suçlama !

178 15 4
                                        

Beden dersi çok sıkıcı geçiyordu. Tuğçe sinirini yatıştırmak istiyordu ama onun yerine durmadan yemek yiyordu. Sinirlenince sürekli yemek yerdi.

Kafam da deli sorularda koray'a bakıyordum. Kerem şaşkın şaşkın tuğçeye bakıyordu. Beden dersinin bitmesine yakın sefa yanıma geldi. Ne oluyo lan bütün erkekle yanım geliyo o değik koray'ın şu bakışlarına maruz kalan benim.

"Seni camdan gördüm tuvalete diye kaçtım" dedi gülerek. "Bu arada geçmiş olsun" dediğinde anlamayarak baktım. "Sıkı giyin bir daha hasta olma" dediğinde koray yumruklarını sıkıyordu. Hafif bir gülümsemeyle baktım. Bir şey desem koray 'kes sesini !' diye bağıracak gibi duruyordu.

"Ozan'ı gördünmü ya da konuştun mu ?" diye sordu. Koray çardaktan kalkıp bahçede dolanmaya başladı. "Hiç görmedim niye sordun ?" dedim gözlerim bir yandan koray'ın üzerindeydi. "Okula falan gelmiyo iki gündür" dedi. Koray'ın yanına tessa gitti ve gülerek bir şeyler söylüyordu.

Önüme dönüp "hasta falan olmuştur" dediğimde tuğçe boğuk bir sesle konuştu. "Ozan babasıyla bir yere gitmiş" dedi ve yemeye devam etti. Kerem "yavaş ye boğalacan" dedi. Tuğçe hiç tınlamadı.

Koray'a baktığımda hala tessayla konuşuyordu. "Fırsatçı pis köpek !" diye hırladım. Kerem sefaya bakıp "hoca kızacak bence derse git" dedi. Sefa üzülür gibi yaptı ve "sonra görüşürüz güzellik" dedi ve yanağımdan makas aldı.

Ha ? Olmamla koray'ın bana bakışlarını görmem bir oldu. Şimdi korkmadığım kadar korkuyordum !. Sefa masadan kalktığı an koray bu tarafa doğru yürüdü. Hepimiz çardaktan kalktık çünkğ koray burunun dan soluyordu. Kerem "aha şimdi sıçtık masayı terk edin !" dedi.

Koray birden masaya tekme attı. Masa sallandı düşecek gibi oldu ama yinede düz durdu. Yumruğunu geçirmesiyle masanın kenarından ortaya doğru kocaman bir çatlak oluştu.

"Koray" dedi kerem ben korkuyla bakıyordum. "Sakın !" diye bağırdı koray ve ellerini saçına geçirdi. "Koray neyin var ?" dediğimde güldü. Bu öyle saçma öyle ruhsuz bir gülüştü ki. Koray'ın gözlerinin kızardığını fark ettim ne oluyordu ?

"Koray kendine gel !" diye bağırdı kerem. "Sabrımın sonu geldi !" dedi ve hızla uzaklaştı. Ben mal gibi bak kaldım arkasından kereme dönüp " bu da neydi şimdi !?" diye sordum.

Bana bakıp "sinir , öfke ve kıskançlık" dedi. Tuğçe ben gibi şaşırarak "siz erkekler sinirlenince bu hale mi geliyorsunuz bu çok korkunç" dedi.

Kerem güldü "ne o korktunuzmu ?" dedi dalga geçer gibi. "Ya sen ne itici bir yaratıksın !" dedi tuğçe. Kerem bunu iltifat gibi kabul edip "senden güzel cadı olamaz biliyorsun değil mi ?" dedi.

"Kötü kalpli canavar !" dedi ve dil çıkardı tuğçe. Aklım koray'da kalmıştı. Ben bir şey yapmadım ki niye kızıyordu.

Dersler bitti ve çıkış zamanı gelmişti ama koray oratlarda yoktu. Kerem'i tembihleyip beni aramasını istemiştim o da tamam demişti ve taksiye binip eve gittik.

Tuğçeyle masaya oturup ders çalıştık ama aklım hala koraydaydı. Çözdüğüm soruyu öylesine çözüyordum yaşadıklarımızı düşündüm. İster istemez suratımda bir tebessüm oluştu. Panik hali , saf hali , uykulu hali her hali çok güzeldi.

"Aşık" diye söylendi tuğçe ve tekrar derse döndü. "Kim ben mi ? Yok lan ne aşkı aşık falan değilim" dediğimde bana 'hıhı ineklerde uçuyo zaten' bakışını atattı.

İçimde bir huzursuzlukla defterleri kapattım ve mutfaktan yiyecek bir şeyler aldım çok acıkmıştım.

Saat ilerledikçe merak ediyordum sonunda dayanamadım ve koray'ı aradım. Çaldı ama açılmadı ki amcam eve geldi. Çok telaşlı duruyordu. Apar topar eve girdi ve bir şeyler aradı. "Benim izin kağıdım nerede tuğçe ?" diye sordu ilk defa böyle görüyordum.
"Salonda ki çekmeceye bak baba" dedi. "Amca ne oldu !?" dediğimde gözleri bir an beni buldu ve omuzlarımdan tuttu. "Koray'ı nezarete aldılar" dedi. Ben şok olarak "ne ! Neden ?!" dediğimde gözleri hüzünle "cinayet işlediği düşünülüyor" dedi.

Gözlerim dolmaya başladı ve göz yaşlarım gözlerime batıyordu. "Ben şimdi karakola gidicem" dedi. Zorla yutkunarak "b-ben de geliyorum" diye kekeledim.

Amcam omuzumu bırakıp "hadi o zaman" dedi. Koşarak ayakkabılarımı giydim ve arabaya bindim tuğçe arkamızdan bağrıyordu "bana haber verin " dedi.

Amcam "tamam" dedi. Vücuduma buzlu su dökülmüş gibi hissediyordum. Elim ayağım titriyordu. Göz yaşlarım akmaya başladı. "Yapmadı dimi nasıl olur ya !" dediğimde amcam bana döndü. "Hiray sakin ol ! Yapmadı tabikide !" dedi.

Yol bitmek bilmiyordu !.

Geldiğimizde koşarak indim arabadan ve içeri girdim. Koray'ın ailesi hep buradaydı. Beni görünce tuncay amca (koray'ın babası ) ve korayın annesi (meltem ) yanıma geldi. Meltem teyze sarılıp "üzülme tatlım" dedi ama o da çok üzgündü.

"Koray nerede ? Niye görüştürmüyorlar" dediğimde kollarını çekti. "Yarın görürsünüz diyorlar" dedi. Etrafa bakındım babamın bir sürü tanıdığı vardı. Ahmet amcayı görünce yanına gittim.

"Ahmet amca benim bir arkadaşım nezarette onu görmek istiyorum" dediğimde üzgünce baktı "izin veremem ki" dedi. İstese izin vere bileceğini biliyordum. "Sadece iki dakika lütfen" dedim.

"Babanın çok emeği var hakkını yiyemem bu bizim aramızda kalıcak anlaştıkmı ?" dedi. Göz yaşlarımı silip "çok teşekkür ederim" dedim ve takip etmeye başladım.

Boş bir koridordan geçip demirli bir kapıya geldik. Önünde iki tane güvenlik duruyordu. "Açın kapıyı" dedi. Güvenlikçiler bir birine bakıp "ama" dediler ki ahmet amca tekrar "açın" demesiyle açtılar.

Koşar adımlarla içeri girdim ve bakmaya başladım sonunda koray'ı görünce durdum. Oturmuş yeri seyrediyordu teni hiç olmadığı kadar soluk duruyordu. Dudakları tek şerit halini almış soluk bir kırmızıya dönmüştü.

Beni görünce ayağa kalktı ve geldi. "Sen yapmadın biliyorum" diye fısıldadım. Demirlere parmaklarını geçirdi ve "şişt sakın ağlama" dedi. Gözlerimin içine öyle sert bakıyordu ki. "Neden koray ? Nasıl oldu" dedim derin bir iç çekti ve "yine bir kız öldü" dedi ve gözlerini çekti üstümden.

"Yaşıyormu diye nabzına baktım ama parmak izinden beni aldılar" dedi.

İçeri hiç görmediğim biri girdi. "Kimsin sen ! Nasıl girersin buraya !" diye bağırdı. "Asıl sen kimsin !" diye bende ona bağırdım. "Bu kasabanın yeni şefi" dedi.

"Demek tanışmak bugüne kısmetmiş" dedim ve gülümsedim. Ruhsuz bir şekilde gülümsemiştim adam kalın kaşlarını iyice çattı. "Kimsin sen ?!" dedi.

"Bu kasabanın senden önceki şefinin kızıyım" dedim. Adam gülümseyip "eskidendi buraya girmeye nasıl cürat edersin ?" dedi.

"Beni de nezarete atsana ! Gizlice girdim işte !" dedim. Koray bana kötü kötü bakıyordu. "Çok mu istiyorsun nezarette kalmayı ?" dedi. Şuan hiç bir şeyi istemediğim kadar istiyordum.

"Beni nezarete atamazsın !" diye inatlaştım. Arkasındaki polislere "atın şunu nezarete sabaha kadar kalsın" dedi. Zafer kazanmış gibi sevindim ama belli etmedim.

Koray bana ne yapıyorum der gibi bakıyordu. Demirli kapıyı açtı ve beni içeri soktu ardından kilitledi. Bir birimize bakıyorduk "bunu neden yaptın ?" dedi. Gülümseyip "canın sıkılır diye düşündüm" dediğimde kaşlarını çattı ve oturdu.

"Gerizekalı olğunu biliyorsun değil mi ?" dedi.

Omuz silkip bende oturdum. Sabaha kadar onunla burada durmaya razıydım. Neden hiç bir fikrim yok ama koray nerede olursa olsun yanında hep mutlu ve huzurlu hissediyordum.

Neden kimse yorum yapmıyo ? Bu cidden beni çok üzüyo :(

MoR vE öTeSiBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin