41. BÖLÜM
25 Haziran 2014
19.05
İSTANBUL / KURTULUŞ
" saat konuştunuz mu"?
Diye sordu Faruk
" sekiz gibi orada olurum"
" heykeli alabilecek misin"?
Atamer, gülümseyerek baktı.
" geldiğimde görürsün"
Atamer kapıdan çıkarken durdu.
" aslında hangisi kötü olurdu"
" neymiş o kötü olan"
" heykeller yan yana geldiğinde söylediklerinin çıkması mı, yoksa bütün bu saçmalıklara kendimizi kaptırdığımızdan yaşayacağımız hayal kırıklığı mı"
Faruk'un cevap vermesini beklemeden evden çıktı.
Gecenin tüm karanlığını sindirmişti ruhuna... Sokak da yürürken, ayakları kararsızlığının ağır yükünü çekmekten yavaşlatmıştı adımlarını... Uzun yürüyüşünde, tekrarlanan durmalara bir yenisini daha ekledi... Durdu... İki eliyle saçına şekil verdi. Birkaç adım attı, eve yaklaştı. Elini tekrar ceketinin cebine götürdü, cep telefonunu çıkartıp arama tuşuna bastı. Telefon çalarken son kez vazgeçmeyi aklına getirdi ama karşı taraftan gelen sesle artık dönemeyeceğinin kararını verdi.
"geldim... Aşağıdayım..."
Kararsız benliğinin sesine hükmetmesi zordu... Sesi ürkek ve kısıktı.
" tamam... Geliyorum "
Evin dış kapısının otomatiğinin sesi, sessiz sokağı sanki çınlattı. Kapıyı açıp içeri girdi. Dar girişin önünde duran merdivenlerden yavaş yavaş çıktı. Açık kapıdan içeri girdi. Cemal saati göstererek
" geç kaldın " dedi.
" zaten kararsız geldim. Bunlar çok saçma geliyor"
Atamer odaya geçtiğinde masada duran heykeli gördü. Evi dolaşıp, her tarafa ayrıntılı bakmaya çalışıyordu. Cemal kamerayı hazırladı. Atamer kamerayı görünce karşı çıktı
" kamera olmaz"
" neden. Bilimsel bir kanıt"
" bilimsel mi? Ne olduğunu bilmediğimiz ahşap bir heykel. Antika bile sayılmaz."
" Atamer neden geldin o zaman"
" bilmiyorum. Belki Faruk abinin sözlerinden etkilendim"
" sende aslında için için gerçek olmasını diliyorsun değil mi?"
" belki de bilemiyorum abi. Videoyu seyredince birde bu evin halini görünce, Murat'ın kaybolması"
Atamer diğer odaya geçti. Demir dolabı tek tek açıp baktı. Gardolabı açtı. Murat'ın elbiseleri askıda duruyordu. Gözü birden gardolabın üstündeki fötr şapkaya ilişti. Aldı başına taktı. İçeri geçti.
" bak şimdi lacivert takımımla ajanlara benzedim. Sizin zamanında bu şapkaların moda olduğunu bilmiyordum"
Cemal şapkaya baktı
" değildi zaten. O babamındı. Murat takmayı çok severdi. Babam vermişti ona"
" ne yapacağız şimdi. Nasıl olacak bu."
" heykeli iki eline alacaksın. Videoya defalarca seyrettim. Sağ elini kartalın üstünde sol elinde gözün üstünde olacak"
" okus pokus da diyecek miyim"?
Cemal durdu Atamer'in suratına baktı
" dahi çocuk benimde fizik konusunda bir hoca olduğumu unutma. Bu kadar yıl okuyup bir ahşap ile geçmişe gitmeyi benimde kabullenmem zor."
" tamam haklısın. Biraz abarttım. Tamam, o zaman madem bu işi yapacağız. Bilimsel düşünelim. Tam olarak ne zamana gideceğim ve bu nasıl olacak"
" murat kazada ölmüştü. Kaza öncesi olabilir"
Atamer düşünmeye başladı.
" iyi de kazanın sebebini ortadan kaldırmadan olmaz ki. Artı nergisin çocuğunu da kurtarmamız lazım öyle demiştin değil mi. Murat pişmanlıkla nergise gitti. Eğer kürtajı engellersek hem çocuk hem de murat kurtulur."
" mantıklı. İyi de Murat'ın hangi zamana gidip ne yaptığı konusunda veri yok. Yanlış bir hesaplama her şeyi boşa çıkarır."
" ama elimizde veri var. Şimdi gerçeklikteki tek bildiğimiz kürtaj olduğu gün. Engelleyebilirsem yeni baştan bir gerçeklikle karşılaşırız"
" Dolapdere de bir yere gitmişler. Ben Nergis'i arayayım tam adres ve bilgiyi alayım"
Cemal Nergis'i arayıp konuşmaya başladı. Atamer elindeki heykele bakıyordu. Ters gelen bir şeyler vardı. Cemalin konuşması bitince Atamer Cemal'e
" anlamadığım bir şey var. "
" neymiş o"
" Murat kendi gerçekliği içinde kendine gitti. Ben o bağı nasıl kuracağım. Ya bende kendi gerçekliğimde yol alırsam. "
Bu Cemal için tıkanma anıydı. Hızla gelişen olaylar zincirinde aklına gelmeyen halkaydı.
" Murat bir şey demiyordu videoda."
Dedi Cemal
" varsayalım düşünce olarak içinden geçirmiş olabilir."
" Atamer ne olacaksa olacak. Adres bu, cebine koy. Tamamıyla Nergis'in kürtaj olduğu yere ve saate odaklan. Murat'ın söylediği bir söz vardı. Tam bir saat diyordu. Ona göre kendini ayarla "
Atamer adrese bakıp okuduktan sonra cebine koydu. Heykeli iki eliyle sıkıca kavradı. Cemal ile göz göze geldiler. Sonra gözlerini kapattı.
Kulaklarındaki uğultu geçtiğinde gözlerini açtı. Cemal karşısındaydı.
" Atamer kameraya çekmemi istemediğinden emin misin"?
" süper bir şey bu. Gittim ben"
" efendim"
" gittim. Nergis'i gördüm."
Cemal için bir saniye bile geçmemişti.
" burnun kanıyor Atamer"
Atamer burnunu sildi. Tüm vücuduna sanki elektrik verilmişti.
25 Haziran 2014
20.15
İSTANBUL / KURTULUŞ
Faruk, sabırsızlıkla devamlı saatine bakıyordu. Bir oturuyor bir kalkıyor arada sırada cep telefonuna bakıyordu. Faruk eline heykeli aldı.
" gerçekten de işe yarıyor musun, yarıyorsan neden bende çalışmıyorsun"
Birden elektriğe kapılmışçasına irkildi kendini yere attı. Titriyordu. Burnundan kan geliyor tarifsiz bir baş ağrısı yaşıyordu. Zor da olsa kalktı. Banyoya gitti, korku dolu gözlerle aynaya bakarken bir yandan da burnundan gelen kanı suyla temizlemeye çalışıyordu. Telaşla banyodan çıktı. Koltuğun üzerinde duran ceketini alıp dışarı çıkmak için kapıyı açtı. Karşısında duran kişiyi görünce şaşırdı.
" senin burada işin ne"
" bende sana gelmiştim Faruk..."

ŞİMDİ OKUDUĞUN
25 ( BAŞLANGIÇ )
Science FictionHER SON BİR BAŞLANGIÇTIR BELKİ 7 BELKİ 2 BELKİ 5 NE OLACAĞINLA ALAKALI DEĞİL NE OLDUĞUNU BİL ARTIK 25 SENSİN