52.BÖLÜM (Ankara)

1.3K 78 8
                                        

-Gül Güzeli...

Elini son defa yanağıma koy
İstemiyorsan giderim
Giderim
Serin bir sonbahar akşamında söz
İsmini unutur silerim
Silerim

Tuttuğum kalem olsa, yüreğinin elleri
Bir defa daha yazsa, bebeğim bebeğim bebeğim
Eğer bir masal perisi, girerse rüyalarına

Öldü dersin gül güzeli, tılsımını kaybetti
...

Müziğin sesini bölen titreşimle şiş gözlerimi açtım. Karanlığa alışan gözlerim ekranın ışığıyla daha bi sulanmıştı. Ekrana baktıkça sanki iğneler batıyordu. Böyle hissediyorsam yüzümün nasıl göründüğünü tahmin bile edemiyorum.

-Efendim anne.

Endişesini hissedebiliyordum. Gözlerimi istemsiz devirdim. Ona tüm gece boyunca iyi olduğumu, sadece buralardan biraz uzak kalmam gerektiğini anlatmıştım. Bunu istememişti. Hatta izin vermeyeceğini biliyordum. Ancak Savaş'tan uzak durmak için yaptığımı öğrenince bana hak verdi.

Hatta gitmemin en iyi seçenek olduğunu kendi kendine tekrar ediyordu.

"Hâlâ otobüste misin?

Neden uçakla gitmedin?

Acıkmadın değil mi?

Savaş seni arıyor mu?"

Sorularını sessizce dinledim. Bunu fark edince ismimi tekrarlayarak burada olduğumu kontrol etmişti.

-Otobüste gayet rahatım. Uçakla gitmedim çünkü canım istemedi. Yolculuğun uzun sürmesi daha iyi.

Başım öne eğilmişti. Yolculuk uzun oldukça kendimi yiyip bitiriyordum.

-Ve Savaş. Aramadı çünkü yeni hattını bana verdin anne!

Sinirle cevapladım. Bana kendine yeni aldığı hattı vermişti. İş yerinden gelecek aramalardan bıkacağımı söylediğimde bunun henüz hiç kullanılmadığını söyleyerek beni ikna etmişti. Buna pek ihtimal vermesemde kabul ettim. Başka şansım yoktu.

"Böylesi senin için daha iyi yavrum. Oraya vardığında haber ver."

Telefonun kapanmasıyla müziğim kaldığı yerden devam etti. Başımı damlaların asılı kaldığı cama döndüm. Hayatım ne tuhaftı. Daha dün gece Savaş'ı odasında izliyordum. Oysa şimdi..

Otobüste Ankara'ya yolculuk yapıyorum.

O gece eve çok geç saatte varmıştım. O gün sabaha kadar annemi sakinleştirmek zorunda kaldım. Bir de üzerine babamın eve döneceğini öğrendim. Ankara'ya gelmek kaçınılmazdı artık benim için. Hem Savaştan kaçıyordum, hem babamdan, ha bir de kendimden..

Derin bir nefes aldığımda gözlerimi kapattım. Annem babamla aramızı bulmaya çalışıyordu. Bu yüzden benim Ankara'ya gelmemi istemedi. Ama Savaş'tan uzak kalmam için bu kararını mecbur değiştirmek zorunda kaldı.

Hayatım kaçmakla geçiyordu. Bunları düşünürken yan tarafımdan uzatılan peçeteye baktım. İlk başta otobüsün mavi ışıklarından onun ne olduğunu anlamamıştım.

Bakışlarımı mahçup olarak sahibine çevirdim. Hızla kulaklıklarımı çektim.

-Şey..

Ben rahatsız ettim galiba?

Elindeki peçeteyi alıp son zamanlarda kuru kalmayan yanaklarımı sildim.
Hafifçe gülümsedi.

"Başkaları da sizi rahatsız etmiş galiba."

SİYAH MEŞALE Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin