yastık savaşı

195 12 0
                                        

Uykunun derinliklerinde sürüklenirken yatağın ağır basması ve birinin boynuma kafasını koymasını hissederek uyandım.
Daha güneş bile doğmamışken uykum bölünmüştü.

Siyah saçlar boynumu gıdıklarken bacağımı saran bacaklarla irkildim.

"Koray neredeydin ?"

"Sadece uyumak istiyorum , uyusan" dediğinde gözlerimi kapatıp saçlarıyla oynamaya başladım. "Evlenmeden olmaz diyordun uyumaya izin var mı ?"

Onun yanımda olması hoşuma gidiyordu hatta kollarının arasında çok güvenli oluyordum. Bana gerçekten iyi geliyordu.
"Düzgünce uyumaya izin var" dedim güldü. Bunu kıkırdamasından anlamıştım ve harika bir melodiydi.

"Peki öpmeme izin var mı ?" o kadar sakin soruyordu ki. Uykusu vardı ve çocuk gibi masum geliyordu sesi.

Öpmesini de seviyordum. Kızıyorum kendime ama yumuşak dudaklarını hissetmek sanki bulut üstünde gezmek gibiydi.
Kafam uçmuşken bile o yumuşacık tenini , kokusunu , dudakalarının kenarındaki o kafif çizgiyi hissetmiştim ve hiç bir alkol bana o hissi unutturamaz.

Kafasını kaldırıp bana baktığında sessizce gülüşümü gördü ve oda gülümsedi. "Sarılarak uyumak ve öpmek benim ! Eğer hani olurda olmazya evlenirsen o seni benim öptüğüm gibi öpemez ! O benim sarıldığım gibi sarılamaz !" dedi ve iyice sarılıp uykuya bıraktı kendini.

Uyuduğunu anladığımda "kimse sen gibi olamaz" diye fısıldadım.

*

Sabaha kadar uyumamıştım ki şuan yastık mağduru olan ben koray yastık fırlatmıştı yüzüme.
Bende yastığı alıp ona vurmaya başlamıştım.

Yüz hatları sert ve ciddiydi. Gene o sinirli , asabi , uyuz ve sevimsiz koray'a dönmüştük.

"Hadi hazırlan dışarı çıkıyoruz !" dedi ve yastağı son kez fırlatıp oda dan çıktı. Saçım başım dağılmıştı. Keyifle gülümseyip yataktan kalktım ve son kıyafetim olan şortumu ve gömleğimi çıkardım.

Banyoya gidip elimi yüzümü yıkadım ve saçlarımı dağınık topuz yapıp aşağı indim. Koray bacaklarıma bakarken "bu ne ?" diye sordu. Şorta bakıp "neye benziyor ?" diye sordum. "Kilota" dedi. Çok ama çok açık sözlüydü. Lan azıcık utan ya ! Utanbaz !.

Tuğçe gülümseyip "hadi gidelim" dedi ve evden çıktı. Kerem de arkasından çıkarken "bugünden sonra şort giyersen seni odanda iç çamaşırlarınla bağlarım !" dediğinde gözlerin kocaman oldu.

"Çok terbiyesizsin !"

"Senin yanında terbiyeli olamıyorum !" derken iyice utandım.

Evden çıkarken arabada arkaya binip "kerem sen öne geçsene azıcık uyuyum" dedim. Koray şoför koltuğuna geçerken arkadan bana baktı.

Kafamı tuğçe'nin omuzuna koyup "koray biraz yavaş sür de azıcık uyuyum ya" dedim ve uyumaya çalıştım.

İnada yapıyor gibi araba zıplıyor ve uyutmuyordu.

Sonunda oflayarak kafamı kaldırdım ve sinsi gözlerle koray'a baktım. Yüzünde keyif alan gülümsemesi vardı. Kerem bir koray'a bir de bana bakıp "oha ! Koray'ı güldürdün" dedi ve şaşkın suratıyla bana bakıp "bakışların güldürdü !" dedi.

Kıkırdayıp camdan dışarı bakmaya başladım. Asıl gülüşü o bağ evinde olmuştu.

Tuğçeye bakıp "biz nereye gidiyoruz ?" diye sordum çünkü şehre iniyorduk. "Alışveriş yapıcaz" dedi.
Arabanın hızı yavaşlarken etrafı seyretmeye başladım.

MoR vE öTeSiBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin