mira
okula vardığımızda almila durmadan nasıl olduğumu soruyordu, ona iyi olduğumu söylesem de benimle ilgilenmeye devam ediyordu. dün akşam benim için farklı bir yaşam gibiydi, tekrar onların yanında olmak ihanet ediyor gibi hissettriyordu. almila ve arkadaşları, egelere karşı çok sertlerdi. egeler bir şey yapsa da kavga etsek gibi duruyorlardı.
"sıcak bir şeyler ister misin?" dedi almila.
almila'nın neden benimle bu kadar ilgilendiğini anlamıyorum, onunla arkadaş olmak isteyen bir sürü insan varken beni seçmesi garip geliyordu. çoğu zaman yanında fark etmeden mutsuz dursam da sanki görmüyordu bile. neden beni yanında tutmayı bu kadar istiyordu ki?
"ya mira!" diye bağırdı aniden, tam sınıfa girdiğimizden dolayı bütün sınıf bize dönmüştü. içeri girdiğimiz an ege'nin sırasına doğru bakıyordum, sorgular bakışları ile almila'ya bakıyordu. "bana daha ne kadar yalan söyleyeceksin?"
"ne yalanı?"
"fark etmedim mi sanıyorsun?"
arka sıraya baktığımda ege bize doğru bakıyordu, yüzünde almila'ya karşı öfkeli bakışları vardı. her an kalkıp yanımıza gelecek gibiydi, ona 'sakin ol' demeye çalışıyordum ama bana bakmıyordu bile.
"almila, neden bahsediyorsun?"
"dün hastayım dedin ama abimle dışarı çıkmızsın," dedi somurtarak sırasına otururken, bütün herkes gerçekten arınla çıktığımı mı düşünüyordu? "nasıl bana ondan hoşlandığını demedin?"
"hoşlanmıyorum," dedim almila'ya dönerken. "sadece arkadaşım arın."
"korkma sana abimle dışarı çıktığın için kızmadım, bana yalan söylediğin için çıktım yoksa abimle beraber olmanızı çok isterim!"
"almila biz arınla daha yeni tanıştık gerçekten böyle konuşma," dedim sertçe, normalde ona karşı hep rol yapardım ama insanların bizi sevgilisi sanmasını istemiyorum. "insanlar yanlış anlayacak. resim dersi veriyordu bana sadece bu."
aklıma gelen ilk yalanı uydurduğumda mantıklı gelmişti, zaten resim kulübüne yazıldığımı biliyorlardı. orada tanıştığımızdan dolayı da resim hakkında buluşmamız mantıklıydı. herhangi bir yanlış anlaşılacak durum yoktu. annem yine olayları büyüterek onların ailesine bahsetmiş olmalıydı, bir şeyi kafasına koyduğunda onu durduramıyordum.
"of ya," diyerek somurttu almila. "sevinmiştim."
zil çaldığından dolayı matematik hocası sınıfa giriş yapmıştı, almila çantasından defterini çıkarırken ben arkadaki ege ve eylül'e bakıyordum. eylül telefonuna bakarken ege bana doğru bakıyordu, göz göze geldiğimizde ege gülümsemişti. her zaman ki duruşu yine güven vericiydi.
dersin ilk yirmi dakikasının ardından sınıf kapısının çalınması ile bütün dikkatimiz dağılmıştı, ada kapıyı çalıp içeri girerken büyüleyici gözüküyordu. göz makyajı bugün onu peri gibi gösteriyordu, ada'nın peri gibi bir güzelliği vardı. onu izlerken en son dün onu evde bırakarak koşarak dışarı çıktığım aklıma gelmişti. benim için geldiği halde onu bırakmak kötü hissettirmişti ama ege'ye söz vermiştim, ege benim için değerliydi ve gelen hoşlandığım kızda olsa sözümü tutmalıydım. oraya gittiğim için asla pişman olmadım, egeler gerçekten harika bir performasyon sergilemişlerdi. enerjileri ve bana karşı tavırları kendimi iyi hissettirmişti.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
orkide, gxg
Literatura FemininaYürek! Onu unutacağız! Bu gece - sen ve ben! Sen verdiğin sıcaklığı unutabilirsin - Işığı unutacağım ben! İşini bitirdiğinde, ne olur söyle Ki hemen başlayayım! Çabuk ol! Yoksa sen oyalanırken Ben onu hatırlarım! - Emily Dickinson [13.12.23-?]
