Tatil

170 13 0
                                    

Aramıza giren soğuk esintiden dolayı Koray da ben de konuşmadık. Evin önüne geldiğim de son kez koraya baktım ve sevecen bir şekilde "görüşürüz" diyip arabadan indim.

Eve geldiğimde Tuğçe eve gelmişti beni görünce merakla yanıma koştu "neredeydin ? Ne bu hal ?" artık bu eve girdiğimde kapıda karşılandığım soru sitiliydi. "Uzun hikaye" diyip merdivenlere yöneldim o da arkamdan geliyordu.

"Anlat kızım ! Nasıl merak ettim !" diye sitem etti. Yatağın üstüne oturup olanları bir bir anlattım. Çok şaşırmıştı. Üzerime bir şeyler aldım dolaptan "dur kuzi sana mütkiş dahiyane bir haberim varrrr" dedi.

"Söyle" dedim sesim çok yorgun çıkmıştı. "Tatili kazandık ve yarın akşama doğru yola çıkıyoruz" dedi çığlık çığlığa. "Senin adına sevindim" dedim ve omuzlarından tutup kapıya doğru ittim. "Salak bebe sende geliyosun !" dedi. "Tamam şuan sadece uyumak istiyorum" dedim ve odanın kapısını kapatıp üstümü değiştirdim.

Sabah gözlerimi açtığımda bel ağrısından tahtalı köye gidecek gibiydim. Yataktan kalkıp paspal paspal banyoya gittim ve elimi yüzümü yıkayıp aşağıya indim. Kerem ve koray gelmişlerdi. Bense ayıcıklı pijamam ve dağınık topuzumla şaşkın şaşkın onlara bakıyordum.

Kerem "ohoo sen sabah sabah ne kadar da güzelsin" diye dalga geçti. Kafasına vurup "sizin ne işiniz var ?" diye sordum. Koray uyumamıştı ve bitkin gözlerle beni seyrediyordu.

Kerem koray'a bakıp "ne işimiz var mış ? İstemiyorsan söyle" diye sitem etti. "Yok ondan değil de" diyerek kem küm ettim. Kerem yüzünü astı ve sessislik oluştu.

"Kaç saatir uyuyorsun ?" dedi Koray yorgun sesle. Duvardaki saate baktım o kadar olmuşmuydu ? "Dokuz buçuk saattir" dedim yüzümü buruşturup.

"Hadi hazırlan o tatile gidiyoruz !" dedi sert otariter sesiyle. Gitmek istemediği her halinden belliydi "nasıl gidicez ?" dedim. Gene soğuk gene kötü bakıyordu. Tuğçe boğazını temizleyip "hoca ya arabanızla gelin ya da servisle dedi ama servislerin üzerine öküz binmiş gibi iki güne varırız servisle" dedi.

Kerem tuğçeye bakıp "benim arabayla gidelim servisten daha iyidir" dedi.
Koray gözlerini yumup derin bir nefes aldı hali çok solgun duruyordu.
"Ben yukarı çıkıp çanta hazırlayım" dedim Tuğçe de peşime takıldı.

Beraber çantayı hazırlayıp aşağıya indik ve arabaya binip okulun oraya doğru yola çıktık. Tuğçe ve kerem öndeydiler kerem arabayı sürüyordu ve Korayla ben arkadaydık. Tuğçe radyoyu açıp bir tane şarkıda durdu.

Koray camdan dışarı bakıyordu sonunda okula geldik. Arabadan inip servislerin oraya gittik beden hocası oradaydı. Bizi görünce yanımıza geldi koray arabadan inmedi camdan bize bakıyordu. Hoca bizimkilerle konuşurken önümde bir motor durdu ve kaskı çıkarınca sefa'nın neşeli gözleri bana bakıyordu.

Ya senin ne işin var ! Defol git ne olur ? Der gibi baktım. "Beni gördüğüne sevinmedin !?" diye sitem etti. Gözlerim istem dışı Koray'a döndü ama o elinde telefonuyla uğraşıyordu.
"Yok niye sevinmeyim" dedim sevecen görünmeye çalışarak. "Ben de sınavlara girdim ve kazandım" dedi çok mutlu bir sesle. "Vay canına bu harika" dedim ama bu tam bir kabustu !.

Tuğçe ve kerem yanıma gelirken kerem soğuk bir tavırla sinsi sinsi baktı. "Hadi kuzi gidiyoruz ve bak gidiceğimiz yer" dedi ve yerinde zıpladı. Elindeki dergiyi alıp incelemeye başladık kafamı kaldırıp "orada görüşürüz" dedim ve arabaya doğru yürüdüm ki önümü görmeyip yere kapaklanmam bir oldu.

"Ahh !" diye bağırdım birden. Sefa hemen yanıma gelip elini uzattı. Eline bakıp tutsam mı diye düşündüm. Gözlerim eline bakarken bir karar vermeliydim ama buna izin vermeden kolumdan tuttu ve kaldırdı.
"İyimisin ?" diye sordu. Üstümü çırpıp "evet" dedim ve yanından ayrıldım. Koray arabada biriyle konuşuyordu ve sakin sakin bana bakıyordu. Arabaya binince kerem sürmeye başladı.

"Tamam orada görüşürüz o zaman" dedi koray telefondakine ve kapattı. Kerem dikiz aynasından Koray'a bakıp önüne döndü. Koray yüzünü ekşitip "bu arabada gidemem ben kanu gibi sürüyorsun ! Bisikletle bile geçerim lan ben seni !" dedi.

Bu ne tepki ya ?! "Beğenemediysen sen sür !" diyerek homurdandım. "Kerem dur dur arabayı arkaya geç !" dedi. Kerem tereddütte kalıp arabayı durdurdu ve arkaya yanıma oturdu.

Çok hızlı sürüyordu gaza basmasıyla tekerlekler ciyak ciyak öttü. Kendimi rüzgara bırakmak istiyordum. Cidden ? Ben niye kendimi kaptırıp rüzgara bırakmıyorum ki ? Evet korkuyorum aman kaybedecek bir şeyim yok.

Pencereyi açıp oturdum. "Hiray ne yapıyorsun gir içeri !" diye bağırdı Koray. "Hayır burası muhteşem !" diye bağırdım. Rüzgar yüzüme vuruyordu saçlarımın arasında turlar atıyordu. "Hiray ! İçeri gir dedim !" diye daha sert bağırdı.

Onu umursamadım ve kendimi rüzgara bıraktım ki Koray arabayı durdurdu ve beni bacaklarımdan tutup içeri soktu. "Beni niye dinlemiyorsun ?" dedi azgın boğa gibi. Kerem'e dönüp "arabayı sürebildiğin son hızda sür !" dedi.

Oflayarak kafamı pencereye koydum. "Ne diye karışırsın ki !" diye söylendim. Tuğçe Koray'a bakıp "sen biraz uyusana çok kötü görünüyorsun" dedi. Koray koltukta yayılıp gözlerini kapattı. Hava kararmıştı ve bayır gibi bir yeri çıkıyorduk bir den omuzlarımda bir kafa hissettim.

Koray kafasını omuzuma koymuştu. Ellerimi yeni çıkmaya başlayan sakallarında gezdirdim ardından saçlarını okşadım. Birden kalbimin sıkıştığını hissettim ve ellerimi hemen çektim.

Kafasını kaldırıp boynuma daha çok yaklaştırdı ve nefesi gıdıklıyordu. Kasıldığımı hissettim ama bir şey belli etmedim.

Saatler sonra Koray uyandı ve şaşkın gözlerle bana baktı ardından doğrulup yolu izledi. "Yaklaştık mı ?" dedi tuğçe elindeki dergiye bakıp "evet şu tepenin bitiminde ki otel" dedi. Tepeye baktığımda sadece çatı görünüyordu. Kerem gaza yüklenip tepeye doğru sürdü.

Koray bana bakıp "otele gidince yatıyorsun hortlak görse korkar senden" dedi. Öyle ciddi bir hali var ki benim yerimde başka biri olsa çok alınırdı. "Uykularıma karışamazsın !" dedim ama tepki vermedi "hem banane ! Tipe önem veren biri değilim ki !" diye homurdandım.

Sakince "tipe önem vermeyen kişi senmisin ? Yüzüne badana boya yapan sendin !" dedi ve yüzünü ekşitti. "Çirkin olmuştum" diye sızlandım ki kerem oradan "yo bence baya güzel olmuştun" dedi. Dikiz aynasından koray'ın bakışlarına yakalandı ve hafif öksürdü.

"Makyaj bence çok kötü hiraycım ıyk o ne öyle hiç yakışmıyor sahte oluyorsunuz" dedi. Tuğçe hafif kıkırdadı Koray dişlerini sıkıp "sen sus artık !" dedi kerem'e.

Koray'ın bu tepkisi çok sertti. Tamam hep sertti ama ne bilim her an sinirli olması kötü bir şeydi. Koray ailesinde kimseye benzemiyordu. Kerem desen zaten şamata , melis de ciddi biriydi ama Koray gibi değil , annesi babası da kendi aralarında iyi bir karı koca gibiydi.

Koray hayata küsmüş yaralı bir kaplan gibiydi. Acı belki de onu tanımlayan tek şeydi.

MoR vE öTeSiHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin