özel bölüm³

1.2K 98 250
                                        

merhaba... ÇOK ÖZLEDIM MAY'I VE SIZI.

bir de şey; yetişkin içerik uyarısı!
EĞER SMUT SESSIZLIĞI OLURSA HEPINIZE KUSERIM YETERINCE UTANDIM CUNKU.

iyi okumalar dilerim, beğenirsiniz umarım ♡

"sahile gidecektik hani! uyuyorsunuz ya saatlerdir." felix'in homurdanan sesi beni hiç etkilememişti şahsen. ellerim chris'in beline sarılı, göğsünün üstünde de dağılmış saçlarımla beraber uyuyordum.

ta ki çığlık atarak bizi uyandırmaya çalışana kadar.

"tamam felix kalkıyoruz, sus, ne olursun." chris'in uykudan yeni kalkmış sesi ile felix'i susturmasını dinlesem de tepki vermedim. felix de tepki vermediğimi görünce aynı şekilde bağırmaya devam etti. "hayır. minho hyung da kalkacak, göreceğim!"

"hay... kaldırıyorum, bekle."

of ya. hiç uyanasım yok, hem de hiç.

ne güzel sevdiğim adamın kolları arasında uyuyorum işte, nedir bu 'tatilde uyunmaz!' algısı? tatil bunun için yapılır asıl.

"bebeğim, kalk hadi sen de." homurdanıp üstümde duran pikeyi itekledim. havalar ne kadar kavurucu sıcak olsa da üstümde bir şey olmadan hayatta uyuyamazdım. "saat kaç ya?"

"yedi."

felix'e öldürücü bakışlar atmaya başlamam ile birlikte, "sahil bu saatlerde sakin oluyor. aşağıda bekliyoruz, bye!" diyerek kaçmıştı odadan. cidden bıktım bu çocuktan.

chris hafifçe kıkırdamış, yatakta dikelip yanaklarını şişirmiş olan benim saçlarımı karışmıştı. "ama yedide uyanılır mı hiç?"

"haklısın sevgilim. artık başkaları ile tatile çıkmamayı öğrenmiş olduk." oflayarak başımı chris'in dizlerinin üstüne koydum, o da saçlarımı okşadı biraz. sonra kaderimize razı olup yataktan kalktık ikimiz de.

"senin tişörtlerinden birisini giyebilir miyim?" diye sordum bavula bakarken, çoktan giyinmiş, saçlarını düzeltiyor olan chris bana baktı bu sorumdan sonra. hemen yüzüne bir tebessüm kondu. "eşyalarımı kullanmak için bebek bebek sorduğunda seni yiyip bitiresim geliyor." sonra ekledi. "sormana gerek yok, biliyorsun."

biliyorum tabii ki. "zaten daha bol oluyor diye seviyorum." dedim üstüme geçirirken tişörtü. bana doğru dönüp yakınıma yaklaştı, bakışları dudaklarıma kayarken mırıldanan bir ses tonu ile konuştu. "ben de tişörtlerimin içinde kaybolmanı seviyorum."

beni tam şuan öpmezse her şeyi siktir edip ağlamaya başlayabilirim. fakat beklediğim gibi dudaklarını dudaklarımın üstüne bastırdı, şu hissi ne kadar sevdiğimi anlatamam size. kelebekler, evet, kelebekler.

dudaklarımı araladığımda öpüşmeye başladık. ellerimi chris'in saçlarına doğru götürdüğümde o da belime sardı yapılı kolunu.

bir süre daha öpüşürken arkamdaki yatağa çarpıp oturdum istemeden. dillerimiz, dudaklarımız, kendimizden geçmiş gibi öpüşüyorduk az önce. ben yatağa düşmesem devam edebilirdik belki.

"belki... geri döndüğümüzde devam edebiliriz. yoksa birazdan yine felix tarafından basılacağız." başımı sallayıp onun uzattığı eliyle ayağa kalktım. ikimizde otel odasından el ele çıkıp aşağı indik. changbin ve felix ikimize sorgular gözlerle bakınca başımı salladım ne olduğunu anlamak istercesine.

mayHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin