yirmi iki

975 82 81
                                        

mira

annemlerin zorlaması sonucu üç aile beraber bir restauranta gitmiştik, ada'nın yüzünü görmek istemezken hep karşıma çıkıyordu. onun sandığı gibi biri olmadığımı gösterecektim, ona ihtiyacım da yoktu. onun egosunu daha fazla tatmin etmesine izin vermeyeceğim. her şeyden sonra daha güçlü olacağım.

restaurant tahmin ettiğim gibi gerçekten fazla lükstü, hepimiz zaten okul günü için yeterince süslü olduğumuzdan tam her şey ebeveynlerin istediği gibiydi. her şeyin kusursuz olmasına takıntılı üç aile bir aradaydı işte. yaman ve oğuz'u da davet etmişlerdi, ada ve almila'nın sevgilisi olarak çoktan aileye katılmışlardı. bir gün ben de böyle yaşayabilir miydim? ailem bir gün benim de sevdiğim kişiyi böyle kolay aileye alabilir miydi? hiç sanmıyorum. her şey bizim için gerçekten çok zordu. hayatımız boyunca hep bir seçim içinde yaşayacaktık, ailemizi, ünümüzü mü seçecektik yoksa aşkımızı mı?

henüz lisedeydik, aşık olup onunla vakit geçirmemiz gerekiyordu. her yerde beraber olup bir sürü anı biriktirmek ama bizim kendimizi saklamamız gerekiyordu. insanların bizi ya bilmemesi ya da arkadaş sanması gerekiyordu yoksa zarar görecektik. bizi normal göremiyorlardı, sevgiden bu kadar korkan insanlar varken göremeyeceklerdi de.

ebeveynlerin uzun bir masanın en başına oturmuş biz de masanın sonlarında oturuyorduk, yemeklerimiz sırasıyla gelmeye başlarken ebeveynler çoktan siyasi, ekonomik ve iş hakkında bir sürü konu hakkında konuşmaya başlamışlardı bile.

"çok sıkıldım," diye mırıldandı arın. "nefret ediyorum burada olmaktan."

"ben de," diye fısıldadım ona doğru. "gidebilsek gerçekten gitmek isterdim."

"biraz şunlarla uğraşayım."

arın yüzünde şeytansı bir ifade ile kız kardeşi ve sevgilisine döndü.

"oğuz, ayrıl kardeşimden."

"arın, maço abilik taslama bana."

"ayrılın."

"sen de durup durup bana sarıyorsun?" dedi oğuz gülerek.

"abiyim ben."

"uğraşma bizimle."

"şimdi kime saracağım?" dedi arın söylenerek etrafı incelerken.

"bu yüzden gelmeni istemiyoruz," dedi ada gözlerini kısarak. "çocuk gibisin arın, büyü artık."

"sessiz olduğum zaman neden bu kadar sessizsin diyorsunuz, sadece eğlenmek istiyorum sonra da çocuk diyorsunuz, ada ben ne yapayım tam olarak?"

demek almila abisi hakkında bu yüzden enerjimiz uyuşmuyor diyordu, arın'ı tanıdıktan sonra söylediklerinde şaşırmıştım. arın sessiz değildi, arın'ın enerjisi sömürüyorlardı. o da böyle hissetmemek için hepsinden uzak duruyordu. o yüzden herkes onu sessiz birisi sanıyordu, belki de şu an sadece ben yanımda olduğumdan daha enerjikti, burada tek arkadaşımız birbirimizdik.

"olgun davran, o zaman ne yapacağını bilirsin."

"benimle derdin ne?"

"hiç," dedi alay eder şekilde gülerken. "sadece bazı konularda haklı olduğumu görmek hoşuma gidiyor."

ada gözlerini kısara bana bakıp güldüğünde aynı yapmacık gülüşle ona karşılık verdim, geldiğinden beri durmadan bana bakarak beni rahatsız ediyordu zaten.

orkide, gxgHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin