Bir kaç sene arayla:)
"Yer yok!" dedim Fulya'yı omzumla kenara itmeden hemen önce. "Kay ya kenara, küçücük karavan zaten. Sığamıyoruz!"
Fulya gülümseyerek bana döndüğü zaman gözümün önündeki saçları kenara çekip ona alttan alttan kötü kötü bakmaya başladım.
Evet. Bir karavanımız vardı. İçinde sadece bizim yaşadığımız, küçük ve dar..
O gün Fulya'nın elimi tuttuğu ve bana yanımda mısın diye sorduğu günden bir kaç sene geçiyordu. Ne olduysa o sorusundan sonraki bir senede olmuştu; her şeyi açıklamış, bir nebze anlayış beklemiştik fakat ne benim ailem, ne de Fulya'nın ailesi bizi anlamıştı. Ev tutacak bir halimiz yoktu, bir kaç ay Ecem'de, Asya'da kaldıktan sonra Ufuk'un bizi güldürmek için "Ev tutamıyorsanız karavan tutun abi." demesini ciddiye almış, Fulya'nın elinde olan paralarla bu eski karavanı tutmuştuk.
Kabul ediyorum ki pek mantıklı bir fikir değildi. Karavan ikinci eldi, çok küçük, çok dardı ve yeterince yer yoktu. Karavan çok eskiydi fakat biz onun dışını beraber boyamış, üzerine resimler çizmiştik; küçük olması işimize geliyordu çünkü her an dipdibeydik. Hiçbir zaman önemli olan büyük bir ev, maddi durum olmamıştı. Önemli olan birbirimize sardığımız ve ayırmadığımız ellerimizdi.
Bu duruma alışmak çok zor olmuştu. En azından benim açımdan. Ben annemin bizi anlayacağını ve kabul edeceğini düşünmüştüm ama tam aksi olmuştu. Bizi kapının önüne koyan o'ydu. Daha doğrusu beni. Fulya'nınsa ailesi bağırıp çağırmaktan, küfürler, tehditler etmekten başka hiçbir şey yapmamıştı. En sonunda Fulya'ya, "Çık odana!" demişti. Babası bana dönüp, "Sende git evine. Bu saçmalığı kesin. Gidecek bir evin yoksa bile umurumda değil." demişti. Ben ne yapacağımı şaşırmışken Fulya, babasına bakmış ve odasına gitmişti.
Bir anlığına beni bıraktığını sanmıştım.
Bir kaç saniye sonra elinde bir kaç parça kıyafetle geri döndüğü zaman kimsenin yüzüne bakmadan, elini elime sararak çıkmıştı o evden.
Bazı geceler ağlardık, bazı geceler halimize güler, bazı geceler sessizce oturur, bazı geceler çok konuşur, bazı gecelerse hayatımızı sorgulardık; ortak özelliğimiz hiçbirimizin bu yaptığımıza pişman olmamamızdı çünkü biz hayatımızı kurtarmıştık.
"Sevgilim.." dedi Fulya tatlı bir ses tonuyla, tişörtümden dolayı açık kalan omzumdan öperken. "Salatayı ben yapıyordum ya hani? Nerede yapacağım? Sanki yer var da ben kaymıyorum.." Ardından durdu ve bana baktı. "Ayrıca kocaman bir evimiz olsaydı bile ben yanından ayrılmazdım. Rahatsız mı oldun?" Ben daha cevap bile veremeden omuz silkti. "Beni ilgilendirmiyor, benim yerim karımın yanı. Çekilmiyorum."
Evli olmamamız dışında bir sorun yoktu.
Gülümsediğim zaman tavaya attığım balıkları bir tur daha çevirdim. "Tamam sevgilim." dedim ona doğru. "Karavanımızın küçük olduğunu unutmuşum. Pardon." Balığı kendi haline bırakırken Fulya'nın arkasına geçtim; ellerimi beline sarıp sıkıca ona sarılırken, başımı sırtına yasladım.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
12.12 (gxg)
Chick-Lit"Cesur olmak her şeyi kazanmak, korkak olmak koca bir hayatı kaybetmek demekti." 12.12.21
