•35.Bölüm•

4.4K 258 5
                                    

"Kazandı mı şimdi?" dedim merakla. Okan yanımdaydı. Onunla tanışmıştık, bana derslerimi sormuştu, ben de ona okulu sormuştum ve o da Boğaziçi işletmede çıkmıştı. Sonra da fazla konuşmamıştık.

"Hayır ilk turdu bu. İkincide belli oluyor." dedi Okan.

"İlk Akın döndü yerine geri." dedim.

"Yok, en baştaki çocukla aynı anda sayıldılar."

"Şimdi sadece ikisi mi yapacak?"

"Hayır."

"Çok saçma." dedim. Güldü.

"Ben de garipsiyorum." dedi.

"Sen bir sporla ilgileniyor musun?"

"Boksörüm ben."

"Avrupa şampiyonluğun var mı?" dedim direkt. Sırıttı.

"Hayır. Balkan var." dedi.

"Tüm boksörlerin Avrupa şampiyonluğu oluyor da."

"Kiloyla alakalı olduğundan çok fazla insan oluyor. Ondan çok var." dedi. Kafamı salladım. "Sen ilgileniyor musun sporla?" dedi.

"Voleybol oynuyorum."

"Hadi ya?" dedi. Kafamı salladım. "Yılbaşından önce ufak bir apandisit ameliyatı olmuştum. O zamandan beri antrenmana gitmedim ama haftaya babamı ikna edersem döneceğim." dedim.

"Akın anlatıyor bazen, ailen çok sıkıyormuş derslerde duyuyorum." dedi. Kafamı salladım hafifçe.

"Benimkiler de öyleydiler. Galatasaray hukuka sokmaya çalıştılar beni baya. Orası olmayınca üzüldüler." dedi.

"Hukuk mu istiyordun? E sıralaman güzeldir niye başka bir hukuka gitmedin ki? Özeldekiler falan?"

"Hukuk istemiyordum çünkü."

"Ne?"

"Aile boyu avukat bizim sülale. Ondan her çocuk hukuk okuyacak gibi bir amaçları var. Ben istemedim. Galatasaray gelse gidecektim mecbur, nefret ederdim ama okurdum. Allah'tan gelmedi." dedi.

"İşletmeyi niye seçtin?"

"Yurt dışı olanakları daha çok. Ne olmak istediğime karar vermedim. Daha birinci sınıfım. Tek bildiğim kendimi Amerika'ya atabilmek." dedi. Hafifçe kafamı salladım.

"Sen niye işletme okumak istiyorsun?"

"Babam okumuş. Hayali gibi bir şey."

"Sen istiyor musun?"

"Bilmem. Pek düşünmedim bunu." dedim.

"İşletme okumak istemiyorsan okurken çok sıkılırsın. Bu bir tek bizim bölüme özel değil. ablam hukuk okurken delirip ağlama krizlerine giriyordu istemediğinden ama annemlerin zoruyla okudu mezun oldu." dedi.

"O da mı Galatasaray Hukuk?"

"Evet. En kötümüz Ankara Hukuk mezunu ailede." dedi.

"Korkunç başarılı aileler beni ürkütüyor."

"Beni de." dedi. Güldüm.

"Başka bir şey seçmek istesen ne okumak isterdin peki?" dedi. Arkama yaslanıp hocasıyla konuşan Akın'a baktım. Adamı dinlerken bonesini çıkartmamıştı bu sefer. Komik duruyordu hala. Gerçekten herkeste komik duruyordu. Yani Akın'ı tanıyorum diye onu ayrıştıramıyordum. Ama bonesini bir kenara bırakırsak, kafasını görmezden gelirsek en azından direkt, gerçekten Beril'in dediği gibiydi vücudu. Sırtı inanılmaz kaslı ve genişti, göğüsleri ve karnı da aynı öyleydi. Aşırı belirgin sekiz tane baklava kası falan yoktu ama hafif belli olan altılı karın kaslarını uzaktan seçebiliyordum, yakından ise yarıştan hemen önceki kısa sohbetimizde daha net görmüştüm.

Beril haklıydı. Kaslı maslı yüzücü erkek doluydu burası ve hepsinin bone ile gözlük geçirilmiş kafalarını kesersek vücutları herhangi bir ergen kız için büyük bir cennetti burası.

Tamam. Benim için de cennetti. Sonuçta ergenlik biyolojik olarak yirmili yaşlarda falan sona eriyordu ve ben on sekizdim anca. O yüzden kendimi ayrı tutmayacaktım.

"Petek?" diyen Okan'la düşüncelerim dağılırken ona baktım.

"Efendim?"

"Başka bir şey seçmek istesen ne okumak isterdin diye sormuştum." dedi. Birkaç saniye düşündüm.

"Öyle özel bir ilgi alanım yok ki benim. Resim çizemem, kitap okumaya bayılmam, insan dinlemeyi de öyle sevmem herkesi yani psikolog da olamam. Ya da ne bileyim yemek yapamam, gastronomi de gitti ki o zaten sözelde. E başka ne var? İktisat çok matematik istiyor, hukuku benim kafam kaldırmaz sıkılırım zaten sevmem kitap okumayı öyle çok. Uluslararası herhangi bir bölüm de uğraşamam. Çok makale okuyorlarmış. Bir de gerçekten düşünmedim. Ortaokuldan beri işletme okuyacağım belliydi, bir sene gecikme oldu sadece." dedim.

"İşletme okuyacağını baban belirlemiş. Ailesinin seçimlerini belirlediği bir çocuk olduğumdan biliyorum, başka hayalin olmuyor çünkü çoktan belirlemiş oluyorlar." dedi.

"Ama sen bulmuşsun, işletme okuyorsun."

"Sınavdan sonra arkadaşlarla konuşurken olmuştu bu. Biz altı kişilik arkadaş grubuyduk, beşi de işletme yazmışlardı. Ben de yazdım. Mutluyum ama, sevdim bölümü. Hem matematiği var hem de sözeli. Her şekil götürüyor beni." dedi. Derin bir nefes aldım.

"Matematiği zor mu?"

"Bizim okulda fena zor." dedi. Ofladım.

"Beni işletmeden soğutmaya mı çalışıyorsun?"

"Hayır. Sadece sordun cevap verdim." dedi. Sonra havuza baktı.

"Başlıyorlar tekrar. Dua edelim de kazansın yoksa diğer yarışa kadar yanına yaklaştırmaz huysuz herif." dedi. Güldüm.

"Bence kazanacak."

"Kazanırsa benim şansım falan deyip böbürlen, gıcık olsun." dediğinde kafamı salladım.

"O iş bende."

BOĞAZİÇİ |Yarı Texting (TAMAMLANDI)Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin