mira
bir hafta hızlıca geçmişti, bu hafta almila'nın zoru ile onlarla dışarı çıkmıştı. dışarı çıktığımda comfort alanımdan tamamen çıkmak zorunda olduğumu fark etmiştim. sohbetleri sıkıcı ya da itici değildi ama yanlarında rahatsızdım. bir cümle kurarken bile yüz kez düşünüyordum. diğerlerinin yanında içimden geldiği gibi konuşabiliyordum. onlardan uzak kaldıkça fark ediyorum yanlarında ne kadar huzurlu hissettiğimi. ege'den uzak kaldığımızda daha çok fark ediyorum evim olduğunu, başka insanların yanında güvensizlik duygusunu hissediyorum. hep bir kalkanım olması gerekiyordu ama ege'nin yanında buna ihtiyacım yoktu. benim kalkanım o oluyordu.
"tatlım," dedi annem içeriden seslenerek, annem seslendiğinden salona doğru ilerledim. "biz çıkıyoruz."
"güzelce eğlenin!"
"dikkat et güzel kızım," dedi babam. "bir sorun çıkarsa beni ara, hemen gelirim."
"tamam babacım."
"ben yokum diye de diyeti bozma," dedi annem uyararak. "biliyorsun kuralları."
"tamam anne."
"görüşürüz hayatım."
annemleri dışarı yolcu ettiğimde derin bir nefes verdim, şu sıra depoda bizimkilerle takıldığımız da biraz fazla yediğimi biliyordum ama bir anda akıp gidiyordu. mutlu olduğumda iştahım açılıyordu. evdeyken çoğu zaman bir şey yemek istemiyordum ama orada konuşurken bile bir şekilde çoğu şeyi yiyesin geliyordu. bu kadar fark ediliyor muydu?
yardımcı abla henüz çıkmadığından ege'yi çağıramıyordum. annem ona benim için yemek yapmasını söylemişti, evi temizleyip yemeği yaptıktan sonra çıkacaktı. ege durmadan "geleyim mi" mesajı atıp duruyordu. annemler yarın bütün gün yoktu bundan ege burada kalabilirdi, sonraki gün ne zaman geleceklerini bilmediğimden ege akşam dönecekti.
"mira hanım, ben çıkıyorum."
salonda uzanmış televizyon seydederken hatice abla içeri gelmişti, saate baktığımda altıya yaklaşıyordu.
"görüşürüz hatice abla, annemin de dediği gibi iki gün seninde tatilin olsun güzelce dinlen."
annem kendileri tatil yaptıklarından iki günlüğüne hatice ablanın tatili hak ettiğini düşünerek izin vermişti, benimde işime gelmişti. ege bu şekilde kalmış olacaktı, öbür türlü eve dönmesi gerekecekti. ege burada kalacak?? bayılacağım.
"teşekkürler mira hanım, iyi akşamlar."
"iyi akşamlar."
kapının kapanma sesini duyduğumda gülümseyerek ege'yi aradım o da sanki telefonun başında bekliyor gibi telefonu anında açmıştı.
"geleyim mi?"
"gel aptal."
"mira ne giyeyim?"
"aşkım pijamalarınla gel işte."
"hayır seni etkilemeliyim."
"etkileneceğimi biliyorsun."
"geliyorum."
telefonu kapattığında kalbim heyecanla atıyordu, bir an önce onu görmek istiyordum. bugün okulda buluşamamıştık, onu görüyordum ama yanına gidemiyor olmak deli ediyordu. özellikle onlardan nefret eden arkadaş grubunun içinde olmaktan nefret ediyordum. onlara hayranlıkla bakarken onlar iğreniyordu, onu savunamadığım için kızıyordum kendime.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
orkide, gxg
Literatura FemininaYürek! Onu unutacağız! Bu gece - sen ve ben! Sen verdiğin sıcaklığı unutabilirsin - Işığı unutacağım ben! İşini bitirdiğinde, ne olur söyle Ki hemen başlayayım! Çabuk ol! Yoksa sen oyalanırken Ben onu hatırlarım! - Emily Dickinson [13.12.23-?]
