yirmi altı

748 68 90
                                        

mira

egelerin hafta sonu sahnesi olduğundan arın ile yine kafeye gelmiştik, seneye eylül, ege ve ben son sınıf olacaktık, yavuz,savaş ve arın ise liseyi bitirmiş olacaklardı. belki de bambaşka yerlere gideceklerdi ve bir sene grup olarak beraber olmayacaklardı. aslında hedef olarak dördü de burada kalmayı düşünüyordu. yavuz ve savaş bu sene için yetenek sınavlarna gireceklerdi. seneye hayatın bizi nereye götüreceği belli olmayacağından her teklif geldiğinde kabul ediyorlardı. gerçi sahnede olmak onlar için nefes almak gibiydi, kim gerçekten mutlu olduğu yeri reddedebilir ki? bu onların alanıydı ve herkese rağmen bu kararlarının hep arkalarında olmalarından gurur duyuyorum. insanlar meslekte bile hep tek bir mantıkla ilerlerler, hep aynı meslekleri önerirler. herkes aynı şeyi sevmek ya da başarmak zorunda değil, herkes kendi başardığı alanda ilerlerse ve buna destek olunursa daha güzel yerlere gelebilirdik. en azından daha mutlu olurduk.

arın resim üzerine ilerlemeyi düşünüyordu ama babasının buna izin vermeyeceğinden bahsetmişti. senenin sonunda belki kendi istekleri uğruna savaşırdı, henüz on sekiz yaşında ailenle savaşmak çok zordu. hayat hakkında pek bir tecrüben yoktu, kaçsan kaçamazdın. ailenin seni böyle bir duruma düşürmesi hayattaki en korkunç durumdu. senin sığınacağın insanlar onlarken kaçtığın insanlar oluyorlardı.

ben ise gelecek hakkında pek bir şey düşünmüyordum, resim alanına yönelebilirdim belki de. henüz bir senem daha olduğundan düşünmeye vaktim vardı, henüz kendim olmaya yeni başlıyordum. kendimi tanıdıkça mutlu olacağım mesleği de bulacağımı düşünüyorum.

egeler sahneye çıkmadan önce kendime içecek bir şey almak için kafenin iç kısmına ilerliyordum, canlı müziğin olduğu yer ve baristaların olduğu yerler farklıydı. canlı müzik istemeyenler içinde bir kısım daha vardı, temelde kafe üç alandan oluşuyordu. ikisi büyük kafe şeklinde iken bir tanesi sadece baristaların bulunduğu alandı.

kırmızı saçlarıyla bir kız koşarak ilerlerken bana çarpmasıyla ikimizde sendeleyerek yeri düşmüştük, sırtım sertçe yere temas ettiğinde acıyla yüzümü buruşturdum.

"çok özür dilerim," dedi kız endişe ile, ayağa kalktığında kalkmam için elini uzatmıştı. "çok üzgünüm."

uzattığı eli tutup ayağa kalktığımda kızın her an ağlayacak gibi durduğunu fark ettim, gözleri kıp kırmızı olmuştu. sesi de konuşurken titriyordu, neden dalgın olduğunu bilmiyordum ama beni neden fark etmediğini anlamıştım.

"siz iyi misiniz?"

"iyiyim desem yalan olduğu çok belli olur değil mi?"

"fazlasıyla."

karşımdaki kız çok gergin görünüyordu.

"sorun ne? istersen yardımcı olmaya çalışırım."

"tanımadığın birine yardım mı etmek istiyorsun?"

"alınma ama gerçekten iyi görünmüyorsun seni böyle bırakmak içime sinmedi."

insanların ne kadar iğrenç yüzünü görürsem göreyim bazı insanların da herkes gibi olmadığını biliyorum. dünyada kötü ya da iyi insan elbette yoktu, insanların yaşadıkları ve kararları onları bulunduğu noktaya getirirdi. ben de acı çekme duygusu iyi bildiğimden acı çeken birisini ortada bırakacak birisi değildim.

orkide, gxgHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin