32. Bölüm

3K 300 22
                                        

Söylediği şeyle şok olmuştum. Aşık olmak? Hem de bana?! Gerçek olabilir mi? Gerçekten bana aşık olmuş olabilir mi? Lanet olsun! Ona doğru bu kadar fazla çekilirken nasıl olur da gitmesine izin verebilirim ki?

"G-gitme."

"Anlamıyorsun değil mi? Anlayamazsın da biliyorum. Aşk herkesi mutlu etmez Min Seok. Aşk sevdiğin insanı gördüğün zamanlarda acı da verebilir. Seni görmeye katlanamam."

"Bu kadar iğrenç miyim?"

"Hayır ama ben... Neyse seninle konuşacak bir şeyimiz yok. Lütfen bu konuyu uzatma. Bu saçmalıktan kurtulacağım."

"Bu saçmalık?"

"Yani şey.. Duygularımdan bahsediyorum."

Tamamen darmadağın olmuştum. Ama istemiyordum. Gitmesini de şu aşk dediği şeyi yok etmesini de istemiyordum. Kalbime yenilip tam söyleyecekken kapı çaldı. Arkasını döndüğünde durdurdum.

"Hiç bir yere gitmiyorsun! Bunu konuşacağız! Sakın bir yere kıpırdama!"

Kapıyı açtığımda karşımda Jong In ve Kyung Soo'yu görünce şaşırdım. Ne yapmam gerekiyordu?

Jong In bana gülümsedikten sonra Soo'yu işaret etti.

"Bu ufaklık abisini özlemiş Min Seok."

"Ne?"

Söylediğini düşünüp şok olmuştum ve tam bir pot kırıyordum ki arkadaşım durumu anlayıp durdurdu.

"Yani biliyorsun seni abisi gibi görüyor ve birazcık fazla özlemiş."

Gözlerime tüm tatlılığıyla bakan minik bedeni hemen kollarımın arasına aldım. O kadar sıkı sarılmıştım ki resmen kollarımın arasında kaybolmuştu.

"Çok özledim Min Seoook. Hani gelecektin."

"Hem beni bırakıp gidiyorsunuz hem de gelmemi mi bekliyorsunuz? Küsüm size ufaklık."

"Yaaaaa."

"Tamam tamam şaka yapıyorum."

Kollarını belime sarıp öylece durdu. Sonra da yavaşça geri çekilip fısıldadı.

"O mu?"

"Şşşt duyacak."

Kulağıma eğilip tekrar fısıldadı.

"Merak etme duymaz. Ona aşıksın değil mi?"

"Bilmiyorum ufaklık. Ama umarım değilimdir. Sakın Jong In'e söyleme."

"Peki. Bence aşıksın."

Tatlı bir şekilde kıkırdayıp Jong In'in yanına geçti. Koltuklara yerleştiğimizde onları Jong Dae'yle tanıştırdım. Uzun bir süre sohbet ettik. En azından Jong Dae'yle aramızdaki soğuk rüzgarların durulmasını umuyordum.

Yaklaşık iki saat sonra Kyung Soo ayaklandı.

"Ben çok acıktım. Sizin için bir şeyler yapayım mı?"

Hepimiz kabul edince koşarak mutfağa gitti. Jong Dae sessizce sordu.

"O değil mi?"

"Evet o. Sakın belli etme olur mu? Annemler geldiğinde konuşmayı düşünüyorum."

Jong In kalkıp yanıma oturdu.

"Bence onlar gelmeden konuşmalısın dostum. O gerçekten fazla hassas bir kalbe sahip. Bir anda şok yaşayabilir. Ne tepki vereceğini bile bilmiyoruz. Önce sen konuş."

"Peki o zaman. Denerim."

Kyung Soo yemek hazırlayıp bizi çağırdığında hemen yanına gittik. O kadar acıkmıştım ki tabaklar dolusu yemek yedim.

Coincidence ✓Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin