özel bölüm²

711 75 85
                                        

bu bölüm, chris’in ağzından ve chris’in gidişini konu alıyor.

ayrıyetten, özel bölümlerin sıralamasını bu bölüm ile değiştireceğim bu yüzden bu bölüm 2. özel bölüm olarak geçiyor, haberiniz olsunn

iyi okumalarr!!

bazen elinizde tuttuğunuz iki çanta her şeyin değişimine işaret edebilir.

ne mânada değişecek bilmiyorum ama kararlıyım. elimde tuttuğum çantayı öyle bir sıkıyorum ki parmaklarım beyazlaşıyor.

gecenin kaçı olduğunu bilmiyorum, sadece hannah’ın beni ağlayarak aradığını, bana ihtiyacı olduğunu söylediğini ve benim de bir saat sonrasına uçak bileti aldığımı biliyorum.

ve bir de... şuan yatağımda minho’nun huzurla uyuduğunu biliyorum.

gözlerim yatağımda uyuyan erkek arkadaşıma takıldı. kahverengi saçları dağılmış, güzel kahkülleri de alnına düşmüş, hafif nemli saçları ile güzel bir uyku çekiyordu.

emindim bundan çünkü minho’nun dudaklarının kenarında güzel, küçük bir tebessüm yakalayabiliyordum.

acaba hep mi gülümseyerek uyuyordu? bilmiyordum ve öğrenmek istiyordum.

bu yüzden kardeşlerimi alıp dönmeliydim buraya işte, sadece dönüp minho’yla tekrar koşuşturmalı, öpüşmeli, sevişmeli ve belki de ben de onun gibi ağlamalıydım.

artık çıkmam gerektiğini fark ettiğimde minho'ya tekrar baktım ve hafifçe yatağa yaklaştım. gözlerimi kapatıp alnına bir öpücük kondurdum, onun hakkında öğrenmiş olduğum şeylere yeni bir şey eklendi böylece.

o derin uyuyordu. alnına kondurduğum o öpücükten sonra bile aynı pozisyonda, aynı şekil uyumaya devam etmişti.

“arayacağım seni, bir kardeşlerime gideyim...” diye mırıldandım ve en sonunda minho’dan ayrılabildim. sessizdim, çünkü kimseye haber vermemiştim.

biliyordum, kime söylesem benimle gelmek isteyecekti ve ben kardeşlerimi kurtarmaya tek gitmeliydim.

kapıyı kapadıktan sonra her şey çok hızlı gerçekleşti, önce lalisa’ya uğradım. üstü kapalı “avusturalya’ya gidiyorum, acelem var.” dedim. başta beni kınadı, “aceleyle kıta mı değiştirilir, gerizekalı?” diyerek ama ona da anlatamadım.

tıpkı iki sene önce minho’yu görmeden önce ona kafamdaki sesleri anlatmadığım gibi.

ben kafamda bunları tartarken lalisa tekrar sinirle solumuş “minho, minho ne olacak peki?” dedi. “ona kavuştun, yıllar sonra minho ile berabersin ve... chris, ne yapacaksın?”

“beni anlayacak. bir gideyim, arayacağım onu. o da sana anlatır zaten, ben de anlatırım sonra. neyse, uçağı kaçıracağım lalisa. kendine iyi bak.”

lalisa hâlâ sinirli ve endişeli olsa da onu da orada bırakıp havaalanına geldim.

uçuşum saatler sürdü ve havaalanına indiğimde buraya yıllar sonra gelmenin gerçeği yüzüme çarptı. kendime buraya ait olduğumu hatırlattım ama sonra bu fikirden vazgeçtim.

mayHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin