Tam arayacakken vazgeçtim.
"Sanırım yapamayacağım."
"Hadi ama Min Seok."
"Sonra arasam olmaz mı?"
"Sonradan kastın ne?"
"Yarın mesela."
"Saçmalama çok geç!"
"Lütfen.. Biraz kafamı toplamam gerek. Gel eşyalarını halledelim."
"Ben hallederim sen git dinlen."
"Hayır yardım edeceğim."
"Çok inatçısın!"
"Biliyorum. Bu huyum bile mükemmel değil mi?"
"Kendini beğenmiş!"
"Çirkin!"
"Sensin o!"
"Bu dediğine inanıyor musun? Ben ve çirkin olmak... "
"Kapa çeneni ve yürü."
Bir kez daha el ele yürümüştük. Çok eşyası olmadığını söyleyerek telefonuna saldırdı. Sonra da küçük bir kamyonetin yeteceğini, bu yüzden de tuttuğu arabayı çağırdığını söyledi. Kısa sürede eşyaları yerleştirip eve gittik.
"Wooow inanamıyorum. Bu oda yeterince doluymuş zaten. Bu kadar ucuza kiralamak istediğine emin misin?"
"Kendine kazık atıyorsun. Bence sus! Sana kolay gelsin ben gidiyorum."
"Bara mı?"
"Hayır. Aşağıya gidiyorum. Yani oturma odasına. Hani şu bir sürü koltuk, minder ve televizyonun olduğu yer."
"Neresi olduğunu biliyorum."
"Açık adres verip iyice tarif edeyim ki işin bitince beni bulmakta zorlanma."
"Lanet olasıca sapık! Neden bara gitmediğini anladım! Elinin altında biri var çünkü! Git!"
"Tamam gidiyorum ama biliyorsun orada olacağım. Çok bekletme."
"Tanrım! Git dedim sana!"
Eşyalarını yerleştirdikten sonra duşa girip yanıma geldi.
"Biliyor musun aklıma çok komik bir şey geldi."
"Ne geldi?"
"Düşünsene kardeşin Baekhyun çıkıyormuş. Tanrım! Bu bir felaket olurdu."
"Neden?"
"Onunla yattığını duymuştum. Chanyeol yakın arkadaşımdır. Baekhyun'u seviyor ve durmadan onunla ilgili şeylerden bahsediyor. O söylemişti."
"Biliyordum!"
"Neyi?"
"Onun Baekhyun'u sevdiğini. O güzel surata bunu söylemiştim. Ama bana inanmadı! Hemen mesaj atmalıyım. Sürekli zırlaması çok can sıkıcı."
"Ne yani siz.."
"Onunla yatmadım salak. Sadece yıllardır peşinde koştuğu ve onu görmeyen gerizekalının gözünü açmaya çalışıyordu. Beni bir seferlik kullanmasına izin verdim sadece."
"Evet Baekhyun onu seviyor.. Ama Chanyeol korkuyor."
"Neyden korkuyor?"
"Sadık kalamamaktan. Aslında biliyor musun ilk aşık olan Baekhyun değildi. Chanyeol de zaten bu hayata onu unutmaya çalışırken girdi. Yani bana anlattığı bu."
"Çok saçma. Her neyse onları mı konuşacağız?"
"Haklısın."
"Uyuyalım mı?"
"Sen uyu ben biraz daha oturacağım ve henüz yatağımı hazırlamadım. Bu yüzden işim biraz uzun."
"Sana hadi kalkalım da herkes kendi odasına gidip uyusun mu diye sormadım Jong Dae! Sana birlikte uyuyalım mı diye sordum!"
"Nasıl yani? Hiç bir şey yapmadan mı? Sadece uyumak?"
"Benimle yatmak mı istiyorsun?"
"Hayır! Öyle değil. Ayrıca çok yorgunum! Söylemek istediğim şey.. Yani sen.. Beni sadece uyumak için mi yatağına alacaksın?"
"Vazgeçeceğim bak!"
"Ne zaman cevap vermekten kaçsan böyle yapıyorsun değil mi? Güzel taktik. Tamam uyuyalım. Ama bir şartım var. Uyumayı sen istediğine göre ben de istediğim bir şeyi söyleyebilirim."
"Sana sarılacağım."
"Ne? Nereden bildin?"
"Yürü."
"Yine kaçıyorsun!"
"Ama seni de götürüyorum."
Bileğinden kavrayıp odaya kadar çektim. Yatağa girdiğimde çekinerek yanıma yattı. Uzağımda durması resmen sinirlerimi bozuyordu. Sertçe yanıma çekip kollarımı etrafına sardım.
"Gerçekten uyuyacağız yani öyle mi? Beni şaşırtıyorsun." diye fısıldadı.
"Gerçekten uyuyacağız. Şimdi gözlerini kapat ve bana sarıl."
Fısıldadığımda çoktan kollarını belime sarmıştı. O an tek ihtiyacım olan şey onun bana sarılmasıymış gibi hissediyordum. Belki de bunu istememin tek sebebi buydu.
Sabah uyandığımda bir kez daha düğüm olmuş bedenlerimizle karşılaştım. Neyse ki bu kez çıplak değildik. Bana sıkıca sarılmış harika bir beden ve gülümseyen gözlere sahip güzel bir yüz.. Bu kesinlikle onu tanımlayabilecek tek cümle. Belki güzel göründüğünü kabullenemiyor olabilirim ama asla söylediğim gibi çirkin biri değil.
Ona baktığımda bedenime yayılan o tuhaf his bir kez daha ortaya çıktı. Elimi kalbimin üzerine yerleştirip bekledim. Önce onu bir süre izledim. Sonra dudaklarımı dudaklarına değdirdim. Kalp atışlarım git gide hızlanıyordu. En son diğer elimi onun kalbinin üzerine koydum. Kendi kalbimi dinliyormuş hissi vermişti. En önemlisi de huzur vermişti. Ben gerçek bir bağımlı olmuştum.
Sürekli aklımı kurcalayan bir şeyler vardı. Onunla ilgili.. Evet dile getirmekten korkuyordum ama bir şeyleri tasdiklemem gerekiyordu.
Sessizce yataktan çıkıp, telefonumu alarak oturma odasına indim. Hızla cevaplarımın olduğu kişiyi aradım. Fısıldıyordu.
"Heeey Min Seok? Bir dakika Jong In uyuyor. Diğer odaya geçmeliyim."
"Tamam bekliyorum."
"Heh şimdi konuşabilirsin. Günaydın bu arada. Hayırdır?"
"Günaydın. Sana sormam gereken şeyler var."
"Evet seni dinliyorum."
"Jong In.. Sana ne hissettiriyor?"
"Sabahın köründe bunu sormak için mi aradın gerçekten?"
"Lütfen Soo. Söyle hadi."
"Huzur. En fazla hissettiğim şey huzur. Çünkü onu çok seviyorum. Kalbimdeki tüm yaraları onunla kapattım ben. O beni iyileştirdi. Ona sarıldığımda tüm acılarım dindi. O bana gerçek mutluluğu veriyor. Kalplerimizin aynı attığını düşünüyorum.Ona dokunmak bana iyi geliyor ve sanki şey gibi.. Bağımlılık. Ona dokunmak istemediğim bir saniye yok. Kısacası seviyorum işte. Şuan çok utandım."
"Hmm.."
"Bunu neden sordun Min Seok? Hem de bu saatte. Tanrım! Yoksa sen???"
"Sakin ol Soo ya da olma.. Evet sanırım ben.."
"Ciddisin değil mi?"
"Ciddiyim Soo. O öpüştüğüm çocukla bir kaz kez daha yattım ve.. ve.. Ona sürekli dokunmak istiyorum. İşte o saydığın tüm saçmalıklar var."
"O yanındayken kalbinden tüm bedenine tuhaf bir his yayılıyor mu? Böyle uyuşma gibi.. Sanki bir şey tüm bedenini ele geçiriyormuş gibi.."
"Evet nereden bildin?"
"Çünkü ben öyle hissediyorum."
"Ne yani ben aşık mı oldum?"
Binlerce kez söyleyebilirim: MÜMKANSIZ!!!
