3.5

457 41 10
                                        

Fulya'dan.

Sırtımı uzun bir ağaca yasladığım zaman parmak uçlarımla omzumun tekine astığım çantamı düzelttim ve başımı kaldırarak etrafa baktım; gözlerimi kısarak etrafı izlediğim zaman ellerimi önümde birleştirdim ve sırtımı iyice ağaca yaslayarak Beste'yi beklemeye başladım.

Gerçekten de onu gördüğüm ilk gün bu hâle geleceğimi düşünmezdim.

Okulun bahçesinde rastgele gözlerimi etrafta gezdirirken onu gördüğüm ilk günü hatırlıyordum; küçük boyuyla, dağınık, kıvırcık saçlarıyla bahçede öylece dururken onu izlediğim o günü hatırlıyorum. O zamanlar Nazlı'yla yeni konuşmaya başlamıştık. Beste'ye yaklaşmamıştım, ne onunla konuşmuş, ne de yanına gitmiştim; kimseye onu sormamıştım bile. Fakat gözlerim kantine girerken ilk onu arıyor, bahçeye çıkarken ilk ona bakıyordu.

Ondan hoşlanmamıştım çünkü hayatımda Nazlı vardı. Beste sadece benim dikkatimi çekmişti.

Daha sonrasına onu düşünmeye vaktim bile olmamıştı. Sedef'in gitmesi ve Nazlı'dan ayrılmam bana iyi gelmemişti; bir kaç ay kendime gelememiştim ve bu süre zarfında Beste'yi düşünmek aklıma bile gelmemişti. Zaten onu düşünen ben değildim, bir ortama girince gözlerim otomatik olarak onu arıyordu. Bunu fark ettiğim zaman onu aramaya çalışmıyordum çünkü yanımda Nazlı vardı ve onu seviyordum.

Bu doğruydu. Nazlı'yı seviyordum ve ondan da severek ayrılmak zorunda kalmıştım. Şuanki aklım olsa ayrılmaz savaşırdım; aslında benim düşünce yapım hiçbir zaman değişmemişti ama o gün Nazlı için çabalamak istememiştim. Zaten Nazlı'nın bana olan takıntısı buydu. Bana hep bu senin elindeydi fakat sen beni istemedin, diyordu. Aslında haklıydı. Her ne kadar içimde ukte bile kalsa o ukteyi tamamlamak istemiyordum. Benim isteğim belliydi.

Bazen gerçekten de kitaplarda yazılan o "diğer" evrenlere inanıyordum. Bu dünyada yaşayamadığımız ve yaşayamayacağımız bütün duyguları, anıları, ukteleri orada yaşadığımızı, orada daha mutlu olduğumuzu biliyorum.

Bazen de kendime, sadece bir hayatımızın olduğunu ve bu hayatta da benim istediğim her şeye sahip olabileceğimi hatırlatıyordum. Ben korkak değildim.

Derin bir nefes alarak kollarımı önümde birleştirdiğim zaman apartmanın içinden Beste çıktı. Altında siyah etek, üstünde de bordo bir bluz vardı; saçlarını arkadan büyük bir tokayla tutturmuş, küçük kıvırcıklarının da yüzüne dökülmesine izin vermişti. Onu görür görmez yaslandığı yerden doğruldum. Bana doğru adımladığı zaman hiç çekinmeden ona bakarken, Beste yanıma yaklaştı ve önümde durdu. "Beni niye çağırdın?" diye sordu bana doğru. Gerçekten de söylediği ilk şey buydu. "Nereye gideceğiz ki?"

"Gidince görürsün." dedim bir kez daha ona bakarak. Beste hafif çatık kaşlarıyla, "Beni hem kaçırıp hem de gideceğimiz yeri söylemiyor musun?" diye sordu. "Belki gelmek istemeyeceğim?" Buna alayla güldüğüm zaman, "Gelmeyecek olsan bu kadar hazırlanmazdın." dedim. Gözlerini aniden açtı ve telaşla, "Sana hazırlanmadım ki!" dedi. "Yani tamam," diye devam ettiği zaman hafifçe üstüne baktı. Benim için hazırlandığını biliyordum. Gülümseyerek ellerimle saçlarının uçlarına dokunduğum zaman onunla beraber yürümeye başladık. "Güzel olmuşsun." dedim ona doğru.

12.12 (gxg) Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin