Birbirimize birkaç aşk kadar geç kalmış olmasaydık,
Hep yanlış gidenlerin ardından yorulmasaydık...
Küçükken hep nasıl öleceğimi hayal ederdim.
Bir dileğim olsaydı nasıl ve ne zaman öldüğümü öğrenmek isterdim.
Ama büyüdükçe bunun ne saçma bir istek olduğunu anladım. Eğer araba çarparak öleceğimi söyleseler dışarı çıkmaz, boğularak öleceğimi söyleseler sudan uzak durur, hastalıktan öleceğimi söyleseler kendime daha çok dikkat ederdim.
Ölmek cesaret gerektiren bir işti. Ne zaman öleceğimi öğrenerek gün sayamazdım.
Ya da ne şekilde öleceğimi bilerek bu korkuyla yaşayamazdım.
Ama durum şu an farklı. Trafik kazası, boğulmak veya donmak...
Sahi hiç yanmayı düşünmüş müydüm?
Gözlerim dolarken yüzüme vuran sıcak buharla irkildim.
"Ben ölürsem başkasını sever misin?"
Gözleri ateş kızılıyla aydınlanmıştı. Alnında baloncuklaşan terleri fark ettim.
Cevabımı beklerken bir yandan da pencere pervazını güçlü kollarıyla sarsıyordu. Temiz hava içeri akıyordu ama ne fayda...
Arkamızdaki alevler daha da artarak yaklaşıyordu.
Pencerenin demirlerini avuçlayıp bir kez daha oynattı.
-Boşuna çabalıyorsun.
Sinirle tısladı. Pencereyi daha hırslı sarsarken doğru adımı attığımı anlamıştım. Hırsını ve öfkesini kullanacaktım.
"Ben asla pes etmem!"
-Yanarak öleceğiz. Acı çekerek.
Ölümü son raddeye kadar hissederek...
Pencereyi sanki koparıp fırlatacak gibiydi. Öfkesinin gücünün karşısında hiçbir şey kolay kolay duramazdı. Sarsılan demir kulaklarıma itfaye sirenleriyle beraber eşlik etti.
En sonunda kopan demiri sinirle aşağı fırlattı. Umutla yanına yaklaşırken elbisemin eteklerini yırtmaya başlamıştı.
-Ne yapıyorsun?
Telaşla ellerini durdurmaya çalışırken beni dinlemiyordu bile.
Kendi tişörtünüde ucuna bağlayıp pencereden aşağı sallandırdı. İkinci kattaydık.
Muhtemelen planı yaptığı iple aşağı inmekti.
"Hadi!"
Kararsızca ona baktım. Yüzü bulanıklaşmıştı. Gözlerimi kapayıp tekrar açtım.
Duman beynimi uyuşturmaya başladı. Belkide bu pencere açık olmasaydı çoktan bayılmıştık.
-Önce sen in.
Beni dinlemeyip zorla pencereden aşağı sallandırdığında çığlık attım. Tuttuğu elimi elbisemden yaptığı halata yöneltti. İp kısa olduğu için aşağıda kalan kısım hala yüksekti. Tutunduğumdan emin olduktan sonra kolumu bıraktı.
Yukarıda bana bakan topraklara baktım. Onunda inmesi için hemen atlamak zorundaydım. İp ellerimin arasından kayarken hala gözlerine bakıyordum.
Bir anlık uçuyormuş hissi ve kalçamdaki müthiş acı. Yine ip sayesinde ucuz kurtulmuştum. Tahminimden daha yüksekti. İnleyerek ayağa kalktığımda neden etrafta kimsenin olmadığını merak ettim. Oysaki itfaiyecilerin yangını kontrol altına alması için evin etrafını sarması gerekiyordu.
-Savaş hadi gelebilirsin!
Önüme düşen yanmış iple pencere pervazına baktım.
-Savaş!
ŞİMDİ OKUDUĞUN
SİYAH MEŞALE
ChickLitAilen.. Arkadaşların.. Akrabaların.. Güvendiğin.. Sevdiğin.. Hatta tanıdığın herkesi gözümü kırpmadan öldürebilirim. Sırf yakınımda durman için çevrendeki herkesi senden alırım ve yapayalnız kalırsın. Tabi bir kişi seni asla yalnız bırakmaz! "O KİŞİ...
