*41*

46 1 0
                                        

Sadece bakıştık belirli bir süre.. Zaman durmuştu, yerini özlem kaplamıştı adeta. Ağzını bıçak açmıyor, gözlerimin içine şokla bakıyordu. Korkmuş muydu gerçekten? Başıma bir şey geldi diye ürkmüş müydü? Evden çıktığımızda ölüm sessizliği vardı, çünkü ölümüz de vardı. Ozan beni telaşla yere indirdi ve belirli bir noktaya doğru koşmaya başladı. Becerebildiğim kadar o noktaya hiza duran kısıma doğru ilerleyip kendimi arkaya verdim ve uzandım. Emre ve Poyraz'ı gördüm, ikiside Gizem'in ölüsüne doğru bakıyordu.

Emre'nin ağzından

Bu beni kaçıncı terk edişin kıvırcık... Kaçıncı kez yerden yere vuruyorsun beni? Bu sefer yetmemiş kendini de vurmuşsun yere... Poyraz beni ittirmeye çalışıyordu, bakmamı istemiyordu. Eski eskide kaldı diye söyleniyordu, Gizem'in ona ait olduğunu zırvalıyordu. O sırada polis ekipleri ölüye doğru yürürken arkadan Bora'nın sesini duydum. Ardından Poyraz'ın isyanını, sonrasında ise aralarında bir arbede yaşanmıştı.

Kimin ne yaptığını umursamadan önce Alya'nın olduğu yere döndüm, o benim kız kardeşimdi. Gizem'in olduğu yere döndüm, o da annemdi...

Kime koşacaktım?

Kafamı toparlamam lazımdı, mantıklı düşünmem gerekirse Alya'ya doğru koşup sımsıkı sarılıp defalarca özür dilemem gerekiyordu. Ama kalp işin içine girince tüm mantığım çöp olmuştu.

Son bir vedayı hak etmiyor muydum?

Alya'ya baktığımda oynatabildiği kadar güçlükle başını yana yatırdı, izin vermişti. O benim içimi bilirdi. Gülümsedim, acı bir gülümsemeydi bu.

Adım atacağım sırada Ozan önüme geçip Alya'yı gösterdi, ancak ben iznimi almıştım. Onu kenara ittirip titreyen adımlarla Gizem'in ölüsüne doğru ilerledim. Başına geldiğimde titreyen bacaklarıma direnemedim ve bacaklarımın üstüne düştüm.

Bu beni kaçıncı kez yere yığışındı?

Polisler savcıyı beklediğinden ona dokunmaya cesaret edemiyordu, ben ederdim. Ben cesaret edebilirdim, hapse atılmayı bile yeğlerdim. Ellerimi uzatıp saçlarına götürdüm, yavaşça okşadım. "Rahat mısın..?" Polisler bana dalga geçiyormuşum gibi bakıyorlardı ancak inanın polis beyler dalga geçmiyorum...

Eline doğru teninde gezinerek indirdim elimi, bu tene ne zamandan beri dokunmuyordum. Evet tanrıya yalvarmıştım belkide zamanında ama her zamanki gibi benim yanımda olmadı ve onun soğuk bedenini bahşetti bana.

Yanımdaki hareketliliği görünce Poyraz'ı gördüm. Elini tuttuğunda tedirgin gözleri gözlerimi buldu ancak sesimi bile çıkarmadım.

Ama o çıkardı...

Gizem aniden gözlerini araladığında gözlerimin hareleri genişledi ve onu tutan elim sıkılaştı. Bize doğru döndü, Poyraz'a ve bana doğru.

Kime gülecekti? Kimin kollarında ölmeyi tercih edecekti? Bana baktığında son bir umutla gözlerine baktım, belki uzun zamandır bana vermediği o gülüşünü son gülüşü olarak iade ederdi bana.

Yapmadı...

Gözlerini kaçırıp Poyraz'a baktı, tuttuğum eli soğurken elini elimin arasından kurtarmaya çalıştı. Yerimi bilmiştim. Elimi onu zorlamadan yavaşça çektim. O çoktan başkasının olmuştu ben ona kadınım derken...

Kadınım...

Poyraz kadınımın yüzünü eliyle kavradı ve izin istercesine polislere baktı, polisler bana döndü ve ifademi kontrol ettikten sonra anlayışla Poyraz'a izin verdiler.

Nereden bileceklerdi ki? Poyraz'ın benim kadınıma dokunduğunu..

Poyraz Gizem'i göğsüne çektiğinde Gizem başını onun koluna ysslayıp arkaya doğru düşürdü. Poyraz Gizem'e sarılmaya devam ederken Gizem'in gözleri kapandı. Dikkatlice suratına baktığımda gördüm.

Dudakları yukarı kıvrılmıştı..
Son kez gülmüştü bana..
Başkasının kollarında.
Benim kalbimde ama,
başkasının kollarında.
Benim kalbime gömüldü ama,
başkasının kollarında...

Ayağa kalkıp geri çekildim, Alya'ya doğru yürüdüm. Ozan onun yanındaydı, o da neredeyse zamanında kaçırıyordu kadınını. Ama gitmemişti kadını ondan, aksine tüm hatalarını ona açıp yeni bir şans istemişti ondan, Ozan ne kadar bunu geri çevirmeye çalışıp canını yaksa da kabullenmişti sonunda.

Onlar olabilmişti.
Bizde ölmesen olabilir miydik kıvırcık?

Anılar gözlerimin önünde geçerken tek bir sahne suratıma tokat gibi çarptı.

İntörn çıkışı Gizem'e sürpriz yapıp evine gittim ve kapıyı çaldığımda Poyraz açmıştı kapıyı. Ne ayak demeye kalmadan "Havale geçiriyor." demişti. Korkuyla içeri dalıp onun bedenini dokundum ama alev alev yanıyordu. "Canın yanıyor mu güzelim?" "P.." Poyraz araya girdi, "Boş yapmasana kardeş, kadın havale geçiriyor. Müdahale falan et doktor olmayacak mısın sen?!"

Kafamı toparlayıp yanımda hep taşıdığım ilk yardım çantasını açıp oradaki bezleri ıslatıp vücuduna sardım. Onu soyacağım sırada Poyraz'a ters bir bakış attım, neden gitmiyordu? Sonunda anlamış olacak ki yan odaya girdi, Gizem'i soyup Poyraz'ın yanına geçtim ve ite kalka onu Gizem'in evinden çıkardım.

Akşam Gizem gözlerini açar açmaz sımsıkı başını göğsüme gömdü, "Keşke Emre'yi aramasaydın Poyraz.. O çok sever beni, korkmuştur kesin..." Bozuntuya vermeden sadece saçlarını okşadım. Değişikliklerin farkındaydım ama ona doyabilmem için göz yumup salak ayağına yatmam gerekirdi.

Başkasının kadını..
Sen artık başkasının kadınısın Gizem Balcı..
Ölmesen bile olamazmışız biz.
Biz hiç olamamışız Gizem Balcı.
Ama korkma sakın..
Affediyorum seni,
yüreğimde hep kadınım kalacaksın.
Başkasının kadını...
Pardon.
Kardeşim dediğim adamın kadını..
Kan kardeşimin kadını...

Kafamı toparlayıp Alya'ya doğru ilerledim. Ozan'ın yanına oturdum, Alya'nın gözleri kapanmıştı. "Ölmedi." "Biliyorum, dinleniyor." Ozan'a dönüp gülümsedim, kadınını tanıyordu.

Ben kadınımı hiç tanıyamadım.

Ozan virajı alan ambulansı görünce Alya'yı kucağına aldı ve ambulansa bindirdi. Ozan'ın yanındaki boş koltuğa baktım, Gizem'in kaldırıldığı ambulansa kontrol eden gözlerle baktım. Poyraz gözünğ kaçırıp ambulans kapısını suratıma kapadı. Görsen karşı çıkar mıydın ona Gizem?

Çıkmazdın değil mi?
Haklısın sende.. Neden diretiyorum ki?

Hemen Ozan'ın yanındaki boş koltuğa oturdum, uzun sohbetin arasında bir süre sonra hastaneye vardık.

Komşu Oğlu Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin