Tekrardan merhaba sevgili okurlarım, ufak bir karar ile tekrar ozan ile alyacığımızın aşkına geri dönmüş bulunmaktayım. Bir yandan yepyeni bir kitap yazıyorum. İlerledikten sonra sizinle paylaşavağım hikaye bittiğinde ise kitap olarak basacağım.
Hikayemize geçmeden önce yazım hatası olursa üzgünüm
*
Uzun bir günün ardından sonunda hemen hemen her iş günü gittiğim kafede nefes aldım. Oldukça yorgundum ve başım çatlıyordu, tanıdık garson adımlarını bana yönlendirip anında yanımda bitti. "Hoşgeldiniz Alya hanım, her zamanki gibi ice caramel macchiato değil mi?" "Teşekkür ederim Oğuz Bey." Gülümseyip siparişimi yönlendirmek üzere yanımdan ayrıldı. Önüme numarayı not aldığım kağıdı çıkartıp telefonuma numarayı tuşladım ve tedirgince kulağıma yasladım.
-aradığınız kişi şuan başka bir görüşme yapmaktadır.- harika! Sıkıntıyla inledim. Oğuz Bey içeceğimi önüme koyarken şüpheyle kaşlarını yukarıya kaldırdı. "Sorun yok, üzgünüm." "Ne demek Alya Hanım." Üzerime varmadan yanımdan ayrıldı, pipetle karamelle sütü birbirine karıştırmaya başlarken düşüncelere daldım.
Ne yapıyordur acaba? Dönmüş müdür flörtüne? Kapatmış mıdır kalbini bana? Saçlarını üçe vurmuş mudur benim için?
Eskisi gibi çocuk mudur hâlâ? Gözleri titriyor mudur? Tırnakları gitarından ötürü yamuk yumuk mudur? Elleri sinir hastalıklarından ötürü kesik kesik midir? Saçları bağırmaktan kabarık kabarık mıdır? Kalbi daraldığından kara mıdır eskisi gibi?
Belkide ben çok kasmıştım her şeyi, en başından beri suç bendeydi. Ne zaman bırakacaktım kendimi suçlamayı? Büyüdüğünde derdi Emre her seferinde, büyüyememiş miydim hâlâ?
Bir kadının beni dürtmesiyle düşüncelerimden ayrıldım, "Hanfendi afedersiniz ama yarım saattir kahvenizi karıştırıyorsunuz, sizin yüzünüzden bebeğim uyandı!" Gözlerimi sağa çevirip bebek arabasının içinde uykudan uyanmış hüngür hüngür ağlayan bebeği gördüm, ayrıca bana ayıplayan gözlerle bakan birçok insana daha... "Cidden üzgünüm." Bardağı alıp daha ağzımı değdiremediğim kahveyi kasaya götürüp karton bardağa koymalarını rica ettim. Koydukları gibi hesabı ödeyip kafeden ayrıldım.
Arabaya binip camı açtım, motoru çalıştırıp yola çıktım. Çantama uzanıp içinden sigara pakedini çıkardım ve dudaklarımın arasına yaslayıp çakmakla yaktım. Tek elimle direksiyonla arabayı yönlendirirken elimi camdan dışarı çıkardım ve küllerin yere düşmesine izin verdim. O sırada radyoda bir şarkı çaldı.
Özlem Tekin-Aşk herşeyi affeder mi?
Çok üzgünüm istemeden
Seni dün gece aldattım
Kim olduğu mühim değil
Sana bağlanmaktan kaçtım
Çok üzgünüm istemeden
Bir bakışa aldandım
İnan bana bütün sabah
Pişmanlıktan ağladım
Aşk herşeyi affeder mi
Dersin zamanla geçer mi
Güzel günlerin hatrına
Aşk herşeyi affeder mi..
Affeder mi Ozan.. Affeder mi?
Affeder misin beni? Affetmedin biliyorum, neden benim gibi acımasız olduğunu hiç çözemedim Ozan... Neden hınç aldın ki benden? Sana o kadar güvenirken..
Eve vardığımda anahtarla deliği zorlamama rağmen açamadım hınçla kapıyı yumrukladığımda hiç tanımadığım bir kadın kapıyı açıp suratıma dik dik baktı.
Hay sokayım yanlış daire!
"Özür dilerim üst katta oturuyorum, daireyi karıştırdım."
Kadın bir şey demeden kapıyı suratıma kapadı, bende üst kata çıkıp kendi daireme geldim. Kilidi açıp içeri girdiğimde televizyon açıktı. Sanırım Emre içerideydi. Anahtarı ona vermiştim çünkü son birkaç aydır o kadar dalgın, yorgun ve berbat bir haldeydim ki birinin bana sahip çıkması gerekiyordu. Bora Fransa'da olduğundan bu lanet görev Emre'ye kalmıştı. Kendisi isteyerek yaptığını söylese de bana inandırıcı gelmiyordu. Bana bakmak zorunda kalması hoş değildi.
"Hoşgeldin Alya!" diye içeriden seslendiğini duydum. Yanına gidip mahçup bir ifadeyle suratına bakıp usulca gülümsedim ve kendimi onun yattığı koltuğun yanındaki tekli koltuğa atıp kedi gibi kıvrıldım. "Neyin derdi bu? Acayip sigara kokuyorsun. Canın sıkılmakla kalmamış üstüne kafanda karışmış gibi."Klinikle ilgili boşver." "Sen bana tüm hastalarını bile anlatırsın Alya, dökül hadi."
İşte Emre buydu, tanırdı beni. İçimi de okurdu üstelik... Kolay değil insanın içindeki çığlıkları duymak. Gözlerine bakıp gözyaşlarının içine doğru aktığını ve ağlamamak için kendini sıktığını anlamak...
"İnan bu aralar hiç havamda değilim..." Başımı bacağıma gömdüm. Farketmeden kendimi uykunun kollarına bıraktım.
Gece bir telefon sesiyle yerimden adeta sıçrayarak uyandım. Yabancı bir numaraydı. Açıp kulaklarıma yasladım, sesimi çıkarmadan karşıdan bir ses bekledim.
"O not aldığın numarayı birdaha rahatsız etme ve rehberinden çıkar küçük hanım." Bir şey dememe izin vermeden suratıma kapattı, sesi adeta oynanmış gibiydi. Sanki sesini robot sesi gibi ayarlamıştı. Net değildi.
Konuyu nereden biliyordu bir türlü çıkaramamıştım. Başımın ağrısı beni tekrar uykunun kollarına teslim etmeyi başarmıştı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Komşu Oğlu
Storie d'amoreOzan: Pardon.. yanlış kapı sanırım. Alya: Sorun değil ben dalmışım.. .. Nereden bilebilirdim ki, o geceden sonra her şeyin değişeceğini? TEKRAR YAYINLANIYOR! Daha düzenli ve hafif kurgu değişikliği ile! (YAZ AYLARI İÇERİSİNDE HER HAFTA PAZARTESİ...
