on dokuz

745 65 52
                                        

ege

korku evi için sıramız geldiğinde görevli bize olayı anlatmıştı, ilk başta toplu olarak ilerleyecek daha sonra üç gruba ayrılıp devam edecektik. oyunun başladığı kapıdan geçtikten sonra karanlık bir alana geldik.

oyuna kendimi vermeye çalışıyordum ama aklım mira'nın az önceki bakışlarında kalmıştı. onun başkasından hoşlandığı bildiğimden kendime asla umut vermiyordum ama o bazen bana öyle bakıyordu ki 'ege belki de şu an tam zamanıdır itiraf etmenin' düşüncesi doğuyordu içimde. ama bunu asla yapamazdım, başkasından hoşlandığını biliyordum ve eğer gerçekten reddedildiğim bir cümle duyarsam kendimi eksik hissedecektim.

"oha artık karanlıkta  korkmuyorum galiba," dedi eylül sonra aniden çığlık atarak yavuz'a sarıldı. "hayır korkuyormuşum! ayağıma bir şey değdi!"

"yerde cıvık cıvık bir şeyler var," diye iğnerek konuştu savaş. "biz şimdi ne yapacağız?"

"ilerleyeceğiz!" dedi arın bağırarak. en cesaretlimiz oydu şu an.

karanlık olduğundan kimse kimseyi görmüyordu. şifreleri çözmek için el feneri bulmamız gerekiyordu, el feneri bulmak içinde kilitli olmayan odayı bulmamız gerekiyordu. harika birisi olduğumu biliyorum ama bulmacalardan nefret ediyorum! hâla harika birisiyim.

"ege, burada mısın?" diye fısıldadı mira omzu omzuma çarparken.

"buradayım," dedim karanlıkta elini ararken, en sonunda elini bulmuştum. "beraber ilerlersek kaybolmayız."

"önümü göremiyorum."

"ayak sesleri geliyor!" diye bağırdı eylül.

"çabuk ilerleyin," dedi arın yürürken. "herkes etrafı incelesin."

"biri geliyor!" dedi eylül.

duvarları yoklayarak ilerlerken kapı kulpu arıyorduk.

"galiba kapıyı buldum," dedi mira. "kilitliymiş."

ilerlemeye devam ederken aniden kafamı bir şeye çarpmamla söverek ellerimi başıma götürdüm.

"ne oldu?" dedi mira endişe ile.

"kafamı bir şeye çarptım."

"iyi misin?" diye seslendi yavuz.

"kalın kafalıdır o bir şey olmaz," dedi savaş gülerek. bu da sevgilisinin kopyası ya. "şaka yaptım ege aniden gelip vurma bana!"

"ışık bulduğumuz an döveceğim seni."

"neye çarptın?" dedi eylül.

elimle havayı yoklarken en sonunda bir cisme elim çarptı, dokunduğumda kafatası olduğunu anladım.

"sorun yok, kafatasıymış."

"sorun mu yok?" dedi eylül şaşkınlıkla.

"çok mu sert çaptın?" dedi mira. keşke onu görebilsem şu an, o gün benim için endişelendiğini itiraf ettiği gün kendimi o kadar farklı hissetmiştim ki. onun beni düşündüğünü asla tahmin etmemiştim, sonuçta hoşlandığı kız ona aşkını itiraf etmişti umrunda olacağımı sanmıyordum ama beni düşünmüştü. beni gördüğündeki yüz ifadesi aklımdan gitmiyordu, belki beni umursamasa her şey daha kolay olurdu, ona bu kadar bağlanmamış olurdum.

orkide, gxgHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin