5.BÖLÜM (Maddeler)

8.2K 430 9
                                        


BALKONUN KAPISINI AÇ...

Parmaklarım telefonu zor tutarken mesajı en az on kere okudum. En sonunda balkonun kapısı tıklatılınca bakmak aklıma geldi. Boydan cama suratım dönerken telefonu oraya fırlatmamak kendimi zor tutmuştum. Perdesini açtım ve balkonda ellerini cebine sokmuş bekleyen Savaş'ı gördüm. Zorlukla yutkunurken kusursuz simasına baktım. Neden aptal bir anlaşmanın aptal maddeleri için buraya kadar geldi ki?
Ben bunu kendimle tartışırken kapıyı aç işareti yaptı.
Kapıyı açmak istemiyordum, odama girmesini istemiyordum. Başımı olumsuz anlamda sağa sola salladım. Anında bakışları donuklaştı. Sinirlendiğini hissedebiliyordum. Bendeki bu cesaret de nereden geldi anlayamadım. Dikkatimi tekrar Savaş'a verdiğimde cebinden bir şey çıkarıyordu. Cebinden çıkardığı parlak ucu sivri şeye baktım. Evet bendeki cesarete hoşcakal deyin.
Ne yani beni bıçakla mı tehdit ediyordu. Bana sıkıysa açma bakışı attı. Ellerim titreye titreye kapıyı açtım. Beni itip içeri girdi ve yatağın üstüne oturdu. Hala ayakta onu izlerken çenesiyle koltuğu gösterdi. Sabır dileyerek oturdumda gözlerim onun üzerindeydi. Tehlike kokuyordu. Psikopat gibi bıçağı bana doğru tutup üzerindeki kan lekelerini temizlemeye başladı. Suratım istemsiz buruşurken bedenimin gerildiğini fark ettim.

-Beni hep böyle mi tehdit edeceksin?
Sesimdeki alaya aynı tonda karşılık verdi. İnanması güç ama bazı yönleri bana çok benziyor.

"Ben istediğim şeyleri mutlaka yaptırırım. Ya zorla ya da güzellikle, işine gelirse.
Haa bu arada kapıyı açsaydın adam gibi bunları hiç yaşamazdık."

Sesindeki buz gibi ton ürpermeme neden olmuştu. Sıkılmış bir tonda merak ettiğim soruyu sordum.

-Neden geldin buraya?

"Anlaşmanın maddelerini söyleyeceğim."

Sinirlenmiştim ve bunu saklamak adına hiç bir davranışta bulunmadım.

-Alt tarafı annenle tanışıp eve geri döneceğim. Ne maddelerinden bahsediyorsun sen ya!

Resmen deliye döndüm. Ne zannediyordu bu maddeleri? Anayasa falan mı??

"Ben maddeleri söyleyeyim. Zaten üç tane var bu iki günlük sürede uyuver kurallara "

Savaş derin bir nefes aldı ve konuşmaya başladı. Benim sinirli halime oranla çok sakindi ve bu beni daha da delirtiyordu.

"Bir akşam gezmelere şuraya buraya gitmeyeceksin. İki Cemle bir daha görüşmeyeceksin. Üç benden izinsiz adım bile atmayacaksın.""

Bakışları tekrar bıçağa döndü ve büyük bir dikkatle tekrar temizlemeye başladı.

Ağzımdan güler gibi bir "hah" çıktı. Artık beynim algılamıyordu. Parmaklarımla başımı ovalamaya başladım. Artık katlanamıyordum. Hayatım sanki mükemmelmiş gibi sıkıntı eklenmesi geliyordu.
     Son çare Savaş'ın kolunu tuttum. Bakışları ilk önce koluma sonra suratıma dönerken ne kadar güzel göründüğünü fark ettim. Beynime uyarılar gönderirken "konuya dön Ada" diye telkinde bulundum.

-Para veririm.

Umursamaz bakışları gözlerimde uzun süre oyalandı. Onunla göz teması kurmaya hala çekiniyordum. Benim gibi soğuk bir kızı nasıl olir da annesiyle tanıştırmak ister anlamıyorum.

"Paraya ihtiyacım olsaydı porsche kullanmazdım sincap."

    Aklıma acaba bizim evin önünden geçen onun arabası mıydı diye geçirdim. Şu anlık bu düşüncemi erteledim. Çözmem gereken çok daha vahim konuların olduğunun farkındayım.

Tamam kabul ediyorum para teklifim saçmaydı özelliklede okulun sahibine.
Aklıma gelen başka bir fikirle aniden ona doğru döndüm. Ani hareketimle hiçbir ifade barındırmayan bakışları bana döndü. Derin bir nefes aldım ve konuşmaya başladım. İkna edici tonda konuşmaya özen göstermiştim.

-Başka bir kız bulalım annenle tanıştırmak için. Ne bileyim oyuncular var. Elimize yüzümüze bulaştırmayız.

Bana uzun uzun baktı. Neredeyse fikrimi kabul edecek sandım.

"Ben seni tanıştırmak istiyorum"
Ardından "Hem daha önce hiç sevgilin olmamış fena mı tecrübe olur" diye laf soktu.
Onunla sevgili konusunu tartışmayacaktım.

Bir dakika!!

Kafam sonradan dank etti.

-Sen nereden biliyorsun benim hiç sevgilim olmadıgını?

"Öz geçmişini araştırdım"

Rahatça söylediği cümleyi tarttım. Nedense artık şaşırmıyordum. Evet ona ve tutarsızlıklarına alışmıştım.
Artık bir an önce gitmesi için anlaşma maddelerini kabul ettiğime dair bir şeyler geveledim.
Yataktan ağır ağır kalktı.

"Bende öyle tahmin etmiştim."

Ama o gerizekalı yanılıyordu. Saydığı maddelere falan uymayacaktım. Balkonun kapısının kulpunu tuttu ve tekrar bana döndü.

"Kurallara uymamanın cezasını mutlaka çekersin unutma!"

Sırtını izlerken keşke balkondan düşüp geberse diye dua etmedim değil.

--- ertesi gün ---

Gözlerimin aralanmasına sebep olan sesle homurdandım. Uyku sersemliğiyle çalan telefonu kapattım ve uykuma geri döndüm. Taki pencereme atılan taşa kadar. Aniden sıçradım. Yataktan yavaşça kalkıp balkona çıktım. Elimle yüzümü sıvazlarken aşagıda kusursuz arabasının yanında bekleyen kusursuz Savaş'ı gördüm.
Sabahın bu saatinde ne işi vardı burda?

"Annesiyle tanışacaksın" iç sesimin uyarısıyla beynim tınladı. Kısık gözleri bana bakarken telefonunu çıkardı ve bir şeyler yapıp cebine koydu.
Mesaj sesiyle odama girdim. Telefon elimde tekrar balkona çıktığımda yazdığı cümleyi okudum.

"Aşağı in SİNCAP."

Sincabı büyük harflerle yazmıştı. Bana neden sincap dediği hakkında hiçbir fikrim yok. Bana resmen hayvan diyor. Ama kendisi tam bir öküz. Haberi yok!

Hemen banyoya gidip rutin işlerimi hallettim. Üzerime ispanyol bir pantolon dudak baskılı beyaz bir tişört ve kot ceketimi de alıp evden çıktım. Üzerimi çekiştirerek aşağı indim. Ne kadar da özenli giyinmiştim öyle.

Kapının önüne geldiğimde Savaş beni küçümser bir tavırla süzdükten sonra "Böyle mi geleceksin?" dedi.

İçimden gelen gülme isteğini bastırarak "evet" dedim. İnşallah beni annesinin yanına götürmekten pişman olur. Böyle giyinmemin de amacı buydu zaten. Vazgeçsin ve bu anlaşma bitsin. Bunu gerçekten her şeyden çok istiyorum.

Birlikte arabaya bindik. Yol boyunca tek kelime etmedim. Ara sıra yan taraftan bana bakıyor ve tekrar bakışları yola dönüyordu. Yanındayken diken üzerindeydim. Çok rahatsız hissediyorum.

Yaklaşık yirmi dakika sonra araba büyük bir alışveriş mağazasının önünde durdu. Kendimi hemen dışarı attığımda acele etmeme oda şaşırmıştı. Açık havanın soğuğu suratımı okşayıp geçerken az da olsa rahatlamıştım.

AVM' den içeri girdiğimizde soğuk elleri ellerime kaydı. Anında kaşlarım çatıldı ve hemen elimi geri çekmeye çalıştım. Her ne kadar eli buna izin vermese de. Tutuşu canıma yakacak şekilde sertleşmişti. Tam bunun hesabını ona soracaktım ki konuşmaya başladı;

"Bu alışveriş merkezi annemin. Yoksa bende çok bayılmıyorum elini tutmaya."

Söyleyeceğim lafların hepsini yuttum. En azından bana açıklama yapmıştı. Sessiz kalmaya karar verdim. Elimi tutmasından rahatsız olmamıştım. Ama elleri çok fazla soğuktu. Acaba vampir mi diye düşünürken yanlışlıkla sesli bir şekilde güldüm. Boşta kalan elimle ağzımı kapatırken Savaş yandan bana soğuk bir bakış attı.

Oda tıpkı elleri gibi soğuktu.

Buz gibi soğuk...

SİYAH MEŞALE Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin