*38*

46 1 0
                                        

Karakola ifade vermek için alınmıştım. Beni arka koltuğa atmışlardı, iki yanımda iki polis önde sürücü koltuğunda bir polis ve diğer koltukta ise arabaların ne yaptığını yakından gördüğünü iddia eden bir kadın vardı.

*

"Adınız?" "Emre, Emre Çakır." "Düşen araba sahibinin adı?" "Alya Koçak." "Neyiniz olur?" "Çok yakın bir arkadaşım." "Nereye gidiyordu?" "Hiçbir fikrim yok ama genelde o saatlerde kliniğe gider. Kendisinin mesleği psikolog. Ama yolunun üstünde havalimanı var inanın amacı ne bende bilmiyorum. Tek bildiğim şey takip edildiği, muhtemelen kaçmak için kendine delik aradı." "Aracın plakasını biliyor muydunuz?" "Ben değil ama o an telefonda konuştuğu kişi biliyordu. Ondan öğrenebilirsiniz, ancak kendisi Fransa'da yaşıyor. Bu yüzden arayamayabilirsiniz." "Bırakın bunu biz düşünelim Emre Bey." "Haklısınız, üzgünüm." "Şüphelenmemiz gereken birileri var mı?" "Elbette." "Bize isimlerini verir misiniz?" "İsim veremem, psikolog olduğundan akıl hastalığı olan çok hastası var ve genelde kritik durumda olanlarda var. Aralarından biri takıntı yapmış olabilir. Bu yüzden isimlerini öğrenmeniz için sadece kliniğinin konumunu paylaşabilirim." "Anlaşıldı, eklemek istediğiniz bir şey var mı?" "Cesedi var mı? Alya öldü mü?" "Beyefendi ölse neden size bu soruları soralım? Muhtemelen kaçırılmış." "Kaçırılmış mı?!" "Öyle düşünüyoruz." "O zaman ben bir isim vermek istiyorum. Hatta iki isim vermek istiyorum." "Dinliyorum." "Gizem Balcı, Ozan Bolat." "Alya Hanım'ın nesi olurlar?" "Biri eskiden en yakın arkadaşıydı. Diğeri ise eski sevgilisi ancak ona takıntılı yanları vardı." "Tamamdır Emre Bey. Kendi numaranızı ve Alya Hanım'ın telefonda konuştuğu şahısın numarasını ilgili arkadaşlara teslim edin ve telefonunuzu bizden gelecek haberler için açık tutun." "Tamamdır. Teşekkürler iyi günler."

Kapıdan çıkar çıkmaz bir kadın bana doğru koştu, yemyeşil gözleri korkuyla dolmuştu. "Haberlerde Alya'nın arabasını görünce koşarak buraya geldim siz Emre olmalısınız. Ben Yasemin, Alya'nın iş arkadaşıyım." "Memnun oldum Yasemin Hanım." "Nasıl oldu?" Ellerimi kaşlarımın arasına götürüp o bölgeye birkaç saniye bastırdım, başım çatlıyordu. "Yorgun görünüyorsunuz." "Hâliyle." Kadın mahçup bir ifadeyle dudaklarını birbirine bastırdı. "Kusuruma bakmayın gerçekten, dilerseniz kafeye inelim bir kahve içelim. Orada bahsedin olur mu Emre Bey." "İsmimi Alya mı söyledi size?" "Hayır sadece hayatında Emre adlı biri olduğunu söylüyordu. Bende siz olduğunuzu tahmin etmiştim." "Anladım, başka birinden bahseder miydi?" "Birde Gamze diye bir arkadaşından bahsederdi, bildiğim kadarıyla bir sebepten küsmüşler konuyu söylemedi fakat kızın sürekli onunla barışması için çabaladığını söyledi."

Kafeye doğru yürürken adımlarımı tekrar diğer yöne verip ifade verdiğim memurun odasının önüne geldim, kapıyı tıklattım. Gel dediğinde içeri girdim. "Buyurun Emre Bey?" "Eklemek istediğim bir isim daha var." Hızla not aldığı dosyaların arasından bir kağıt çıkardı. "Buyurun lütfen." "Gamze, Gamze Kalay." "Teşekkürler Emre Bey. İzninizle öğle arama çıkmak istiyorum." "Tabii, lütfen kusuruma bakmayın."

Yasemin arkamda belirdi, "Yanlış bir şey mi söyledim?" "Hayır aksine bizi bir adım daha ilerlettiniz Yasemin Hanım." Gülümsedi.

Beraber emniyetin kafesine inip iki kahve aldık ve orada oyalanmamak için oradan ayrıldık, buraya taksiyle geldiği için arabama davet etmiştim. Kahveleri o tutuyordu. Yolda giderken spam gösteren, yani engellediğim bir numaradan çağrı geldi. Ozan... Telefonu açtım, "Ne var hayırsız herif?!" "Zamanı mı Emre? Alya nerede, iyi mi?!" "Sen daha iyi bilirsin!" "Cidden benden mi şüphelendin lan?! Kaç senelik arkadaşız be!" "Eskide kaldı o günler eskide!" "Kan kardeşiydik lan biz!" "Kuralları sen çiğnedin!" "Daha önce tanımadığın bir kızla aramda geçen ilişki senin kuralların mıydı?!" "Kızlara olan hassasiyetimi unutma Ozan. Onları kıramazsın! Ne sen, ne de başka bir erkek." "Beni delirtme! Olayı anlat, lütfen!" Direksiyonu yumrukladım, nolursa olsun anlatmam lazımdı. Ozan aradıysa bir bildiği vardı. Daha kolay bulup Alya'yı kurtarabilirdi. Olayı izah ettiğimde sinirle kükrediğini işittim. Oyalanmadan eyvallah diyip suratıma kapadı. Işıklarda durduğumuzda Yasemin'e dönüp elindeki kendime ait olan kahve bardağına uzanıp birkaç yudum aldım. Kızın nutku tutulmuştu, böyle bir konuşma beklemiyordu.

"Kusura bakmayın, biraz içli dışlı olduk." "Sorun değil.. Hazırlıksız yakalandım diyelim."

Yasemin'i kliniğe bıraktıktan sonra Alya'nın evine gittim. İçeri girip birkaç bir şey hazırlayıp dolaba attım. Aklıma sıçayım, hâlâ Alya işten gelecek sanıyordum. Buzdolabını yumruklayıp daha fazla tutamadığım gözyaşlarımı akıttım ve dizlerimin üstüne çöktüm. "Neden, neden, neden?!" Yeri yumruklarken kendimden geçmiştim. Bir süredir çalan telefonun sesini duymamla toparlanmam bir oldu. Emniyetten geldiğini tahmin ettiğim telefonu açtım.

"İyi ikindiler Emre Bey emniyet müdürlüğünden Emir komiser ben, plakayı Bora Bey'den öğrenmiş bulunmaktayız. Şimdi ise Alya Hanım'ın hastalarından başlayacağımız için kliniğinin adresine ihtiyacımız var." "Hemen yönlendiriyorum, gecikme için üzgünüm komiser bey." "Sorun değil Emre Bey sizi anlıyoruz. Konumu bekliyor olacağız, iyi günler." "İyi günler efendim." Telefonu kapatıp kliniğin konumunu arayan numara ile sms üzerinden paylaştım. Ayağa kalkıp lavaboya gidip suratıma birkaç kez su çarptım. Alya'nın dolabından kendime ait kıyafetlerin bulunduğu yerden kıyafet çıkarıp üzerimi değiştirip salondaki koltuklardan birine yığıldım. Biraz şarap içip uykuya daldım.

Komşu Oğlu Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin