kırk üç

508 69 63
                                        

mira

arın'ın evinden eylül ve yavuz ile beraber çıkmıştık. savaş sevgilisi ile yalnız kalmak istediği için ikisini yalnız bıraktık. annem defalarca telefonumu çaldırmıştı, hiçbirini açmaya cesaretim yoktu şu an. almila yapmamıştı belki ama onun yüzünden olmuştu bunlar, en yakın arkadaşımın kız kardeşi bile olsa affedemezdim onu. arın'ın ne kadar üzgün olduğunu düşünemiyorum bile, kendi kız kardeşinden nasıl nefret edebilir ki? bizim için almila'yı suçlamak daha kolaydı-çünkü hem haksızdı hem sevgilime zarar verip duruyor-ama onun için hayatının her alanında olan birisiydi.

evden çıktığımızda hava alarak kendime gelmiştim, aşırı gergin hissediyordum. sadece düşündüğüm tek şey şu an elimi tutan ege'nin ellerini asla bırakmamaktı.

"ne yapacaksınız şimdi?" dedi eylül yürürken.

"bilmiyorum," diye mırıldandım. "eninde sonunda olacaktı zaten."

"isterseniz sizi bekleyebiliriz," dedi yavuz, eylül de ona destek verir şekilde kafasını salladı. "bir sorun olursa beraber gideriz."

"teşekkürler," dedim gülümseyerek. "bir şey olursa biz haber veririz."

"yarın okula gelmek zorunda değilsiniz," dedi eylül, ikimize de gelip sırası ile sarıldıktan sonra sevgilisinin yanına gitti. "sizi çok seviyorum ve hep yanınızdayım."

"biz de sizi çok seviyoruz," dedi ege gülümseyerek, arkadaş açısından gerçekten şanslıydık. bizi hep destekleyen arkadaşlara sahiptik. "haberleşiriz yine."

"bir şey olursa lütfen arayın," dedi yavuz gitmeden önce. "sadece kötü hissedince yalnız olmayın."

ege bana yavuz'un kız kardeşinin kızlardan hoşlandığı için yaşadığı baskıdan dolayı intihar ettiğinden bahsetmişti bu yüzden şu an ikimize daha ilgili davranıyordu. kardeşini kurtaramadığı için kendini suçluyordu, ne kadar acı çektiğini hiç fark etmediğini söylüyordu. kardeşi asla belli etmiyormuş, hep kendi içinde yaşarmış, bizimde içimizde yaşamamızı bu yüzden istemiyor. artık onun kız kardeşi gibiydik.

eylül ve yavuz gittiğinde yaşadığım binanın önüne gitmiştik, kapının önünde dururken kalbim yerinden çıkacak gibiydi.

"ege," dedim, ege'ye dönerek elini tutarken. "biraz yürüyelim mi?"

"olur sevgilim," dedi ege gülümseyerek. "mira istersen bu gece abimlere falan gidebiliriz, hazır değilsen kaçabiliriz."

"sadece bir kaç saat istiyorum sonra eve döneceğim."

"ben de seninle geleyim mi?"

"onlarla yalnız olsam daha iyi olur."

ege ile sitenin çıkışına doğru yürüyorduk, her zaman buluştuğumuz parka doğru yürürken yanında ne kadar mutlu olduğumu düşünüyordum. keşke ailem de bunu görebilse, onun yanında ne kadar iyi hissettiğimi, ne kadar mutlu olduğumu bilseler yanımda olurlar mıydı? her zaman onların istediği kişi olmuştum çünkü kim olduğumu bilmiyordum. şimdi kendimi tanıyordum, artık kim olmak istediğimi, kiminle olmak istediğimi biliyordum. cesur olacak bir sebebim vardı, hem de harika bir sebebim vardı.

"ege," dedim yürürken. "biliyorum her şey şu an çok farklı bir yerde ama oğuz sevgilin miydi yani?"

ege gülerek durup bana dönmüştü, ona kaşlarımı çatarak baktığımda gülmeye devam ediyordu.

orkide, gxgHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin