38.BÖLÜM (Rüya)

6.1K 278 32
                                        

Şarkıyla beraber dinlemeniz tavsiye edilir. Keyifli okumalar ve oylamalar...

Ağlamaktan acıyan gözlerimi etrafta gezdirdim. Duvardan kayarak yere oturduğumda buraya ne olduğu hakkında hiçbir fikrim yoktu. Hıçkırık seslerim banyonun içinde yankı yaparken son zamanlarda en çok gördüğüm şeye bakıyordum.

Kan...

Duvarlar, banyo dolabı, lavabo, oturduğum yer, küvet ve hatta tavan bile kan içerisindeydi. Ağzımdan bir hıçkırık daha kaçtığında nefes alamadığımı fark ettim. Duvardaki yeni fark ettiğim el izlerine bakarken oturduğum yerden yalpalanarak kalktım. Kimdi bunu yapan?

Salona geçtiğimde yerimde gidip geliyordum. Korkuyu hiç bu kadar ilklerime kadar hissetmemiştim.
Kanın yoğun kokusu hala burnumdan gitmezken kendimi boşlukta gibi hissediyordum.
Üzerime bulaşan kanlara iğrenerek baktım. Kimin kanı olduğunu düşündüm. Kendimi kontrol edemiyordum. Bağırarak hatta feryat ederek ağlamaya başladım. Sanki olayları yeni yeni kavrıyor, kendime şimdi geliyordum. Hıçkırıklarım arttıkça nefes alamadığımı fark ettim. Üzerimdeki tişörtü çekiştirerek çıkardım. Sutyenimle çıplak parkeye yan yattığımda sarsılarak ağlıyordum. Gözyaşlarımın parkede minik gölcük oluşturduğuna yemin edebilirim. Yerde cenin pozisyonu aldığımda ne kadar bu şekilde yattığımı bilmiyordum. Kapının yumruklanmasıyla kapanan gözlerimi açtım. Korkuyla koridora doğru bakarken ses çıkarmamaya özen göstermiştim. Hıçkırıklarımı engellemeye çalıssam da başaramadım. Kan olmuş ellerimle ağzımı kapatırken saklanacak bir yer arıyordum. Odalardan birine geçmek için ilerlediğimde dış kapı gürültüyle açıldı. Yerimde dondum kaldım. O an ki çaresizlikle elimden gelen tek şeyi yaptım. Gözlerimi kapatıp acı bir çığlık attım.

Acı mı?

Acı bile bu çığlığın yanında öyle hafifti ki. Anlatmaya cümleler anlamsız, kelimeler ise yetersiz kalıyordu. İki dizimin üzerine oturduğumda bağırarak ağlıyordum. Kendimde değildim. Çıplak parke üzerinde gitgide yaklaşan ayakkabı sesleri duyduğumda sanki mümkünmüş gibi daha da fazla bağırdım. Ellerimi kulaklarıma öyle bir bastırıyordum ki sesleri artık duymadığıma adımı basabilirim.

Kapalı gözlerimi açmaya korkuyordum...
Ellerimi kulaklarımdan çekmeye korkuyordum...
Ayağa kalkmaya korkuyordum... Kısacası Ada Soysal olmaktan korkuyordum.

Kollarımı saran elleri hissettiğimde ne gözümü açtım, ne de bir tepki verdim. Yaptığım tek şey bağırarak ağlamaktı. Aklıma gelen ve beni delirtecek cinste olan düşüncelerimi saymıyorum bile.

Ölüm...

Aklıma gelmesiyle nefesimin kesilmesi aynı anda oldu. Hala burnumu sızlatan kan da bunu tetikliyordu. Dudaklarımı açlıkla araladım. Nefes alamıyordum. Oysaki havanın dudaklarımdan boğazıma süzülmesine bu kadar muhtaçken.

Kendimi zorlarken ellerim boğazımı çoktan sarmıştı. Tırnaklarımı boğazıma geçirirken bir nevi atak gibi birşey geçiriyordum. Boğazımdaki tırnakların sızısı belli olurken nefes alamamamdan kaynaklanan panik daha baskın geliyordu. Boğazımı parçalayasım geliyordu.

-Ada! Nefes alamıyorsun.

Duyduğum sesle soğuk parkeden havalanmam aynı anda oldu. Saçlarım yerçekimine yenik düştüğünde bilincim hala açıktı. Nefes alamamanın verdiği çaresizliği sonuna kadar hissediyordum. Artık dayanacak gücüm kalmamıştı. Vücudum hırpalanırken sırtıma akan soğuk şeyle kapanmış olan gözlerim aralandı. Soğuğun şokuyla boğazımdaki yakıcı hava ciğerlerimdeki yerini bulmuştu. Aralanmış dudaklarımla derin derin nefes alıyordum. Yattığım omuzdan başımı kaldırdığımda su hala sırtıma akmaya devam ediyordu. Soğuk su küveti doldururken başımı çekip tekrar omzuna yatırdı. Nefes alışverişlerimi düzeltmeye çalışırken sırtımı okşayan eli buna hiç yardımcı olmuyordu.

SİYAH MEŞALE Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin