Arabaya binip son sürat Poyraz'ın evine gittik, biz Gamze ile ne kadar sakin kalmayı başarsakta Ozan bi o kadar sinirliydi. Poyraz kapıyı açtığında şok olmuş gözlerle suratımıza baktı ve kapıyı telrar yüzümüze kapatmak üzere ittirdi, ancak Ozan reflekslerini kullanarak buna engel oldu. Poyraz'ı ittirip üstüne atladı, Gamze olaya şok olmuş gözlerle bakarken ben ise onları ayırmak için elimden geleni yapmaya çalışıyordum.
"Alya nerede dedim sana orospu evladı!" "Bilmiyorum diyorum sana, bilmiyorum!" "Bilmiyorsan neden korkuyorsun Poyraz! İçini bilirim ben senin!" "Ozan, cidden bilmiyorum. Babamı kaybedeli uzun zaman oldu, arabasını o öldükten sonra eski evin garajından hiç çıkarmadım!" "Bu siktiğimin arabası kimin o zaman!" Poyraz Ozan'ı zar zor da olsa ittirip kendinden uzaklaştırmayı başardı, yüzünden kanlar akıyordu. "Siz salak mısınız ulan? Ben Alya'yı neden kaçırayım?!" Derin bi nefes alarak burnundan akan kalları kolunun tersiyle sildi ve benim üstüme atladı. "Onu da beceremedin değil mi? Alya'yı da kurtaramadın! Aynı annen gibi ölü bedenini bulursun umarım!"
Poyraz'ın unuttuğu bir şey vardı, ben cerrahtım.
Göğüs arasına sert olmayacak şekilde beş kere yumruk attığımda bedeni üzerimde kasıldı ve yere yığıldı. Ozan koşarak beni kaldırırken, "Lan naptın?!" "Etkisiz hâle getirdim yarın öbür gün uyanır." "Aklım almaz Emre! Bu itte bir şey yapmadıysa o arabayı kim kullanmış olabilir, ve neden?"
Gizem.. Hayır hayır, lütfen bu kadar düştüğünü söyleme bana.
Umutsuzca başımı iki yana salladım, "Gizem.."
*
Alya'nın ağzından
Uyandığımda güçsüz hissediyordum, iki gündür mideme su bile girmemişti, kazadan ötürü sol kolumda kırık olduğunu tahmin edebiliyordum. Ağrı her saniye beni ele geçiriyor, çığlıklarıma neden oluyordu. Gizem ise bir hayli rahat görünüyordu. Tırnak törpüsünü almış, karşıma geçip bacak bacak üstüne atmış bir pozisyonda tırnaklarını törpülüyordu.
"Sana kırmızı çok yakışıyor Alya, kanlar üstünde hoş görünüyor." "Neden Gizem, neden?" "Emre'nin beynini ele geçirdin! Bana yaptırdığın tüm kölelikleri ona yaptırıyorsun!" "Ben sana hiçbir zaman kölelik yaptırmadım!" "Yalan söyleme! Kötüyüm diye diye yalanlar uydurdun evime geldin ailemi ele geçirdin. Onlara kendini sevdirip benden uzak tuttun!" "Gizem çocuklaşma! Bunlar benim elimde olan şeyler değildi, uslu olsaydın seni de severlerdi!"
Derin bir soluk aldı, "Peki ya Emre? Onu da elimden aldınız!" Zar zor bacaklarımın üstüne oturdum ve var gücümle bağırdım, "Sakın Gizem! Sakın! Onu sen aldattın! Hemde en yakın arkadaşımızın erkek arkadaşıyla!" "Senin en yakın arkadaşın Alya, benim değil! Sana benden başkasıyla mutlu olduğunu görürsem canını yakarım demiştim!" "25 yaşındayım ve kendi kararlarımı alabilirim diye düşünüyorum! Artkk karşında eski Alya yok!" "Peki ya baban Alya? Sence de onun suçu değil mi? O sana kötülükler etmese biz hiç tanışmazdık." "Biz seninle okulda tanıştık Gizem!" "Yoyoyo, hayır tatlım yanlış hatırlıyorsun. Atlı karıncada tanıştık."
Beynim düşünceden düşünceye koşarken anıları beynimde tekrarlamaya çalıştım.
Saat gecenin üçüne geliyordu, her zamanki gibi evden atılmış. Gece kapalı olan, gitmeye çok özendiğim lunaparka gelmiştim. Bu lunaparkı hiç ışıklarıyla göremeyecektim.
Ve atlı karıncalar, onlar bana göre tutsaklığın simgesiydi. Sürekli bir yere bağlı ve aynı yönde aynı noktaya varıp duruyorlardı. Hayat daha ne kadar mesaj verebilirdi?
Hüzünle babam tarafından kesilen, onun için uzattığım saçlarımı taşıyordum. Bu yük günden güne sırtıma biliyordu. Annem beni ne kadar sevse de, ona sesini hiç çıkaramamıştı. Aşkları bir örgüt gibiydi, kim kimin arkasından savaşıyor belli değildi. Onlar hiç aşık olamamıştı.
Atlı karıncaya doğru yürüyüp atın arkasında bağlı olan koltuğa oturduğumda bir çığlık yükseldi, "Yapmayın!" Arkama dönüp oturmak üzere olduğum koltuğa baktım. Yemyeşil gözleriyle adeta ormanları anımsatan, tatlı bir kız vardı karşımda. Benimle yaşıt olduğu kesindi.
"Özür dilerim!" "Kız sesimi duyduğunda titreyerek sindiği koltukta doğruldu ve saçlarını suratından çekti. "Saçların ne kadar da kısa? Onlara nasıl kıydın? Komik duruyor!" Kız gülmeye başladığında içim sızladı. Ben kıymadım uğruna uzattığım babam kıydı! diyemedim... Öylece bedenimi yanına bıraktım. Elimdeki saçları göğsüme bastırdım, "Oha saçların ne güzelmiş!" "Artık bana ait değiller. İster misin?" "Bitli değiller değil mi!" "İğrençsin, saçmalama." "Peki o zaman! Onlardan kendime peruk yapıcam, ilerde takarım." "Sana kalmış."
"Adın ne saç katili?" "Bana öyle demeyi kes!" Yanından kalkacağım sırada bileğimden yakaladı. "Tamam pardon, elimde değil." "Alya, adım Alya." "Memnun oldum Alya." "Sen adını söylemedin ama?" "Çünkü gerek yok, kader arkamızdaysa yine karşılaşırız sonuçta değil mi?" "Galiba haklısın..."
Yanımdan kalkıp uzun, kıvırcık saçlarını savurdu. "Bende kıvırcıklardan bıkmıştım zaten, teşekkür ederim." "Ne demek." "Minnettarım demek?" "Hayır yani rica ederim manasında ne demek." "Ah, pardon. Kelime dağarcığım o kadar geniş değil. Genelde konuşan biri değilim." "Neden?" "Kimse benim seviyemde değil, diğer insanlarla konuşup ne yapayım?" "Farklı bir bakış açısı." "Sen niye filozoflar gibi konuşuyorsun?" "Yapı meselesi." "Of çok sıkıcısın katil kız! Sana hayatta bol ezilmeler, saç için tekrar sağol! Hoşça kal."
Kız koşarak uzaklaştı...
Gizem arkasından bir torba çıkarıp önüme doğru fırlattı, "O bendim, katil kız." Gülümsedi, nutkum tutulmuştu. Şok olmuş ifademle suratına bakıyordum, ardından bir makas çıkardı. Geriye doğru çekildim, makastan çok korkardım. Gizem ise bunu çok iyi bilirdi, bacaklarım kazadan ötürü düzgün kıpırdayamadığı için daha fazla kaçamayıp çığlık atmaya başladım.
Aniden iki kat aşağıda bir gümbürtü koptu, kapı kırılmıştı. Emre beni kurtarmaya gelmişti, işte arkadaş... Gizem vazgeçmeden saçlarımı kavradı ve en kısa olacak şekilde rastgele saçlarıma makası vurdu. Makası yere savurdu, saçlarımı ve torbayı alıp camdan aşağı baktı. "Siktir siktir siktir!" "Gizem sakın!" "Bana karışma!"
Bacaklarını sarkıtıp kendini aşağı bıraktı, "Gizem!" Haykırmalarım susmuyordu, gözlerimden yaşlar istemsizce akarken vücudumdaki ağrının artması daha çok ağlamama neden oluyordu. Merdivenlerdeki sesi duyduğumda Emre olduğunu umduğum adımlar odaya doğru yaklaştı. Başım öne eğik, kollarım bedenime sarılıydı.
Kaslı bir beden vücudumu sardığında kendimi o bedene yasladım. "Özür dilerim Emre, çok özür dilerim! Kurtaramadım... Gizem, bilmiyorum aşağı atladı!"
Beden asla kasılmadı, ya da titremedi. Bu durumdan etkilenmemiş gerekiyordu. Tepkisini merak ettiğimden başımı kaldırmaya çalıştığımda koca eli buna engel oldu. "Emre bilerek yapmadım, yemin ederim. Beni o buraya getirdi ve..!"
Kollarını bacaklarıma doladı ve beni kucağına aldı, havaya kaldırdığında şokla beni kucağına alan adama baktım.
"Ozan.."
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Komşu Oğlu
RomanceOzan: Pardon.. yanlış kapı sanırım. Alya: Sorun değil ben dalmışım.. .. Nereden bilebilirdim ki, o geceden sonra her şeyin değişeceğini? TEKRAR YAYINLANIYOR! Daha düzenli ve hafif kurgu değişikliği ile! (YAZ AYLARI İÇERİSİNDE HER HAFTA PAZARTESİ...
