33.BÖLÜM

5.8K 283 13
                                        

      
         Siyah bavuluma bakarken düşünüyordum. Bir hafta geçmişti. İlk iki gün hariç diğer günler gayet sıradandı. Oflayarak saate baktığımda daha otobüsün kalkmasına yarım saat olduğunu gördüm. Oturduğum bankta Hira'nın gelmesini bekliyordum. Ailesinin yanına uğrayacaktı.
Yaklaşık 15 dakika sonra yanıma birinin nefes nefese oturduğunu görünce başımı çevirmeden "nihayet geldin" dedim.

"Nereden biliyordun benim geldiğimi" diye merakla sorunca alayla cevap verdim.

-Fosfor yeşili bavulun üç kilometre uzaktan sinyal veriyor.

Sırıtarak söylediğim cümleye tepki vermedi.

"İyi misin?"

Ona gülümseyerek cevap verdim.
-Neden olmayayım ki"

Başını salladığında anlamıştım. Halime üzülüyordu. Halbuki iyi rol yaptığımı sanmıştım. Telefonumu elime aldığımda siyah ekrandaki yansımama baktım. Dudaklarım tekrar aşağı doğru inmiş. Resmen hüznün fotoğrafıydım. Kendimi zorlayarak gülümsediğimde Hira'nın beni şaşkınca izlediğini fark ettim. Bu tepkisini haklı buluyorum. Resmen gülümseme provası yapıyordum.

-Bakma öyle deli değilim.

"Ada üzüntünü içinde yaşamayı bırak artık!

-Ne üzüntüsü? Üzgün falan değilim ben.

Bakışlarımı parmaklarıma indirdim. Evet üzgün değilim. Sadece insan alıştığı insanlardan zor vazgeçer. Bende öyle.
O acımasız adam beni kendine alıştırdı ve sonra defolup gitti. Yükseklere çıkmama yardım edip birden boşluğa bıraktı.

Nasıl desem...
Birinin tuttuğu bisiklete binersiniz. Her şey yolunda gider. Ama bir süre sonra arkanıza baktığınızda bisikleti çoktan bırakmış olduğunu fark edersiniz. Aslında sürmeye onsuz da devam edebilirsiniz. Ama durup pes edersiniz.
Onun tutmasının size bir faydası olmasa da verdiği güven yeter. Bisikleti size sürdürende budur.
İşte benide böyle bıraktı. Tek farkla ben bisikleti sürmeyi bırakmayacağım. Ve ben uzaklaşırken o arkamda kalacak. Bana acımasını istediğim gün acizliğimle yeterince baş başa kaldım. Şimdi de öyle pes etmek yok Ada Soysal.

     Hira'nın ayağa kalkmasıyla kendimi teselli etme seyansımı bitirip peşine düştüm. Saat gelmişti. Bavulumu taşırken birde Hira'yı dinlemek zorunda kalmıştım. Otobüsle geldiği için mızmızlanması sıcak havayı daha da çekilmez yapıyordu.
Bavulları yerleştirdiğimizde Hira'dan bir dakika isteyip yanından ayrıldım. Otogardaki marketlerden birine girdim. Etraftaki bisküvileri incelerken sağ tarafımda siyah bir karaltı geçtiğini gördüm. Başımı hızla o tarafa çevirdim. Market raflarının arasına bakarken acaba yanıldım mı diye düşünüyordum. Ağrıyan başımı ovalarken koluma birinin dokunduğunu hissettim.

"İyi misiniz hanımefendi?

-Neden herkes bana bu soruyu soruyor?

"Anlamadım?

-Yok birşey. İyiyim sağolun.
dedim kolumu nazikçe çekerek.

  Parayı ödedikten sonra haraket etmeye hazır olan otobüse hızlı adımlarla ilerledim. Kapıdan geçerken son kez arkama bakma isteğiyle dolmuştum. Buradan hiç ayrılıp İstanbul'a gitmek istemiyordum. İnsanları bile bi ayrı buranın. Hepsi o kadar içtendi ki...
Şimdi gidip o yapmacık boya kuklalarının içerisine girmenin bende boşluk yaratacağı kesin.

***

-Hira beni sinirlendirme!

"Her zamanki yaptığım şey değil mi"

-Hira lütfen

"Banane. İlk ben geldim"

-Bak kuzenin ne kadar da üzgün.

SİYAH MEŞALE Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin