KORKU

453 53 7
                                    

"Korkuyorum." Diye fısıldadım. İlyas kolunu omzuma attı. 

"Korkma. Herkes seni çok seviyor. Seçim yapmak zorunda değilsin. İkisiyle de görüşebilirsin." Tuttuğum nefesimi serbest bıraktım. Eve dönüşte abimlere biraz yalnız kalmak istediğimi söyleyip sahilde inmiştim. Sonra İlyas'ı arayıp çağırmıştım. Neden bilmiyorum ama..Sanki ikinci bir abim gibiydi.

"Kendimi oraya ait hissetmiyorum İlyas." Dedim. Gerçek anne ve babamı görmüştüm. Kötü niyetli olarak beni vermemişlerdi ama bu beni bıraktıkları gerçeğini de değiştirmezdi ki. Hem ben onlarla mutlu olurdum ki..iyi hayatmış bilmem neymiş ailem yanımda olacaktı. 17 yıldır bir yalanın içinde yaşıyordum.  Ve biyolojik ailem kesin bir  dilde seçim yapmamı istiyordu benden.

"Ne olursa olsun ikisi de senin ailen. Sadece biri sadece doğuran diğeri ise büyüten. Hangisiyle daha mutluysan oraya aitsindir. " 

"Ben..Bilmiyorum." 

"Zamanla göreceksin." Diyerek saçlarımı karıştırdı.  İlyas'a boş bir şekilde baktım. neden herkes saçlarımı karıştırıyordu?

"Nasıl başarıyorsun?" Diye sordum.

"Neyi?" 

"Bu kadar mantıklı konuşmayı...Sanki Edebiyat kitabı yutmuşsun." dedim. Kafasını geriye atarak kahkahasını bıraktı. Dudaklarım yukarı doğru kıvrılırken sessizce güldüm. 

"kitap falan yutmadım çok bilmiş. Sadece..Empati" Gülerek banktan kalktım. 

"Bana elma şekeri alır mısın? 

"Bu saate nerden bulayım?" Telefonumu çıkarıp saate baktım. Saat 6 olmuştu. Daha hava bile kararmamıştı ki. Kollarımı önümde bağlayıp dudağımı büzdüm.
"Tamam çok bilmiş. Bekle burda." Gülümseyerek kafımı salladım.

Zor bir gün geçirmiştim ve eve gitmeye korkuyordum. Ne diyeceklerini bilmiyordum ya da ne tepki vereceklerini. İşte bu yüzden korkuyordum. Telefonum titremeye başlayınca cebimden çıkartıp arayan kişiye baktım. Annem arıyordu. Sessize alarak geri cebime koydum. Gözlerim tekrar dolmaya başlarken nefesimi tuttum. Hayır İris. Şimdi olmaz.

"Al bakalım." diyerek arkamdan öne doğru bir el uzandı. İlyas'ın elindeki elma şekerini alıp yemeye başladım

"Teşekkürler."

"Rica ederim." diyip bankın üzerinden atladı ve yanıma oturdu. Telefonum tekrar titremeye başladı. Cebimden çıkarıp arayan kişiye baktım. Annem arıyordu. Sessize alıp boş bir şekilde ekrana bakmaya başladım.

"Açmayacak mısın?" Omuz silktim. "Onlar senin ailen. Böyle yapma. Seni merak ediyorlar." titreyen sesimle konuştum

"Ne yapacağımı bilmiyorum. Ben...Ben korkuyorum. Onları kaybetmekten yeni bir hayata başlamaktan."

"Bana bak..Burda endişelenmesi gereken kişi sen değilsin. Iki ailen de endişelenmeli. Herşeyi akışına bırak. Kimin için daha değerliysen ya daa kimde daha mutluysan orda kal." kafamı salladım.
"Hadi. Seni eve bırakayım."

Beraber banktan kalkıp İlyas'ı takip etmeye başladım. Kaldırımın kenarında park edilmiş gri  arabayı görüş alanıma girince bütün vücudumu bir anda stres kapladı.
Ural arabadan inip hızla yanıma geldi ve kolumu tuttu

"Nerdesin sen?! Senin yüzünden toplantıyı yarım bıraktım." heh neden bu kadar kızdığı şimdi belli oldu.

"Burdayım işte." dedim sakince.

"Arslan seni merak edince peşinde koruma olarak gezdirmeye başladı heralde beni! Babana söyle bir daha böyle işlerle beni uğraştırmasın. Bebek bakıcısı olamam ben!"

Kızıl CadıHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin