm "senin ne işin var !" diye tepki verdim. "Hem istemiyorum hırkanı falan" diyip omuzlarımdan attım.

"Sen kızdın mı bana ?"

Yüzümü ekşitip kollarımı tuttum "niye kızıyım be." Kızmışmıydım ? hem neden kızıyım ki. "Senin ne işin var gece gece" dedim gözleri karanlıkta simsiyah duruyordu ve ay göz bebeğine yansıyordu. "Uyku tutmadı dışarı çıktım sonra buraya geldim sen uyuyordun biraz seyrettim o halini" dediğinde utandım.

Beni uyurken seyretmişti kim bilir ne haldeydim. "Sinem ne istemiş ?" dedim soğuk iyice işlerken. Elindeki hırkayı tekrar sırtıma örttü. "Seni öldürmek istiyor aramızda birşey var zennediyor" dedi. "Sen üşümüyormusun ?" dedim hiçbir duygu olmadan sadece robot gibi gülümsedi ve "ben soğu hissetmiyorum" dedi.

"Peki sıcaklık ?" nasıl hissetmiyordu hissizlik böyle birşey olsa gerek. "Çok sıcak bizi öldürür derimiz çatır çatır yanar o yüzden bu kasabadayız" dedi.

Bu kasabanın özelliği zaten yağışlı olmasıydı. "Ben neden böyleyim ? Yani benimde soğuk olmam gerekmezmi ?"

Hırkası sıcacık gelmişti ve onun kokusuyla doluydu perfüm gibi. "Bunu annene sormalısın" dedi ve yürüdü. "Artık uyu !" bu bir emir mi ? "Hop koruyorsun falan ama hayatıma yön veremezsin" dedim.

"Ufaklıksın sen ! hayatına belliki kimse yön vermemiş" dedi yüzümü düşürüp buruk bir gülümsemeyle "yön vermek mi bana bugüne kadar kimse sahip çıkmadı amcam dışında !" dedim ve merdivenleri çıktık. Odaya geldiğimizde durdu "uyumanı istiyorum ansızın gene gelebilirim !" dedi ve arkasını döndü.

"Gitmesen seninle konuşmayı seviyorum" bunu dediğime bile inanamıyorum. Kaşlarını çattı 'eyvah yanlış anlaşıldım !' utanmışmıydım. Dişimi dudaklarıma geçirirken korkarak bakıyordum. Bırak gitsin kızım ne diye kal diyorsun ! Bu sen misin hiray ! Erkeklere güvenmeyen , konuşmayı sevmeyen kişi bu benmiyim ?

Elini omuzuma attı ve odaya girdik. Yatağa otururken "çocukluğundan bahsetsene o zamanda böyle avı veriyormuydun ?" gözlerini kıstı "şimdiden anlaşalım çok soru sormak yok !" çok ciddiydi sadece "peki" demekle yetindim.

"Benim çocukluğum olmadı odaya hapsedilmiş suçluydum ben" dedi merakla beklediğim küçüklüğü kos kocaman suçlulukla mı doluydu ?

"Hangi çocukla oyun oynamak istesem acı veriyordum. Bana kimse nasıl durucağımı göstermedi ve ben suçlu oldum" Arkamdaki yastığı yatırıp kafamı koydum ve anlatırken saçlarıma dokunuyordu bu çok garip bir histi karıncalanma gibi.

"Çocukluktan gelen bişey yani bu" dedim. Kaşlarını oynatıp ciddiliğini bozmadan "aslında genlerle olan bişey bu annenin ya da babanın genlerinden gelmesiyle olur ama annemi vampir yapan babammış" dedi. Bunun adı vampir miydi ?

"Nasıl yapmış ?" şahsen bu soruyu sormaktan çekinmiştim. "Boynundan kalbe giden bir damar var" diyip parmaklarını boynumda gezdirdi. "Orayı ıssırıyorsun" dedi ve parmaklarını çekti.

"İnsanlar o damara kalbe giden aşkın yolu diyorlar oysaki hayatını değişterecek olan şah damar" dedi. Güneş kendini gösterirken kalkıp perdeyi çekti. Çok hızlı davranmıştı saniyeler içinde tekrar yanıma geldi.

"Şah damarı ıssırdığında nasıl hayatta kalıyorsun ?"

"O yüzden özel insan oluyorsun" dedi. "Herkes kaldıramaz bu acıyı" birden annemin ıstırılarak vampir olduğunu düşümdüm ve ne kadar güçlü olduğunu anladım.

"Uyu artık" dedi ve kalkacak oldu. "Tek soru hem okul yok ki" dedim güneş iyice kendimi belli etti. Tamam dercesine baktı. "Ben neden özelim yani beni neden koruyorsun ?"

Dudakları kurumuştu ne kadar güneş içeri girmesede ışınları her yolu deniyordu. "Bunu ben anlatamam annen anlatmalı" dedi. "Lütfen herkesin bildiği şeyi annemden duysam ne olur ?"

Önce tavana baktı sonra da bana. "Bunu sana başka bir zaman söyliycem !" gözlerimi devirip dudaklarımı büzdüm.
Bu kadar ciddi olmayı nasıl beceriyordu ? Acımasızca bir insan nasıl bu kadar katı olabilirdi iki saniye içerisinde nasıl nefretle bakardı.

Aklına birşey geliyordu ve nefret kaplıyordu her yerini. "Herşeyi öğrenecek kadar cesur değilsin !" gene o soğuk haline büründü.

Kafamı yastığa gömüp gözlerimi sımsıkı yumdum. 'Neyin tavrını yapıyon kızım sen !' diye azarladım kendimi. 'Sana birşey anlatmak zorunda değil ! Senin yanında olmak bile zorunda değil ! Sadece seni koruması gerek nedenini de boşvereceksin !.'

Kendime kızdıkça eminim ki yüz kaslarım şekilden şekle giriyordu. Kapı sesi duydum ve ardından kapanma sesi.
Son duyduğum sesti ve ardından uykuya kapandı perdem.

Gözlerimi açtığımda gün batımı gibiydi acaba kaç saat uyumuştum ?
Yataktan kalkıp aşağı indim bütün gözler bana bakıyordu. Tuğçe gözlerini kısmıştı babam yere bakıyordu. Amcam boş boş bana bakıyordu.

Babam konuşmaya başladı "sana ne anlattılar ?" dedi. Sesi kızgın falan değildi. "Açıkcası daha idrak edemedim tabi benimki de kafa biraz alışmam lazım" amcamın bakışları değişti.

"Annen bunu sana söylemek istedi ama izin vermediler kızım" bu benim bildiğim birşey değildi 'babam ne diyordu ?'
"Çok küçüktün sen hatırlamıyorsun ama kaldıramazdın bende düşündüm ne yapmalıyım diye o yüzden evlendim !" yüzü düştü. Evlenmek ? babam ne diyordu.

"Sana kıyamadığımdan. Birşey söyle Hiray" dedi. Gözlerim dolmuştu titrek bir sesle "baba sen neyden bahsediyorsun ?" .

Evett benim asıl zorlanacağım bölümler gelicek soğuk kanlı olmam gerek oysaki ben çok sulu gözümdür yaa :\

Neyse bir daki bölümde görüşürüz...
Kucak dolusu sevgiler :))

MoR vE öTeSiBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin